Figen Yüksekdağ: Toplumun sistem olarak talebi başkanlık değil

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, darbe girişiminden sonraki sürecin başkanlık için bir fırsata dönüştürüldüğünü öne sürdü. Yüksekdağ, ''Türkiye toplumunun sistem olarak talebi, başkanlık talebi değildir. Türkiye toplumunun çoğunluğu başkanlığa onay vermiyor'' dedi.

Haberler - Anadolu Ajansı 25.10.2016 - 16:30

Figen Yüksekdağ: Toplumun sistem olarak talebi başkanlık değil

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Van depreminin üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen yaşanan mağduriyetlerin izlerinin silinmediğini savunan Yüksekdağ, aradan geçen zamana rağmen depremin yaralarının sarılmadığını öne sürdü.

Yüksekdağ, "HDP ve DBP'ye yönelik "siyasi soykırım operasyonlarının yapıldığını" öne sürerek, çok sayıda HDP ve DBP yöneticisinin gözaltına alınarak tutuklandığını, birçok ilde operasyonların devam ettiğini, daha önce bu yöntemi deneyenlerin cevaplarını aldığını söyledi.

Figen Yüksekdağ, şöyle devam etti:

"Sanıyorlar ki OHAL ilan ettiklerinde işkencenin, hukuksuzlukların üstü örtülür. KHK'lar bir sopa ama sihirli sopa değil. Bir zor, yalan sopası ve bu sopa da gün gelir kırılır atılır. Demokratik direniş karşısında hiçbir sopa, silah sonsuza kadar hüküm sürmemiştir ve süremeyecektir.

Demokratik direnişin gücüyle direneceğiz ve onların zor aygıtlarını da elinde bırakacağız. Her yerde bütün partili arkadaşlarımız kararlı bir şekilde bu siyasi soykırım operasyonlarına karşı, örgütlülüğüyle, disipliniyle, her şeyden önce de insani bir davaya hizmet etme bilinciyle direniyor ve direnecek.

Karanlık darbe girişiminin üzerinde aylar geçti ama halen darbe girişimi karanlıkta kalmaya devam ediyor. 'yi karanlığa boğmakta kararlı bir siyasi iktidar darbe girişimini de karanlıkta bırakmakta ısrar ediyor."

Yüksekdağ, darbe girişimi gerçeğinin çarpıtıldığını ve karartıldığını iddia ederek, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin sordukları soruların yanıtsız bırakıldığını, siyasi ayağına ilişkin bu zamana kadar tek bir ikna edici yanıt verilmediğini, bunun nedenini çok iyi bildiklerini ifade etti.

Darbe girişiminin ardından 32 bin kişinin tutuklandığını belirten Yüksekdağ, "32 bin kişinin tutuklandığı bir operasyondan bahsediyoruz. Kocaman bir gövde. Öyle bir örgüt düşünün ki kocaman bir gövdesi var. Bu kocaman gövdenin tek bir başı var, işte o da Arizona'da, başka da bir şey yok. Kimi kandırıyorsunuz siz Tarihte, yaşamda böyle bir örgüt örneği mi var Darbenin siyasi ayağı, siyasi yönetim merkezinin nerede olduğunu kendileri de biliyorlar. Kendi içlerinde olduğunu kendileri de çok iyi biliyorlar. Ama işte o kontracının söylediği gibi bir tuğla çekerlerse bütün parti, iktidar başlarına yıkılır. Bundan korkuyorlar" görüşünü savundu.

Yüksekdağ, 15 Temmuz darbe girişiminden sonraki sürecin başkanlık için bir fırsata dönüştürüldüğünü öne sürerek, şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'nin şu an istikrarı sağlamak için barışa, demokratik bir kurucu iradeye ihtiyaç varken, onlar, başkanlık gündemi etrafında dört dolanıyorlar ve bizi de bu eksenin etrafında dolanmaya mecbur bırakmaya uğraşıyorlar. Türkiye toplumunun sistem olarak talebi, başkanlık talebi değildir. Bütün yıkım ve zorla hizaya dizme operasyonlarına rağmen, Türkiye toplumunun çoğunluğu başkanlığa onay vermiyor.

Bizler en baştan itibaren, ilkesel olarak başkanlık rejimine karşı çıktık. Bugün, siyasi iktidarın ihtiyaç duyduğu tekçiliğe karşı çoğulculuktur. Bizler, bugün çoğulcu, parlamenter ve yerel demokrasiye dayanan bir rejimin tesis edilmesi gerektiğini savunuyoruz. HDP'nin içinde olmadığı bir anayasa tartışması, halkın içinde olmadığı bir anayasa demektir."

FİGEN YÜKSEKDAĞ HAKKINDAKİ "TERÖR ÖRGÜTÜ PROPAGANDASI" DAVASI

Öte yandan Yüksekdağ'ın, geçen yılki Almanya ziyareti sırasında Deutsche Welle'ye verdiği röportajda, "terör örgütünün propagandasını yaptığı" gerekçesiyle yargılanmasına başlandı.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinde, Yüksekdağ'ın hazır bulunmadığı duruşmaya avukatları Kenan Maçoğlu ve Can Tombul katıldı.

Avukat Maçoğlu, müvekkilinin sözlerinin ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu ileri sürdü.

Avukatların, yoğunluğu dolayısıyla müvekkilleriyle görüşemediklerini bildirmeleri ve duruşmada hazır bulunmasına ilişkin Yüksekdağ'ı bilgilendireceklerini ifade etmelerinin ardından duruşma ertelendi.

İddianamede Yüksekdağ'ın, 8 Ağustos 2015'te, Almanya'da bulunduğu sırada, Deutsche Welle'ye verdiği röportajdaki "Kürt kökenli politikacılar tarafından kurulan HDP'nin, PKK ile bağı olduğu söyleniyor. Buna ne dersiniz " sorusu üzerine, partisinin PKK ile bağı olmadığını söylediği ve "PKK bir halk özgürlük hareketidir. Aynı zamanda demokrasi ve eşitlik mücadelesi veren bir örgüttür. Bizler PKK'nın bu hedeflere ulaşma konusunda başvurduğu yöntemleri onaylamıyoruz. Ancak şunu da kabul etmeliyiz ki, uyguladığı program terör değildir" dediği belirtiliyor.

Yüksekdağ'ın, bu sözlerle "terör örgütü propagandası yapmak" suçunu işlediği gerekçesiyle 1 yıldan 5 yıla kadar hapsi isteniyor.

Milletvekillerinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin Anayasa'da değişiklik yapılmasını öngören kanunun Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle başsavcılıklar, 152 milletvekili hakkında 799 ayrı soruşturma açmıştı.

TCK ve CMK hükümleri uyarınca yürütülen süreçte, dokunulmazlığı kaldırılanların milletvekilliği devam ediyor. Dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili, sadece dokunulmazlık hangi iddia için kaldırılmışsa o iddiadan yargılanıyor.

Milletvekilliğinin sona ermesi, anayasanın "Milletvekilliğinin Düşmesi" başlıklı 84. maddesinde düzenleniyor. Ceza alan vekiller için "Milletvekilliğinin, kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde düşmesi, bu husustaki kesin mahkeme kararının TBMM Genel Kurulu'na bildirilmesiyle olur'' hükmü uygulanacak.

Sayfa Yükleniyor...