Başbakan Ahmet Davutoğlu, TBMM Başkanı İsmail Kahraman ile gerçekleştirdiği görüşme sonrası gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Meclis yönetiminin oluşması ve hükümetin teşekkül etmesinin ardından verilen vaatleri birer birer yerine getirmek için harekete geçtiklerini belirten Davutoğlu, 3 ay için açıklanan vaatlerin yüzde 30'unu gerçekleştirdiklerini ve takvimlerinde hiçbir sapmanın olmadığını söyledi.

Davutoğlu, aynı şekilde 3 ay için açıklanan reform paketlerinin yüzde 25'inin Meclis'e sevk edildiğini ifade ederek, önümüzdeki hafta Bakanlar Kurulunda ayrımcılıkla mücadele başta olmak üzere reform yasalarını görüşmeye devam edeceklerini belirtti.Davutoğlu, hız kesmeden vaatleri, reformları ve icraatları yerine getirirken, terörle kararlı mücadeleyi de sürdürdüklerini kaydetti. 

Vadettikleri reformların başında yeni anayasa geldiğini dile getiren Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Yeni bir anayasa fikri bu seçim sonrasında ortaya çıkmış bir fikir değildir. Aslına bakarsanız, 12 Eylül Anayasası devreye girdikten sonraki bütün sivil kadrolar, rahmetli Özal'dan bu yana bütün sivil kadrolar yeni bir anayasa yapmak idealini hep gündeme getirdiler. Hiçbir siyasi parti yok ki 12 Eylül Anayasasını beğenmiş olsun ve yeni bir anayasa ihtiyacından bahsetmemiş olsun. Hemen hemen her hükümet, her siyasi parti, kurulduğu zaman veya seçime giderken, 12 Eylül Anayasasının darbe niteliğinden şikayet etmiş ve bu darbe niteliğine karşı sivil bir anayasa yapımı konusunda millete vaatte bulunmuştur. Bunun istisnası yoktur. '12 Eylül Anayasasından memnunum' diyen de kimseye rastlanmadı. Maddelerin neredeyse üçte ikisinde büyük değişiklik yapıldı ama halen anayasa ihtiyacı gündemde oldu. AK Parti iktidarı olarak bizler de 2002 yılında kurulduktan hemen sonra, Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde bu ihtiyacı hep gündeme getirdik. Bütün seçimler sonrasında da hep adımlar attık."

"33 YILLIK KİMSENİN MEMNUN OLMADIĞI ANAYASA YÜRÜRLÜKTE" 

Başbakan Davutoğlu, 2007 seçimlerinden sonra AK Parti bünyesinde bir komisyonun oluştuğunu ve teklif hazırladıklarını, 2011 seçimlerinden sonra da bir uzlaşma komisyonu çerçevesinde çalışmaları sürdürdüklerini anımsattı.

"33 yıllık kimsenin memnun olmadığı anayasa halen yürürlükte" diyen Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"Dolayısıyla bir taraftan acil eylem planı ve diğer icraatlar çerçevesinde adımlar atarken, diğer taraftan da özgürlükçü, katılımcı, sivil, güçler ayrılığı prensibine dayanan, kısıtlayıcı ve yasaklayıcı olmayan, insan onurunu öne çıkaran, vatandaşlığı esas alıp devleti vatandaşa göre tanımlayan yeni bir anayasa fikriyle kamuoyumuzun önüne çıktık. Hep vurgulayageldim; biz bir söz verdik mi bu sadece kağıtta kalsın diye vermeyiz, uygulama konusunda elimizden gelen bütün çabayı gösteririz."

Anayasanın mutabakatla çıkarılması gereken bir metin olduğuna işaret eden Davutoğlu, AK Parti'nin yeterli sayıda milletvekili olsaydı dahi yeni anayasanın mutabakatla yapılmasından yana bir tutum sergileyeceğini söyledi. 

Davutoğlu, anayasanın herkesin içine sinen, yüz yıl geçse bile kullanılabilecek bir metin olması gerektiğini belirterek, "Eğer geçmişte anayasa metinleri bu mantıkla yazılmış olsaydı şimdi biz bunu tartışmıyor olurduk çünkü kalıcı bir metin ortaya çıkardı ama maalesef bizim anayasalarımız hep tepki anayasaları şeklinde ortaya çıktı ve konjonktürel nitelikleriyle öne çıktı" diye konuştu. 

Seçim öncesinde verdiği sözü yerine getirerek, yeni bir geleneği başlatmak üzere muhalefet partilerinin liderlerinden randevu talep ettiğini hatırlatanDavutoğlu, bunun demokrasilerin bir gereği olduğuna inandığını, ayrıca böyle bir geleneğin yerleşmesini ümit ettiğini söyledi. 

Hiçbir ayrım gözetmeden bütün siyasi partilerden randevu talep ettiğini dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Ancak bir siyasi partinin mensupları, eş başkanları bu randevu talebinin ruhuna uygun olmayacak şekilde gayriciddi ve samimi olmayan açıklamalarda bulundular. Samimi değillerdi çünkü gündem olarak ortaya konan meselenin dışına çekmeye çalıştılar. Ciddi değillerdi, halktan yetki almış bir devlet adamının, bir başbakanın talebi karşısında son derece istihzai ve devlet adamı ciddiyetine yakışmayan açıklamalarda bulundular. Bunun neticesinde de kendileriyle randevumu iptal etmek durumunda kaldım çünkü ben muhatabımda ciddiyet ve samimiyet ararım."

"SON DERCE MEDENİ GÖRÜŞMELER YAPTIK"

Kendisine ciddiyet ve samimiyet gösteren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile bir araya geldiğini, son derece medeni, demokratik olgunluğa uygun görüşmeler yaptıklarını aktaran Davutoğlu, kendilerine teşekkür etti. 

Kılıçdaroğlu ile konuları açık yüreklilikle ele aldıkları bir görüşme yaptıklarını belirten Davutoğlu, üç temel konuda mutabakata vardıklarını bildirdi.

12 Eylül Anayasası ile 12 Eylül'e dayalı darbe hukukunun tümüyle ortadan kaldırılması için birlikte çalışmaya hazır olduklarını dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bu çerçevede de 'Anayasa Uzlaşma Komisyonunun aynı doku ve yapı içinde, esaslar çerçevesinde çalışmasına tekrar başlaması için iki lider olarak onayımızı vereceğimizi söyleyebiliriz' dedik. Bunda mutabık kaldık. İkincisi Meclisin daha etkin, daha süratli ama aynı zamanda denetime de daha açık, muhalefetin talebi çerçevesinde yürütülebilmesi için Meclis İçtüzüğünde de benzer bir reformun yapılması ve bu çerçevede daha önce oluşmuş komisyonun çalışmalarının devamı konusunda mutabık kaldık. 

Üçüncüsü de vize muafiyeti başta olmak üzere AB reformları ve genel olarak reformlar konusunda da işbirliği yapma ve zamanlı olması bakımından vize muafiyetinin bağlamındaki refomlarda iktidar ve muhalefetin birlikte süreci hızla işletmesi konusunda mutabık kaldık."

Tüm bunların iyi bir başlangıç olduğunu vurgulayanDavutoğlu, MHP lideri Bahçeli ile de son derece medeni bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi.

Kılıçdaroğlu ile mutabık kaldıkları konularda Bahçeli ile de mutabık olduklarını kaydeden Davutoğlu, Bahçeli'nin üç konuda olumlu kanaatini ilettiğini anlattı. 

"MUTABIK KALDIĞIMIZ HUSUSLARI AKTARDIM"

Üç siyasi partinin, bu üç konuda anlaştığını aktaran Davutoğlu, "Bir siyasi partinin genel başkanı ve Başbakan olarak benim vazifem bu diyaloğu sağlamak, bu tartışma ve konuşma zeminini oluşturmak. Bu oluştu, netice de hasıl oldu" diye konuştu. 

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Anayasa ve İçtüzük bundan sonra Meclis içinde yürütülmesi gereken süreçlerdir. Yani yürütme olarak biz görevimizi yapıp, muhalefetle ortak zemin oluşturduk, şimdi artık görev Meclisin görevidir. Bu çerçevede de bundan sonra atılacak adımlar bağlamında arkadaşlarımla Sayın TBMM Başkanımızı ziyaret ettim. 

Kendisiyle yaptığım görüşmede iki değerli siyasi liderle mutabık kaldığımız hususları aktardım. Ancak bundan sonra bu sürecin işlemesi için Meclis mekanizmalarının çalışması gerekir. Gerek Anayasa Uzlaşma Komisyonu gerekse İçtüzük ile ilgili komisyonun oluşması için değerli Başkanımızın devreye girmesi ve bütün partilere bu konuda çağrı yapmasının uygun olacağı kanaatimi kendilerine arz ettim. Biz bu anlamda görevimizi belli bir aşamaya getirdik. Şimdi Sayın Meclis Başkanımız hangi yöntemle, nasıl yapacağı tamamen kendi takdirleridir, partiler arasında oluşan mutabakatı hayata geçirmek üzere gerekli adımları herhalde atacaktır, değerlendirecektir."

"SIĞINACAĞIMIZ MAKAM TBMM ÇATISININ ALTIDIR"

Türkiye'nin etrafında bir ateş çemberi olduğunu, ülkelerin ciddi sarsıntılar geçirdiğini ifade eden Davutoğlu, böyle bir dönemde Türkiye'nin en büyük gücünün demokrasisi, insan hak ve özgürlüklerine dayalı siyasi sistemi olduğunu vurguladı. 

"Böylesi bir kritik süreçte Türkiye'nin en büyük makamı, nihai kertede sığınacağımız, İstiklal Harbi'nde sığındığımız makam neresiyse orasıdır. O da TBMM çatısının altıdır" diyen Davutoğlu, bütün siyasi partilere ne konuşacaklarsa Meclis çatısı altında nezaket ve karşılıklı saygı içinde konuşmaları çağrısında bulundu. 

Davutoğlu, "Bu çatı altında her şey söylensin ama bu çatı dışına çıkıldığında meşruiyet çizgisinden ayrılmayalım" dedi. Yeni anayasanın kutuplaşma değil, birleşme vesilesi olarak görülmesini isteyen Davutoğlu, teröre karşı da omuz omuza, birlik içinde durulması gerektiğini belirtti. 

Meclis Başkanının çağrısına bütün partilerin olumlu yanıt vermesini ümit ettiğini dile getiren Davutoğlu, sürecin hayırlı olması dileğinde bulundu.

Davutoğlu, milletin hakkını, hukukunu kendi şahsi menfaati için kullanan herhangi birisi ile ilgili "parti üyesi veya genel başkan yardımcısıdır" diye müsamaha göstermelerinin söz konusu olamayacağını söyledi. Ahmet Davutoğlu, AK Parti'nin kuruluş ilkelerine, değerlerine aykırı düşen yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar konusunda tutarlı bir çizgi göstermeyenlerle ilgili, kim olursa olsun, partinin kurullarında değerlendirmeler yaparak gereken adımları atacaklarını belirtti. 

Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"Partimizin ilgili birimleri MYK'yı bu belediye başkanları hakkında bilgilendirdi. Bu belediye başkanları konusunda MYK'mızın mutabakat ile ulaştığı bir sonuç oldu. Partimizin temel ilke ve prensiplerine ve en fazla önem verdiğimiz milletimizin hak ve hukukunu korumak, bu konularda herhangi bir istismara izin vermeme yönündeki en temel siyasi etik ve ahlak prensibine uygun bir şekilde bu belediye başkanlarına merkez disiplin kuruluna sevk etme kararı aldık. Aynı şekilde iki belediye başkanı ile ilgili olarak da var olan bizim için, bize iletilen bilgi ve belgeler etrafında oluşmuş bazı suç unsurları olduğu düşüncesiyle İçişleri Bakanlığı nezdinde de gerekli girişimlerde bulunma kararı aldık. AK Parti kadroları ak kadrolardır. Milletimizin tek zerre hukukunu dahi korumak bizim görevimizdir." 

Başbakan Davutoğlu, seçim sürecinde Bergama'da sağanak yağmurun altında kendisini bekleyen kadınların halen gözünün önünde olduğunu ve onların emekleri üzerinden kimsenin şahsi menfaat elde etmesine izin vermeyeceğini söyledi. Davutoğlu, bundan sonra da bu konularda gereken adımları atacaklarını kaydetti. 

Davutoğlu ayrıca, "Bir bakanla ilgili olarak ise bu tamamıyla partimizin yine tüzüğünün gereği olarak, partimizin temel ilke ve politikalarını parti kurumları içinde değil de kamuoyu önünde, bizim için uygun olmayan platformlarda dile getirmiş olmaları dolayısıyla bir disiplin meselesidir. Onunla ilgili de gerekli adımları attık. Bizim partimiz özgür düşünce platformudur. Herkes düşüncesini sergiler ama nihayetinde parti disiplini çerçevesinde de hepimizin uyması gereken kurallar var" dedi. BaşbakanDavutoğlu, bu adımların bu çerçevede atıldığını ve bundan sonra da bu ilkeler etrafından herhangi bir şekilde yeni adım atmak gerekmesi durumunda hiçbir şekilde tereddüt göstermeyeceklerini dile getirdi. 

"BİZİM İÇİN TERÖR TEHDİTLERİ ARASINDA BİR FARK YOK"

ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph F. Dunford'un Türkiye ziyaretinin sorulması üzerineDavutoğlu, ABD-Türkiye ilişkilerinin iki stratejik müttefikin ilişkisi olduğunu söyledi.

Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"Hep vurguluyoruz. Bir ateş çemberinin ortasında, Türkiye hem kendi ulusal güvenliğini korumaya çalışıyor hem de ittifak sisteminin bir parçası olarak bu bölgede ittifak sisteminin zaafa uğramaması için çaba gösteriyor. DAEŞ terör örgütünün oluşturduğu tehdit var. Bu konuda alınmış BM kararları var. Bizim için, PKK'nın oluşturduğu ve PKK bağlantılı Suriye'de YPG'nin PYD'nin oluşturduğu tehdit var. Bizim için terör tehditleri arasında bir fark yok. Türkiye, Irak ve Suriye hattında çok ciddi bir ulusal güvenlik sorunu yaşıyor. Bu bağlamda siyasal düzeyle Sayın Obama ve Sayın Joe Biden ile yaptığımız görüşmeler var. Ayrıca, kurumlarımız arasında başta askeri yetkililer arasında olmak üzere yoğun istişareler de devam ediyor. Dikkat ederseniz dün de Fransa Savunma Bakanı buradaydı. Savunma bakanları ile sürekli askeri temas halindeler. Çünkü artık Suriye krizi herhangi bir ülkenin krizi olmakta çoktan çıkmış durumdadır. Bir bölgesel kriz olmaktan çıkmış durumdadır. Paris'te patlayan bomba da Ankara'da patlayan bomba da ülkenin bölgede olmasından bağımsız olarak ülkeleri etkiliyor. Bu bağlamda yoğun bir istişare içindeyiz. "

SURİYE VURGUSU 

Davutoğlu, ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dunford'un, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın davetlisi olarak geldiğini hatırlattı. Davutoğlu, görüşmede varılan sonuçlar itibariyle de kendisinin de ziyaret edildiğini, istişare imkanı olduğunu kaydetti.

Ahmet Davutoğlu, bu konuda birkaç hassas husus üzerinde özellikle durduklarını belirterek, şöyle konuştu:

"Birincisi, terör örgütlerinin Türkiye'ye ve bölgesel ile küresel barışa yönelttikleri tehdide karşı alacağımız ortak tutum, ortak tavırdır. Bu konuda herhangi bir görüş ayrılığı söz konusu değil. İkincisi, Suriye ve Irak bağlamında, özellikle bu ülkelerdeki merkezi kontrolün zayıflaması, dolayısıyla ortaya çıkan boşluk ve başta Rusya olmak üzere yabancı güçlerin bu ülkelerde yaptıkları faaliyetler ve onun doğurduğu yeni güvenlik riskleridir.

Bunları da ele aldık. Daha önce birlikte mutabık kaldığımız hususlar vardı. Bunlar iki askeri yetkilinin, iki genelkurmay başkanının istişarelerinin sonuçları itibariyle de bize aktarıldı. Biz de kanaatlerimizi ifade ettik. Sayın Obama ve ABD yönetimi nezdinde bu kanaatleri zaten her düzeyde paylaşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız, ben her düzeyde görüşüyoruz bunları. Askeri yetkililer bağlamında da bütün bunları kapsamlı değerlendirme imkanı oldu. Özellikle Suriye'de siyasal sürecin işlemesinin hemen öncesinde alanda askeri kazanım elde etmek için sivillere yönelik sürdürülen bombardımanlar, Rusya tarafından ve alanda değişik grupların girdikleri güç mücadeleleri konusunda da fikir alışverişinde bulunduk." 

İki yıl süren çalışmada mutabakat şartının mesafe alınmasını zorlaştırdığını söyleyen Davutoğlu, "Ama aynı mutabakat şartı 60 maddede bir mutabakat sağlanmasını da temin edebildi ve yavaş yürüyen, fakat sonuçta bir mutabakat zemini oluşan bir tablo ortaya çıktı" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bizim kanaatimiz ve liderlerle görüştüğümde de genel arzunun o olduğunu görmüş olmam dolayısıyla Uzlaşma Komisyonu'nun işleyiş biçiminde bir değişiklik yapmamak yönünde. Hani tek başına AK Parti karar verseydi büyük bir çoğunluk şeyinde geçerdi ama bunun her iki lider tarafından da kabul görmediğini müşahede ettim. Dolayısıyla bunu bir tartışma konusu yapmayız. Aynı esaslar üzerinde devam edebiliriz ama şimdi farkımız şu, bir kere daha önce oluşmuş büyük bir müktesebat var. Yani 33 yıldır bu anayasa hakkında ne söylenecekse her şey söylendi. Yani yeniden bir şey keşfedecek değiliz. Bir de bu Uzlaşma Komisyonu mutabakatı var, yani oluşmuş müktesebatı var. O müktesebat üzerinde daha çabuk yol alınacağını düşünüyoruz. Bu ayrım bilerek ve entelektüel bakımdan da yaptığım bir ayrım, yani salt siyasi bir ayrım değil. Anayasanın ruhu ve iskeleti şeklinde yaptığım ayrım. Anayasanın ruhu konusunda daha kolay mesafe alabiliriz. Bu ruhu iyi dokursak, sonra bu ruha zarar vermeyecek, bu ruhu yaşatacak, yani insan hak ve özgürlüklerine saygılı, insanı odak alan, vatandaş hukukunu devlet hukukundan önceye alan, devleti vatandaşa göre tanımlayan, vatandaşı devlete göre değil, güçler ayrılığı prensibine dayanan, temel, çağdaş anayasa ilkeleri konusunda bir mutabakat hasıl olduktan sonra ola ki iskeleti konusunda, başkanlık ya da parlamenter sistem, doğabilecek ihtilafları bu mutabakata referansla tartışabiliriz. Yani birisinin kaygısı varsa başkanlık sistemiyle ilgili bu mutabakat ruhu dediğim mutabakatta 'Şuna uygun düşmüyor' derse tartışırız."

Başkanlık sistemini savunduklarını söylediklerini hatırlatan Davutoğlu, "Ama baştan 'Şu olmazsa hiçbir şey olmaz' gibi kırmızı çizgiler, siyasette hele hele herkesin mutabık kalması gereken bir metin konusunda olmaması gereken bir tavır. Nasıl biz şimdi esnek bir şekilde diyorum ki biz başkanlığı savunuyoruz ama her şeyi tartışmaya hazırız. Çünkü bu mutabakat metnidir. Aynı şekilde muhalefet partilerinin de iktidar partisinin onayının gerektiği bir anayasayı da düşünmelerini bekleriz" değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, "Dolayısıyla aynı esaslar çerçevesinde ama bu sefer süreli olarak, 6 aylık bir süre var zihnimizde, bunu da ben liderlerle paylaştım. 6 ay içinde geçmiş müktesebatın da göz önüne alınması halinde yeterli olduğu kanaatindeyim" görüşünü dile getirdi.

Başbakan Davutoğlu, 6 ay sonra veya arada belli aşamalarda, muhalefet liderleriyle tek tek ya da topluca bir araya gelebileceklerini belirterek, bu konuda da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin herhangi bir itirazlarının olmadığını aktardı.

Davutoğlu, "Bir araya geliriz, 'Sizin kaygınız ne? Bu kaygıyı nasıl giderebiliriz? Gelin konuşalım' deriz. O kaygıyı giderecek düzenlemeleri de birlikte yaparız ama nihayette ön yargısız bir şekilde masaya oturmak önemli" ifadesini kullandı.

"ZORLA ONLARI ANAYASA KOMİSYONU'NA GETİRİP SOKACAK DEĞİLİZ"

HDP ile ilgili bir soru üzerine Davutoğlu, "Herhalde şu anda köşelerine çekilip değerlendirdiklerinde yaptıkları sorumsuz açıklamalardan kendileri de memnun değillerdir. Eğer o sorumsuz açıklamaları yapmamış olsalardı, bugün ben burada kendilerinden de bahsedecek ve belki uzlaştığımız konular hususunda kendilerine de teşekkür edecektim" dedi.

Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Ama o sorumsuz açıklamalar, benim aradığım iki temel şartı, samimiyet ve ciddiyeti yok eden açıklamalar bugünkü bulundukları yere onları getirdi. Bir hata yaptılar, ondan dönüş imkanı şimdi Sayın Meclis Başkanımızın yapacağı çağrıya verecekleri cevapta varama yok, aynı hataya devam edip milletin iradesini temsil eden bu Meclis'in en yüce makamına, yani Meclis Başkanlığına -Sayın Meclis Başkanımız, AK Parti Milletvekili olarak seçildi ama şu anda bütün milletimizi temsil eden bir makam ve onun gereğini de çok özenle yapan bir Meclis Başkanımız var- Meclis Başkanımızın yapacağı bir çağrıya da 'Hayır' derlerse aynı ciddiyetsiz, aynı samimiyetsiz tutumu sergilemiş olurlar. Bunlara 'Hayır' dedikten sonra hele hele gidip Cizre'de, Silopi'de kazdıkları çukurları savunarak, sanki bu çukurlar üzerinden özerkliğe, öz yönetime gidilecekmiş gibi bir anlayışı gündeme getirirlerse gayrimeşru, illegal her türlü adımın içinde olurlar. Varsa bir teklifleri işte Anayasa Komisyonu. Gelsinler ne diyeceklerse orada desinler ama yok burada onları demeyeceksiniz, o zaman size oy vererek buraya göndermiş olan seçmenlere en büyük ihaneti yapmış olursunuz. Sonra da gidip eğer terörü, şiddeti, çukurları, barikatları savunurlarsa girdikleri yanlış yolda bir dehlize girerler, oradan çıkamazlar. Tabii kendi bilecekleri iş. Randevu talep ederken kendi irademle yaptım. Reddederken de bu iradeyi kullandım. Onlar da samimiyetsiz ve ciddiyetsiz tutumlarını, kendi iradeleriyle sergilediler. Karşılığı, bir bedeli oldu. Ben de iptal ettim. Şimdi de atacakları her adımın halk nezdinde, kendilerine oy veren seçmen nezdinde bir bedeli olur. Ne isterlerse onları yapabilirler. Biz bir şey yapıp edemeyiz. Zorla onları Anayasa Komisyonu'na getirip sokacak değiliz ama girmedikleri anayasa ki bu milletin mutabakatıdır, orada tartışmadıkları bir konuyu defacto olarak, emrivaki gibi, bir isyan çağrısı içinde alanda yapmaya kalkışırlarsa bilsinler ki buna da izin vermeyiz."

Davutoğlu, "Anayasa Komisyonu'nda ne kadar özgürlükçü, esnek, her türlü fikre açıksak, Türkiye'de kamu düzeninin korunması konusunda da o kadar kararlı, o kadar azimli ve o kadar tavizsiziz. Bunu da bilmelerini beklerim. Bu çok açık ve net bir mesajdır. Anayasa Komisyonu'nda ne kadar esnek ve ne kadar özgürlükçüysek Cizre, Silopi, Sur başta olmak üzere çukur kazan herkes karşısında veya herhangi bir gayrimeşru tavır içinde terörü teşvik eden karşısında da aynı ölçüde kararlı, azimli ve tavizsiziz" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, "Hani orada oluşturacakları bir takım şeylerle bize bir şey dikte edeceklerini, bu Meclis'e hele, sadece AK Parti'ye değil, bu Meclis'e bir şey dikte ettireceklerini düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Bu Meclis, Türkiye'yi kuran Meclis. Bu Meclis, düşman işgali, bütün düvel-i muazzamayı bu ülkeden söküp atan bir Meclis. Onların terörüne, şiddetine yol vermez bu Meclis. Biz yolumuza devam ederiz" değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, "Gelirlerse Meclisimizin her ferdine, sadece onlara kişisel olarak değil, seçmenlerin onlara verdiği saygı dolayısıyla saygı duyar, birlikte çalışırız. Gelmezlerse yapacakları tercih kendilerini çıkmaz bir sokağa sokar" ifadesini kullandı.

"ŞU ANDA ELİMİZE GELMİŞ BİR FEZLEKE YOK"

HDP'li milletvekilleriyle ilgili dokunulmazlık dosyalarının gündeme gelmesi halinde tavırlarının ne olacağının sorulması üzerine Davutoğlu, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu ve hukuk devletinin kendi kurallarını işletmek durumunda olduğunu söyledi.

Meclis kürsüsünün dokunulmaz olduğunu belirtenDavutoğlu, "Meclis'te söylenen sözler ne olursa olsun onu söyleyen kişilere yönelik her türlü tutum karşısında da önce AK Parti olarak biz, onların hakkını, hukukunu savunuruz" dedi.

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz bu Meclis'te, başörtülü bir hanımın Meclis kürsüsünde yemin etmesi için engellemelerle karşılaşıldığı anda en dirayetli, en onurlu tavrı sergilemiş bir kadronun devamıyız. Düşünce ve fikirlerini söylemesi konusunda kimseye sınır getirilmesine izin vermeyiz. Biz buna karşı çıkarız. Dokunulmazlık da esasında budur. Her türlü fikir burada dile getirilir. Her türlü kanaat burada serdedilir. Burası özgürlüğün kalesidir, burası milli iradenin kalesidir ama aynı özgürlük bakınız, dün Ordu'da Akkuş köyünde hani evine bile zor ulaşılan, o zor şartlardaki ailenin şehit verdiği evladın acısı yüreğimize dokunuyor. Bugün Şırnak'ta bir şehidimiz daha var. Şimdi bu hain terör örgütü tarafından kandırılan, bu toprakların çocukları, gençler de var. Şimdi onların hukukunu da korumak bu Meclis'in görevidir. Dolayısıyla burada eğer hak ve özgürlükler çerçevesinde serdedilen konular etrafında bir dokunulmazlık bahsi açılırsa kim olursa olsun, bize en aykırı fikri savunanın da dokunulmazlığını savunmak benim görevimdir, kadrolarımın görevidir ama eğer bir açık suç işleniyorsa bir kamu düzenini yok edecek şekilde isyan çağrıları yapılıyorsa terör suçu işleniyorsa terör suçunu işleyenler içinde bazen bu teröristlere silah taşıyan, arabalarında silah taşıyan milletvekilleri söz konusuysa bunlar herhangi bir şekilde bu dokunulmazlık zırhı etrafında yapılacak eylemler de değildir. Orada hukuk devleti kuralları neyi gerektiriyorsa ona bakarız. Şu anda elimize gelmiş bir fezleke, işlemiş bir süreç yok. Dolayısıyla geldiğinde bakarız. Hukuk devleti kuralları içinde gelinmiş, ulaşılmış sonuca bakar, değerlendirme yaparız."

Davutoğlu, "Kimsenin milletvekili olması hasebiyle söylediği fikirler dolayısıyla ilzam edilmesine izin vermeyiz ama kimsenin de milletvekilliği zırhının arkasına sığınarak, toplumun kaderini, insanların en temel hakkı olan hayat hakkını yok sayacak uygulamalar içine girmesine de müsamaha göstermeyiz. Gelişmeleri ona göre değerlendiririz" diye konuştu.