İsrail'in Gazze'ye yardım filosuna düzenlediği ve 9 kişinin hayatını kaybettiği operasyonun dünya basınındaki yankıları sürüyor.

İlişkili Haberler


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen yıl Davos'ta katıldığı ve İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile gerginlik yaşayarak 'One minute' dediği toplantının moderatörü olan Washington Post yazarı David Ignatius, bugün konu ile ilgili bir makale yazdı.

"Filo baskını, İsrail'e bir öğrenme fırsatı sunuyor" başlıklı makalede şu ifadeler yer aldı:

"Hükümetlerin hata yapabilir. Ancak akıllı olurlarsa, bunlardan ders de çıkarabilirler. Eğer İsrail hükümeti mantıklıysa, yardım gemileri filosuna saldırısının neden olduğu kargaşayı, Gazze ve bölgeye yönelik politikalarını yeniden düşünmek için kullanacaktır.

İsrailli komandolar, Gazze Şeridi'ne uyguladıkları ablukayı güçlendirme ve oradaki aşırılık yanlısı Hamas hareketini zayıflatma çabası çerçevesinde gemilere baskın düzenledi. Ancak İsrail'in son dönemki birçok dik başlı operasyonu gibi, bu da geri tepti. Bunun nedeni üzerinde düşünmek faydalı olacaktır."

Yazıda, İsrail'in kendini savunmak için öne sürdüğü, "Gazze'deki bir terörist düşmanla savaştığı, Avrupa'daki dostları ve ABD'nin güvenilmezliğinin giderek arttığı, kilit Müslüman müttefiki Türkiye'nin İran'la dostluk kurduğu ve Gazze'ye yardım misyonunun Türk organizatörlerinin Hamas bünyesindeki İsrail nefretçileriyle bağlantıları olduğu" yönündeki noktalara atıfta bulunularak, bunların "doğru ve İsrail'in bakış açısından sinir bozucu olduğu" yorumu yapıldı.

Yazıda, "Ancak bu, akıllı bir liderin, denizde şatafatlı bir operasyonla zar atmaktan ziyade, kendini kayıplara karşı koruması gerektiği bir durum" ifadesi kullanıldı.

İSRAİL DAHA DA İZOLE OLUYOR
İsrail açısından en acil sorunun Gazze üzerindeki ablukanın sürdürülemez olması olduğu ifade edilen yazıda, "bunun niyetlenen sonucun tam tersi etki ürettiği, Hamas'ın Gazze'deki kontrolünü güçlendirirken, İsrail'in uluslararası alanda daha fazla izole hale geldiği" savunuldu.

Filonun halkla ilişkiler açısından bir sorun yaratabileceğinin farkına vararak, İsraillilerin, yardım malzemesinin herhangi bir gerginlik çıkmadan nasıl dağıtılacağı konusunda Türk hükümetiyle görüşmelerde bulunduğu ifade edilen yazıda, "Şurası açık ki, bu uzlaşı yaklaşımı başarısız oldu ve komandolar uluslararası sularda saldırı düzenledi" denildi.

İSRAİL KARŞI KONULMAMASINA ALIŞTI
"İsrail'in neden bu kadar yüksek risk taşıyan bir seçeneği tercih ettiği" sorusunun sorulduğu yazıda, buna cevaben, "yıllar boyunca İsrail'in Ortadoğu'daki askeri eylemlerine karşı konulmaması özgürlüğüne alıştığı" görüşü dile getirildi.

KABİLİYETSİZ ARAP ORDULARI KARŞISINDA İŞLER AMA...
İsrail'in, "cesurca ve çoğu zaman evinden uzakta, düşmanlarına saldırdığı ve onların gözünü korkuttuğu" belirtilen yazıda, "Bu ihtilaf yaklaşımının, İsrail'in düşmanları çağ dışı gerillalar ve kabiliyetsiz Arap orduları olduğunda mükemmel işlediği, ancak internet ve füzelerin yaygınlaştığı bir çağda daha az başarılı olduğu" yorumuna yer verildi.

TÜRKİYE, HAMAS'TAN DAHA TEHLİKELİ BİR DÜŞMAN
Yazıda, "askeri üstünlüğün İsrail'i hiç olmadığı kadar büyük riskler almaya cezbettiği" görüşü ifade edilerek, 1982'de Lübnan'ın işgali örnek gösterildi.

Yardım filosuna saldırarak, İsrail'in "Hamas'tan daha tehlikeli bir düşman olan" Türkiye ile savaşmayı seçtiği iddiasında bulunulan yazıda, "tartışmanın son birkaç yılda mayalanmakta olduğu ve bunun Ortadoğu'da dev bir stratejik değişimi oluşturduğu" yorumu yapıldı.

Yazıda, "İsrail'in bir zamanlar en önemli bölgesel müttefiki Türkiye'nin, şimdi İsrail'in hegemonyasına meydan okuma arayışında olduğu" ileri sürüldü.

"Başbakan Erdoğan'ın, 'İsrail'in bize emir verir gibi davranmasına izin vermeyeceğiz' şeklinde karizmatik bir mesaja sahip Müslüman bir popülist olduğu" öne sürülen yazıda, "Türkiye'nin meydan okumasının Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından seslendirildiği" ifade edilerek, Davutoğlu'nun dün gazetecilerle düzenlediği kahvaltılı sohbet toplantısında, "Şimdi karar verme zamanı: Uygar bir dünyada mıyız, yoksa bazıları orman yasalarına sahip olmayı sürdürüyor mu? Eğer ikincisiyse, ne yapılacağını biliyoruz" dediği aktarıldı.

TÜRKİYE ÇILGIN BİR TERÖRİST ÜLKE DEĞİL
"İsrail ve ABD'nin hatalardan nasıl ders çıkarabileceği ve krizi daha iyi sonuca doğru nasıl yönelteceği" sorusunun da sorulduğu yazıda, "cevabın, bunun Gazze probleminden ziyade, Türkiye ile İsrail arasındaki bir sorun haline geldiği gerçeğini kullanmakta olduğu" ifade edildi.

"Türkiye'nin bölgesel arzuları bulunduğu, ancak çılgın bir terörist ülke olmadığı ve Yahudi soykırımını inkar eden bir söylem kullanmadığı" belirtilen yazıda, "Türkiye önemli bir güç sahibi olmak isteyen büyük, güçlü bir ülke. İsrail'i zayıflatmadan Türkiye'nin açlığını tatmin etmenin bir yolu olmalı" ifadesi kullanıldı.

İSRAİL BM'Yİ DE DİKKATE ALMALI
Yazıda, "doğru bir diplomatik formülün, İsrail'in normalde güvenmediği bir kurum olan BM'yi de içine alması gerektiği, İsrail'in Gazze'deki karışıklığı kendi başına çözemediği ve yardım için şimdi BM Güvenlik Konseyi'ne yönelmesine ihtiyaç bulunduğu" belirtildi.

"Bunun, İsrail açıklarında neler olduğuna dair BM soruşturmasıyla başlaması gerektiği" ifade edilen yazıda, "bir sonraki adımın, silah ithalatına karşı gerçek korumalarla, Gazze'nin yeniden inşasında BM'nin daha fazla rol alması olabileceği" kaydedildi.

Makalede, "İsrail'in paradoksu kucaklamaya ihtiyacı var: Bazen zorlu bir sorunu idare etmenin en iyi yolu onu uluslararasılaştırmaktır" denildi.