NTV

'En güzel şarkımı henüz yazmadım'

Türkiye

Türk rock müziğinin en önemli isimlerinden Şebnem Ferah, yeni albümü 'Benim Adım Orman'ı Billboard Türkiye dergisine anlattı.

Dört yıl süren bekleyiş nihayet sona erdi ve Türk rock müziğinin önde gelen vokallerinden Şebnem Ferah, 'Benim Adım Orman' adını verdiği albümünü Pasaj Müzik etiketiyle yayınladı.

Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde hazırlanan albüm, 12 yepyeni Şebnem Ferah şarkısından oluşuyor. Ekipten dinlemeye alıştığımız güçlü altyapılar, Ferah’ın incelikli kaleminden yazılanlarla birleşiyor ve bu kez daha sert ama sakin bir Şebnem Ferah albümü sunuyor meraklı kulaklara.

Bir önceki albümünüz Can Kırıkları’nı “Hoşçakal”la kapattınız, Benim Adım Orman’ı ise “Merhaba”yla açtınız. Şarkıyı dinlerken sizden hiç vazgeçmeyen Şeboist’lere selam etmişsiniz, sanki bu şarkıyla onlara “Merhaba” demişsiniz hissine kapıldık. Yanılıyor muyuz?
Şarkının sözel olarak farklı noktalara dokunduğu bölümler olsa da, özellikle B ve nakarat bölümlerinde onları düşündüğümü, konserlerde “Merhaba” demek için sabırsızlandığımı söylemek ve böyle bir sonuca varmak çok yanlış olmaz sanırım.

Albüm kapağında yüzünüz şehre, şehrin ışıklarına dönük ama siz kocaman, büyülü bir ormandasınız. Gerçekten şehrin tüm bu keşmekeşinden kaçabildiğiniz büyülü bir ormanda mı yaşıyorsunuz?
Kendi başıma yaşamaya başladığımdan beri şehrin göbeğinde oturduğum da oldu, biraz daha sakin bölgelerde de... Bazen sükunete ihtiyacı olur insanın, bazen de kalabalığa. Her ikisini de seviyorum ve ihtiyaçlarım ne yöndeyse onu seçiyorum, tabii eğer seçme şansım varsa...

Bir de sizi Peter Pan’in Tinkerbell’ine benzettik. Güçlü, hayat dolu ama bir o kadar da kırılgan; kocaman kanatlı bir peri kızı... Ama bir yandan da kayıp ruhlara yol gösteriyor...
Çok tatlı bir benzetmeymiş, teşekkür ederim. Kendimi, bazen beni bile şaşırtacak kadar güçlü hissettiğim durumlar ve zamanlar da oluyor, kendi kırılganlığımdan yorulduğum durumlar ve zamanlar da... Kendimi bildim bileli böyleyim ve bu bende herhangi bir karmaşaya sebep olmaz, idare ediyorum. Ama başka ruhlara yol gösterme durumu asla bilerek yelteneceğim bir şey değil. Herkesin kendi tecrübelerini kendisinin yaşaması en güzel yol bence.

BİRÇOK HİKAYEYİ BARINDIRAN BİR ALBÜM
Benim Adım Orman. birçok hikayeyi birden barındırıyor. Bir önceki albümle Benim Adım Orman arasında hayata bakışınızda değişiklik oldu mu?
Can Kırıkları albümündeki çoğu şarkı insan olmaya dair var olan birçok duyguyu anlatmaya çalıştığım bir albümdü. Dolayısıyla Benim Adım Orman da bu duyguların devamı niteliğinde, söylediğiniz gibi birçok hikayeyi barındıran bir albüm. Her gün hayata bakışımızı etkileyecek yeni şeyler oluyor, bir şeyler tecrübe ediyoruz, bazı önceliklerimiz değişebiliyor, bazı şeyler daha anlamlı gelmeye başlayabiliyor. Hiçbir zaman “bugünden itibaren şöyle biri olacağım” diyemem ben, ama her gün yeni biri olursunuz çünkü dün yeni bir şeyler öğrenmişsinizdir. Bütün öğrendikleriniz de sizi daha güçlü biri haline getiriyor sanırım.

“Ateşe Yakın” ölümü mü anlatıyor? Şarkının bir hikayesi var mı?
Doğrudur, evet var ama yanlış anlamazsanız dillendirmemeyi tercih ederim.

Albümün belki de en karanlık şarkısı, “Serapmış” Burada hayal kırıklığına uğramış bir kadın, üzüntüsünü caddeye, asfalta akıtıyor. Buradan mutsuzluklarınızı şehirle kodladığınız çıkarımında bulunabilir miyiz?
İnsanın bütün mutsuzluklarını tek bir şeyle kodlaması mümkün değil galiba, hayatta insanı tetikleyen çok şey oluyor, bunlarla başa çıkmak için herkesin ayrı yöntemleri vardır sanırım. Ama ne olursa olsun içimde beni güçlü olmaya, çabalamaya iten bir şeyler var söylediğiniz gibi...

İSTANBUL’U ÇOK SEVİYORUM
“Uçurtma”da “Ben en güzel şarkımı henüz yazmadım” diyorsunuz... Peki hiç “Keşke hiç söylemeseydim” dediğiniz bir şarkınız oldu mu?
“En güzel şarkımı henüz yazmadım” fikri benim hep çok hoşuma gidiyor, umut dolu olmamı sağlıyor; dikkatinizi çektiği için memnun oldum. Bana biri “En sevdiğin şarkın hangisi?” diye sorunca hep aklıma bu geliyordu, ben de en sonunda şarkıda da söyledim. Ama en az sevdiğim şarkı hangisi inanın bilemem, öyle bir yaklaşımım da yok galiba. Hepsinin benim için temsil ettiği duygu halleri, hatıralar var.

Dört yıl içinde sandıkta birçok şarkı birikmiştir... İçlerinden 12 tanesini albüme aldınız. Seçimi nasıl yaptınız?
Albüm için çalışırken bazen yıllar önce yazdığınız bir cümle ya da melodi de size yol gösterici olabiliyor. Benim garip bir çalışma yöntemim var. Her gün hafızamıza bazı şeyler kaydoluyor duygusal olarak. O duygulardan ağır basanlar sizinle birlikte yaşamaya devam ediyor. Bazen daha o an, bazen bir yıl sonra, bazen 10 yıl sonra, bütün o süre içinde biriktirdiklerinizden, ilham aldığınız her detayın belki de toplamından; hızlıca bir şarkı çıkıyor. Hem çok geçmişi olan , hem de anlık ve abartılı duygu hallerinden bahsediyorum. Ve bu tip şarkıları daha çok seviyorum, albümde onları kullanmayı tercih ediyorum. Yoksa bir müzisyen olarak her oturduğunuzda bir şarkı ortaya çıkarmanız mümkün ama bu benim sevdiğim bir yöntem değil.

Albümde en kısa sürede yazdığınız şarkı hangisi?
“Benim Adım Orman”. Ama az önce de söylediğim gibi yazılma anı kısa sürse de, yazacak hissiyata geçme süresi uzun olabiliyor. İkisi farklı şeyler.

ACELECİ BİRİ DEĞİLİM
Genellikle albümleriniz arasında iki yıl bulunurdu. Bu kez dört buçuk yıl gibi uzun bir süre bekledik. Bu bekleyişin nedeni neydi?

Ben her zaman bu konuda aceleci biri olmadığımı söylüyorum. Belli bir tarih belirleyip o tarihe kadar zorla da olsa bir şeyler hazırlamak benim çalışma yöntemim değil. Kaldı ki 2005’ten 2008 yazına kadar o kadar çok konser verdik ve turne yaptık ki... Arada DVD’yi de unutmamak gerek. Yani aradaki süreyi çok dolu dolu ve tamamen müzikle geçirdim. Kendimi dinlenmiş hissetmeye başlayınca da hazırlıklar başladı. Aradaki dört buçuk yıl dışarıdan bakıldığında uzun gözüküyor, uzun da, ama bizler için her anı dolu doluydu.

Hayko Cepkin, Birol Namoğlu, Aslı Gökyokuş ve Ceylan Ertem gibi isimlerin Ferah'a sorularının da yer aldığı röportajın tamamı Billboard'un Ocak sayısında.