Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, büyüme rakamlarını değerlendirdiği açıklamasında, 2009 yılı dördüncü çeyreğinde GSYH büyüme hızının yüzde 6,0 olduğunu vurgularken, ''Ekonomimizin dördüncü çeyrekte ciddi bir büyüme kaydetmesi sonucunda, 2009 yılının bütününde GSYH'daki daralma yüzde 4,7 seviyesinde kalmıştır'' dedi.

Uygun hava koşullarının da etkisiyle tarım sektöründe yıl bütününde üretimin arttığını ve sektörün yüzde 3,6 oranında büyüdüğünü anlatan Babacan, ancak dış talep gelişmelerinden olumsuz etkilen sanayi sektörü son çeyrekte kaydedilen yüzde 11,4 oranındaki büyümeye rağmen yıl bütününde yüzde 6,9 oranında daraldığını, 2009 yılının tamamında hizmetler sektöründeki daralmanın ise yüzde 4,6 olduğunu söyledi.

Milli gelir içinde en yüksek ağırlığa sahip olan özel nihai tüketim harcamalarının, 2009 yılında alınan mali tedbirlerin de etkisiyle sınırlı ölçüde, yüzde 2,3 oranında daraldığının altını çizen Babacan, ''Yatırım harcamaları belirsizlik algılamasının artması nedeniyle, son çeyrekte daralma hızı yavaşlamakla birlikte, yıl bütününde yüzde 19,2 oranında küçülmüştür. Yurt içi talepteki azalmaya paralel olarak ithalatın ihracattan daha hızlı daralmasıyla net dış talebin yıl bütününde büyümeye katkısı pozitif olmuştur'' şeklinde konuştu.

Ekonomide güven unsurunun yeniden tesis edildiğini vurgulayan Babacan, şöyle devam etti: ''2009 yılı ilk yarısında eriyen stokların son çeyrek itibarıyla büyümeye katkısı tekrar pozitif olmuştur. Stokların bu artışı ekonomide güven unsurunun yeniden tesis edildiğine işaret etmektedir. Hem tüketici hem de üreticilerin beklentilerini ölçen güven endeksleri de bu durumu teyit eder nitelikte artışlar göstermektedir.

Türkiye ekonomisinin küresel krizden hızlı bir şekilde çıkmasında krizden önceki dönemde ekonomide ve finans sisteminde kurulan sağlam yapı etkili olmuştur. Bunun yanı sıra kamu maliyesinde küresel kriz öncesi sağlanan iyileşme sayesinde, krizin olumsuz etkilerini azaltacak önlemler zamanında alınabilmiştir.

Türkiye önümüzdeki üç yılda uygulanacak olan ekonomi politikalarını pek çok ülkeden daha erken bir tarihte, 16 Eylül 2009;da açıkladığı Orta Vadeli Program (OVP) ile ortaya koymuştur. Küresel krizden çıkışın temel politikalarını ve hedeflerini ortaya koyan OVP'ye göre, dünya ekonomisindeki gelişmeler ve beklentiler çerçevesinde, Türkiye ekonomisinin 2009 yılındaki daralmanın ardından 2010 yılında toparlanma sürecine gireceği ve sonraki dönemde büyümenin daha da artacağı beklenmektedir. OVP, yurt içi ve yurt dışında son derece gerçekçi karşılanmış ve beklentileri olumlu yönde etkilemiştir. Beklentilerdeki bu iyileşme son çeyrek büyümesini olumlu yönde etkilemiştir.

Türkiye'nin Orta Vadeli Programda öngörülen temel çerçeve ve politikaları uygulama konusunda kararlılığı, ekonominin sağlam yapısı, son yıllarda gözlenen makro ekonomik performans ve krize karşı sergilenen güçlü duruş piyasalar tarafından da olumlu karşılanmıştır. Bunun neticesinde, bir çok ülkenin kredi notunun düşürüldüğü bu dönemde Türkiye'nin notu dört ayrı kuruluş tarafından arka arkaya artırılmıştır.''

2010’DA YÜZDE 3,5'TEN DAHA İYİ BİR BÜYÜME BEKLENİYOR
OECD ve Avrupa Birliği Komisyonu başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşun, Türkiye'nin 2010 yılından itibaren Avrupa'da krizden en hızlı çıkacak ve önümüzdeki dönemde yüksek büyüme performansı yakalayacak ülkelerin başında geldiğinin altını çizdiğini hatırlatan Babacan, ''2009 yılı sonunda ekonomide başlayan bu toparlanma eğiliminin 2010 yılı itibariyle güçlenerek devam etmesi ve yıl bütününde OVP'de öngörülen yüzde 3,5 oranından daha iyi bir büyüme performansı gerçekleşmesi beklenmektedir'' dedi.