Katliamın ‘gerçekleri’: Sorumlu 12 Eylül...

Mardin Mazıdağı Bilge Köyü’nün eski sakinlerinden Mahmut Akbaş, köyde yaşananların nedenlerini; kendi ifadesiyle ‘gerçekleri’, NTV’den Hilmi Hacaloğlu’na anlattı.

13.05.2009 - 00:27

Katliamın ‘gerçekleri’: Sorumlu 12 Eylül...

Telefondaki ses, "devlete kendi haklılığımızı anlatamadık, vahşeti anlatamadık" diyor. Sesin sahibi, Mahmut Akbaş. Mardin Mazıdağı Bilge Köyü'nün eski sakinlerinden. Çelebi ailesiyle 1985 yılında yaşanan kan davasının ardından hüküm giymiş, 3 yıl hapis yatmış. Ailesi köyden ayrılmamış, kaçmış. Akbaş, Çelebi ailesi tarafından öldürülmekten korktuğu için kimliğini değiştirmiş. Uzun zamandır Bursa'da yaşıyor. Toprak gelirlerinden mahrum olduğu için zor geçiniyor ama 'aç değilim açıkta değilim üstelik de yaşıyorum' diyor ve ekliyor 'katliamın ardından büyük bir bilgi kirliği yaşanıyor, şimdi bugüne kadar yazılmayan gerçekleri anlatacağım."

-Biz Sultan Şeyhmus'un torunlarıyız. Dedemiz 12. asrın ilk çeyreğinde eski adı Zangırt olan Bilge köyüne yerleşmiş. Sultan Şeyhmus'un dört evladı da diğer köylere yerleşmişler. Bizim köy, çok zengindir. Portakal ve limon dışında her şey yetişir.

Çelebiler ne zaman geldiler köye?
Cumhuriyet’in ilk yıllarında. Haliliye köyünden çıkmışlar. Çobanlık yapmak, yarıcılık yapmak için bizim köye gelmişler. Köyden kız almışlar. 1980’lere gelindiğinde 5 hane oldular.

O sırada köyde hangi aileler var?
Biz Akbaş’lar kalabalıktık. Akyüz, Aras, Acar, Baş, Başar, Yılmaz bir de Arı'lar. Hani, nişanda ölen damadın ailesi. En çok toprak Yılmaz’lar, Baş’lar bir de biz de vardı. 17-18 bin dönüm toprak bulunuyor köyde. Bunun en az üçte biri ekilir. Bizim köyde çok su var demem o ki çok verimlidir. Bu toprağın ancak 50 dönümü Çelebilerin. Onu da bizim büyüklerimiz 'fakirler' diye onlara zamanında bağışlamışlar.

Mensubu olduğunuz Akbaşlar ve diğer ailelerle Çelebiler arasındaki kan davası nasıl başladı?
Çelebiler o dönemde yan köylerden hayvan çalıyorlardı. Kime sorsanız anlatırlar. Kemal Alpaş diye bir akrabamız var, komşu köyden. Onun hayvanı çalınmış, o da varmış Çelebilerin evine. Etrafta dolanırken tartışma çıkıyor. Kado, pazartesi günü tutuklanan Abdülkadir Çelebi, Kemal’i vuruyor. O günden sonra aileler arasında tartışmalar arttı. Daha doğrusu onunla eski muhtar Halim Çelebi suçu itiraf ediyor.

Sorun hayvan kavgası demek.
Aslında öyle değil. O dönemde yavaş yavaş büyüyor. Devlet bizim köyün yakınlarından geçen boru hattına korucu yapmak istedi. Hatta zorladı. O dönemin karakol komutanı Teğmen H.A. köye iki tane silah dağıttı. Sırayla köyün erkekleri nöbet tutmaya başladı. Bir ay iki ay, biz 'bu işi yapmayacağız, boruyu moruyu beklemiyoruz, gelsin devlet beklesin' dedik. Bunun üzerine Çelebiler'i devreye soktular ve sorunlar büyümeye başladı.

Peki ikinci olay nasıl oldu ? Çelebilerin büyüğü Şeyho Çelebi nasıl vuruldu? O gün neler yaşandı?
O gün Çelebiler bir anda saldırdılar, evleri bastılar. 2 tane arabam bir tane taksim vardı, evin önünde. Onları yaktılar. Ben balkondaydım. Yaralandım. Eve sığındım ve başladım ben de ateş etmeye. Çatışma bir saat sürdü. Ama kim kimi vurdu anlaşılmadı. Şeyho ölü, Velo felç oldu. Osman Çelebi yaralandı. Bizim taraftan da Şakir Alpaş yaralandı.

Ertesi gün Çelebiler dışındaki aileler köyü terk etmiş...
Bu doğru değil. Aileler 4 -5 yıl içinde ayrıldılar daha doğrusu kaçtılar. Çünkü tehditler oluyordu. O sırada ben cezaevindeydim. 3 yıl hapis yattım ama durumu anlatamadım. Rüşvet de verdim bu vahşeti izah etmek için olmadı. Çünkü biz, korucu olmayı reddettik. Devlet bize değil onlara inandı. Ailemin bir bölümü Kızıltepe’deydi, diğer kısmı Diyarbakır ve Mersin’e gitti. Ben de Bursa’ya yerleştim şimdi 40 hane kadar varız Bursa’da.

Köydeki evleriniz topraklarınız ne oldu?
Sizin köyde gördüğünüz evler 15 senelik evler. Oralar daha önce köyün merasıydı. Onlar bizim evlerimizi, damlarımızı yıktılar, yaktılar. Mahmut Akbaş’ın benim 700 metrekare evim artık yok ama kalıntıları duruyor. İnceleseniz iki cami arasında görürsünüz. 1000 yıllık ceviz ağaçları vardı, nerede onlar? Devlet de suça ortak. Hep konuşulan alabalık tesisleri var ya onların hepsi bizim topraklarımızın üstünde. Devlet yetkilileri gidiyor yemek yiyorlar sormuyorlar buranın tapusu var mı yok mu?

Yazın kadastro gelmiş. Çelebilerle görüştünüz mü uzlaşma aradınız mı?
Hayır, ben kimseyle görüşmedim kimseyi de araya sokmadım. Kadastro gelmiş ama ölen Muhammed Çelebi bırakmamış.

Mardinli arabulucu Derviş Anuk kendisinin Abdülgani Baş adına Kado’yla -tutuklanan Abdülkadir Çelebi’yle- görüştüğünü ve ret cevabı aldığını söylüyor?
Derviş’i cezaevinden tanıyorum. O da kan davasından yattı. Ama benim görüşmeden haberim yok. Onlar düşmanımız ama katliamdan sonra üzüldüm. Bir de polisi bekledim. Nihayetinde kan davalılarıyım ama kimse gelmedi. Olay açık, suçu PKK’ya atacaklardı fakat saldırıda ölmeyenler saldırganları teşhis etmiş.

Bundan sonra ne yapacaksınız?
Dava açtık. Dosya Danıştay’da, bekliyoruz. Gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceğiz. Bunlar Sultan Şeyhmus türbesinden yılda 40 milyar para alıyorlar. 20 yılda 800 milyar yapar. Bunları jandarmayla işbirliği yapmadan, korucu olmadan becerebilirler miydi? mümkün değil. Köyümüzü, topraklarımızı onlara bırakmayacağız ama önce koruculuk kalkmalı. Zaten bunlar da 12 Eylül sisteminin ürünü, sorumlu 12 Eylül ve devlet. Koruculuk da Çelebiler de. Ne zaman koruculuk kalkacak onlar silahtan sakınacak biz de köyümüze döneceğiz.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...