Küçük bir çocukken -malum Ankara'lıyız- sokak çocukluğu yaparken, her sonbahar iplere dizilmiş alıçları alır, boynumuza asar ve kopara kopara yerdik. Her bir alıçın içinden ortalama üç çekirdek çıkardı. Alıçların hafif ekşi, mayhoş tadı damağımızda iç gıcıklarken bir yandan da çekirdekleri yutmamaya çabalardık.

Yıllar sonra üniversitedeyken botanik dersinde o zamanlar baskısı tükenmiş olan bir kitaptan bahsedilirdi. Alıç Ağacıyla Sohbetler. Rahmetli Hikmet Birand'ın Anadolu'nun bitki coğrafyasını edebi bir dille anlattığı popüler bir bilim kitabıydı. Meraktan ölüyordum o kitabı okumak için. Bereket, sonraları TUBİTAK o kitabı yeniden bastı da birçok kişi okuyabildi.

Hikmet Hoca, kitabında bir alıç ağacı ile sohbet eder, bozkırın ortasında binbir meşakkatle yaşam savaşı veren bir alıç ağacından (Dikmen Alıcı'nın) doğayı, doğanın sonsuz bereketini, Anadolu'nun coğrafyasını dinler ve okurlara aktarır. Gerçekten de bilge Dikmen Alıcı hepimize çok önemli öğütler, yaşam dersleri vermiştir Hikmet Birand aracılığıyla.

İşte bugün Ankara'dayım. Bir iş için Sıhhıye'ye gitmiştim. Kızılay'a doğru yürürken bir amca bir sopaya taktığı alıçları satıyordu. İşte çocukluğumun mayhoş alıçları yine ipe dizilmiş, beni bekliyordu. Sopanın diğer ucunda da yaban erikleri vardı. İkişer ip aldım. Ne kadar mı ödedim, toplam 8 TL. Bu alıçların geldiği ağacı düşündüm. Yaşamı boyunca kaç alıç, kaç alıç çekiirdeği üretmiştir ki?

Binlerce? On binlerce? ...

Alıçları boynuma astım, yolda bir yandan yiyerek yürüdüm. Ankara'yı özlemişim. Ağzımdan çıkardığım çekirdekleri cebime koydum. Her biri kutsal Alıç Ruhunu taşıyordu zira... Bir avuç tohumum oldu. Ne bereket!

Ara sokaklara saptım, yürümeye devam. Bir baktım ki yerler olgunlaşmış at kestaneleri ile dolu. Ağırlaştıkça kendilerini yere bırakmışlar, bazıları patlamış, bazılarının üzerinden arabalar geçmiş, yamyassı etmişler. Kutsal At Kestanesi Ruhu'nu düşünmeden...

Yassı olanlar için dua edip, sağlamlarından iki tanesini çantama attım.

Herkese sakin sakin yürümesini ve yere düşen Kutsal Tohum Ruhlarını farketmelerini tavsiye ediyorum.

Yaşasın Tohumlar, Yaşasın Alıç, Yaşasın At Kestanesi...