Ünlü mağaza zinciri Zara'dayız. Zara şubesinde, genelde iyi giyimli gençler alışverişte. Mağazanın ürünlerinin tamamı Bangladeş, Çin, Kamboçya ve Vietnam'da üretiliyor. AB'de yasak olan kimyasal maddeler, kullanıldıkları ülkelerde çevreyi kirlettikleri gibi bu maddeler giysilerin üzerinde de kalıyor. Bundan bir yıl önce 29 ülkede, aralarında Armani, Benetton, C&A, H&M, Tommy Hilfiger ya da Zara'nın da bulunduğu 20 ünlü moda zincirinin 141 giysisini inceleyen uluslararası çevre kuruluşu Greenpeace'ten Manfred Santen şöyle konuşuyor: "Her üründe değil ama her firmanın ürününde kimyasal madde bulundu. Bunun anlamı, büyük markalar, üzerinde zararlı maddelerin bulunduğu giysiler satıyor."

Alkil Fenol Etoksilat adı verilen bu kimyasal maddeleri tekstil üreticileri iplik ve giysileri temizlemede kullanıyor. Ancak zehirliler.

AB içinde bu kimsayal maddeler 2005 yılından beri sadece kanalizasyona karışmadıkları sürece kullanılabiliyor. Ancak dünya genelinde bu konuda sıkı düzenlemeler yok. Oysa bu maddelerin yerine başka maddelerin kullanılması mümkün.

Ünlü markalar bu konudaki suçlamalara karşı hassas. Zara 2020 yılına kadar insanlar ve çevre için tehlikeli olan maddeleri ürünlerinde kullanmaktan vazgeçmeyi hedefliyor. 2016 yılından itibaren flüor içeren, suya dayanıklı hiçbir maddeyi kullanmamayı planlıyor. Bu yılın Mayıs ayından itibaren de tekstil üretiminde alkil fenol etoksilat kullanılmadığını belirtiyor. Çevre örgütü Greenpeace, Zara'nın verdiği bu sözleri tutup tutmadığını kontrol etmek istiyor.

Greenpeace'den Manfred Santen, "En büyük sorun üretim zincirini temizlemekte. Bu tedarik zincirleri inanılmaz karmaşıklar, dallanıp budaklanmışlar. H&M ya da Zara çoğu zaman nerede üretim yaptıklarını bilmiyor. Çok hızlı bir biçimde üretim yaptırdıklarında mal herhangi bir aracıya gidiyor, sevkiyatı bu aracı yapıyor. Ve iş bitiyor" diyor.

FİYATLAR NASIL ETKİLENİR?
Alman Kimya Sanayi Birliği'nden Alex Föller ünlü moda zincirlerinin zehirli kimyasal maddeler kullanmamalarının tişört ya da pantolonların daha pahalıya üretilmesi anlamına gelmeyeceğini söylüyor: "Kimyasal maddeler söz konusu olduğunda maliyet centle ifade ediliyor. Masraf tüketiciler tarafından hissedilmez."

Yine de büyük firmalar fiyatları artırabilir çünkü gelecekte kendilerine ürünleri teslim eden tedarikçilerin zehirli maddeler kullanıp kullanmadığını kontrol ettirmeleri gerekecek. Alman Kimya Sanayi Birliği yetkilisi Alex Föller, "Büyük, tanınmış işletmelerin en azından rastgele örnekler alarak kontrol ettirmesi gerek. 'Acaba benim dağıtımcım da işin içinde mi' sorusunun yanıtının alınması için. Ve teslimatçılar üretimle ilgili belirlenen talimatlara uymamaları halinde dağıtım zincirinden atılma tehlikesini göze almak zorunda" şeklinde konuşuyor.

Böylesine tehditler otomotiv sanayisinde işliyor. Tedarikçiler yıllardır ürünlerinin belirli zehirli maddeleri içermediğini ya da çok az düzeyde içerdiğini yazılı olarak beyan etmek zorundalar. Örneğin bu otomobil koltuk kılıflarının üretiminde geçerli.

Ford'un Köln'deki Toksikoloji Bölümü'nün yöneticisi Hans Pfeil bunu şöyle açıklıyor: "Burada önemli olan, tedarikçilerin imzaladıkları anlaşmalar nedeniyle bizim bütün taleplerimize uymak zorunda olmaları. Eğer rastgele alınan örneklerde bu taleplere uymadıklarını tespit edersek, bu durumun nereden kaynaklandığını çok sert bir biçimde açıklığa kavuşturuyoruz: Örneğin üretim hatası mı? Üretim sürecini değiştirmek zorunda mıyız? Ürün piyasadan geri çekilmek zorunda mı? Bu durum distribütörle anlaşmanın fesh edilmesine kadar gidebiliyor."