Antik Mısır’da ölülerin öteki dünyada yemesi için etle gömüldükleri biliniyor. Bugüne kadar bulunan en eski mumyalanmış et M.Ö 3.300 yılına uzanırken, Dördüncü yüzyıla kadar uzanan bu geleneğin nasıl uygulandığı bilnmiyordu. Yeni bir araştırma, mumya etlerin hiyerarşiye göre farklı işlemden geçtiğini gösterdi.

Antik Mısır’ın en ünlü firavunu Tutankamon, M.Ö 1323 yılında öldüğünde, mezarına sayısız değerli eşya ve mücevherin yanı sıra çeşitli hayvanlara ait 48 kase et konmuştu.

İngiltere’nin Bristol Üniversitesi’nde biyo-jeokimya uzmanı richard Evershed, elit insanlarla orta sınıf Mısırlıların mezarlarındaki etlerin nasıl hazırlandığını merak etti.

ANTİK BİFTEKLER
Evershed ve ekibi, Kahire Müzesi ve British Museum’dan alınan dört mumyalanmış eti inceledi. İncelenen en eski örnek, Mısırlı soylu bir kadın olan Tjuiu ve onun saray mensubu eşi Yuya’nın mezarlarından alınan ve sırasıyla M.Ö 1886 ve 1349 yıllarına ait bifteklerdi.

İkinci örnek ise Thebes’teki bir yüksek rahihin kızkardeşi ve eşi olan Isetemkheb D’nin mezarından alınan ve M.Ö 1064-948 yıllarına ait etti.

Son iki örnek, yine Thebes’te ölen rahibe Henutmehyt’e aitti. M.Ö 1290 civarında öldüğü düşünülen rahibenin mezarındaki etin bir kısmı ördeğe ait iken, diğer kısmın muhtemelen keçi etinden oluştuğu belirtildi.

GÜZEL KOKULU CİLA
Araştırmacılar, her dört örnekte etler ve etleri saran örtüler üzerinde kimyasal analiz gerçekleştirdi.

Keçi ve dana etlerini saran örtülere yine hayvanlardan alınan yağın sürüldüğü tespit edildi. Ancak dana etine yağın temas etmediği, sadece örtünün üzerinde bir koruyucu olarak düşünüldüğü anlaşıldı.

Biftek örneğinde ise daha ilginç bir durum ortaya çıktı. Eti saran örtünün üzerinde, çölde yetişen Pistacia türüne ait bir bitkiden elde edilen güzel kokulu reçine olduğu görüldü.

Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yer alan araştırmaya göre, söz konusu reçine, antik Mısır’da pahalı bir maddeydi ve özellikle üst düzey insanların tabutlarında koku veya cila olarak kullanılıyordu. Ancak bu madde Tjuiu ve Yuya’nın ölümünden sonra gelen en az 600 yılda mumyalar için kullanılmadı.

Yuya ve Tjuiu’nun, Firavun Amenhotep III’ün eşinin anne-babası olduğuna dikkat çeken araştırmacılar, doğal olarak mezarında hiçbir masraftan kaçınılmadığını belirtti.