Jan Kammann, altı yıldır Hamburg'daki Gymnasium Hamm ortaokulunda İngilizce ve coğrafya dersleri veriyor. Kültürlerarası bir müfredata ve yenilikçi öğretim yöntemlerine sahip bir okul türü olan bu "Avrupa okulunun" öğrencileriyse dünyanın farklı yerlerinden geliyor.

Birçok farklı ülkeden öğrencisi bulunan Kammann, onların kültürlerini yakından tanıyabilmek öğrencilerinin geldiği ülkeleri ziyaret etmeye başladı. Kammann'ın öğrencileri ise görülecek yerler, ünlü yemekler ve önemli ifadeleri içeren ev yapımı bir seyahat rehberi hazırlayarak öğretmenlerine yardımcı oldu.

Kammann, "Sizin hakkınızda bilinmesi gereken en önemli şey nedir?" diye sorduğumuzda gülüyor ve biraz düşünüyor: "Açık görüşlü biriyim. İnsanları tanımak ve durumlarını anlamaktan oldukça keyif alıyorum."

Kammann, öğrencilerin okula geldiklerinde genellikle savunmasız bir durumda olduklarını söylüyor: "Ne ebeveynler ne de öğrenciler Almanca konuşabiliyor. Kendilerini insafımıza bırakmak zorundalar."

Genç öğretmene göre insanlar genellikle Almanya'ya uyum sağlamanın kolay olduğunu düşünüyorlar, ancak diğer ülkelerde birçok şey farklı.

Bir yıl boyunca Avrupa, Asya, Latin Amerika ve Afrika ülkelerini arasında seyahat eden Kammann, ayrıca deneyimleri hakkında bir kitap yazdı: "Bir Alman Sınıfı: 30 Öğrenci, 22 Ulus, 14 Ülke ve Dünyayı Dolaşan bir Öğretmen."

BULGARİSTAN'DAN UZUN BİR YOLCULUK

Kammann, tatilden sonra Bulgaristan'dan ailesiyle birlikte geri dönen bir öğrencisinin okula neden ancak günler sonra geldiğini anlamaya çalıştı. Öğrencisi bunun uzun otobüs yolculuğu nedeniyle olduğunu söylemişti. Yaz tatilinde, Kammann otobüse kendi başına bindi ve yolculuğun ne kadar sürdüğünü görünce şaşırdı.

Yolda geçen iki günün ardından, otobüs arızası ile birlikte, Kammann başkent Sofya'ya tamamen tükenmiş bir biçimde vardı. Üstelik öğrencisinin oradan da 500 kilometre daha seyahat etmesi gerekiyordu.

İRAN: YENİ KÜLTÜRLERİ ÖĞRENMEK

İranlılarla yapılan pek çok konuşmada Kammann, dünyaya bakışının Avrupa merkezli olduğunu fark etti. Avrupa kültür tarihini detaylı biçimde bilen bir İranlı sosyolog Kammann’a, İran'ın ünlü aydınlarından herhangi birini bilip bilmediğini sordu. Kammann ise bir cevap veremedi ve bunun üzerine diğer kültürler hakkında daha fazla bilgi edinmeye karar verdi.

"İsfahan dünyanın yarısıdır": Kammann, İran'da gittiği her yerde bu cümleyi duydu. Orada güzel camilere, parklara ve köprülere hayran kaldı. Günbatımında parklarda ve meydanlarda piknik yapma alışkanlığından da etkilendi. Ve şimdi İranlı öğrencilerinin "açık hava kültürünü özlediklerini" söylediklerinde tam olarak ne hissetmesi gerektiğini anladı.

GÜNEY KORE: YEMEK KÜLTÜRÜNE SAYGI GÖSTERMEK

Kammann, Güney Kore'den bir kız öğrencinin sınıf arkadaşları yüksek sesle tartışırken rahatsız olduğunu fark etmişti. Güney Kore'de kaldığı süre boyunca, orada insanların bu tür konulara ne kadar dikkatli yaklaştığını gördü.

Bir restoranda nasıl şakalar yapıp yüksek sesle gülmeye başladığını anlatan Kammann, daha sonra, davranışının garson ya da yemek eleştirisi olarak anlaşılabileceğini fark etti. Kammann, Kore mutfağının çeşitliliğini çok beğendi ve hatta bir yemek pişirme kursuna bile gitti. Koreli öğrencisi Mi-Sun, başkent Seul ve Kore mutfağını şiddetle tavsiye etmişti.

GANA'NIN SÖMÜRGE TARİHİ ÜZERİNE

Kammann'ın öğrencisi Jeffrey, Gana'nın başkenti Akra'da doğdu. Öğretmeninin memleketine ve diğer öğrencilerin ülkelerine seyahat etmesinden çok memnun olan 19 yaşındaki Jeffrey, "Bunun gibi bir şeyi yapacak hiçbir öğretmen tanımıyorum" dedi.

Almanya'da Afrika hakkında çok fazla genelleme olduğunu ve bunun sinir bozucu olduğunu söyleyen Jeffrey, Afrika'da birçok ülke olduğunu, ancak okulda bu konuda çok az şey bilindiğini ekliyor.

Jeffrey, Kammann'ın Gana'daki köle ticareti hakkında bilgi edinmesini tavsiye etmişti. Cape Coast'ta, sömürgeci güçlerin ilk önce altın ve tropik ahşabı, son olarak da köleleştirdikleri Batı Afrika'daki insanları nasıl kullandıklarını gösteren bir müzeyi ziyaret eden Kammann gördükleri karşısında şok oldu.

SINIFTA ENTEGRASYON

Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde bir eğitim birliğine başkanlık eden Stefan Behlau, Kammann'ın yaklaşımının "ilginç olduğunu ve zenginlik kazandırdığını" söylüyor. Bununla birlikte, Behlau, uygulamalı eğitimin çok zaman gerektirdiğini ve bu nedenle özellikle Almanya'daki öğretmen eksikliği göz önüne alındığında bunu daha geniş bir kitleye yaymanın çok zor olduğunu düşünüyor.

Behlau, "Yeterli personelimiz ve zamanımız olsaydı, okula entegrasyon konusu siyasi bir mesele olmaktan çıkacaktı" diyor ve ekliyor: "Önemli olan, yalnızca kültürel ve dilsel entegrasyonla değil aynı zamanda sosyal entegrasyonla da ilgilenerek öğrencileri baştan sona anlamaya çalışmaktır."

BİR DÜNYA TURU DAHA MI GELİYOR?

Kammann, gezisinden bu yana öğrencilerine Almanca öğrenmedeki başarıları ve yeni bir kültüre adapte olmaları konusunda daha fazla saygı duyduğunu söylüyor.

Genç öğretmenin şu anda tüm dünyası eşi ve bebekleri. Ancak bir kez daha aynı şeyi yapmaya hazır olduğunu belirtiyor: "45 ülke için seyahat rehberim var. Bu bir dünya turu için yeterli."