Başbakan Ahmet Davutoğlu, düzenlenen "İnşat Sektörü Zirvesi"nin sonunda, sektör temsilcilerine hitap etti. 

Davutoğlu, "Konut kredilerinde mecburi olarak yatırılan yüzde 25 peşinatı biriktirmek için açılan her hesaba, devlet yüzde 15-20 nispetinde katkıda bulunacak. 'Ben konut almak için para biriktiriyorum' diyen bir vatandaş, bankada bir hesapta para biriktirmeye başlarsa, konut aldığı anda hesapta ne kadar biriktirmişse, devlet ona yüzde 15 katkıda bulunacak" diye konuştu. 

Vatandaşın bu yüzde 15 katkıdan yararlanması için ilk evini alıyor olması ve adına kayıtlı başka bir gayrimenkul olmaması gerekiyor. Ayrıca evin oturmak amacıyla alınması gerekiyor. 

"5 ÖNEMLİ SEKTÖR KURULUŞU SUNUŞ YAPTI"

Başbakan Davutoğlu, konuşmasında, ilk kez tek bir sektör bazında, kendisinin 8 bakanla bizzat katıldığı ve 5 önemli sektör kuruluşunun sunuşlar yaptığı örnek bir toplantı gerçekleştirdiklerini belirterek toplantıda, üzerinde çalışmakta oldukları imar yasası tasarısıyla ilgili sunuşların, görüşlerin ele alındığını ifade etti.

Gerek kurumlara isim olarak gerekse sektöre verilmiş kanunlara bakıldığında, üç kavramın dikkati çektiğini, bu kavramların inşaat, imar, müteahhitlik olduğunu dile getiren Davutoğlu, şunları söyledi:

"Üçünün de insanı diğer varlıklardan farklılaştıran özellikleri var. Tarih boyunca bir tek insanoğlu, inşaat yapabilme kabiliyetine sahip olmuştur. Sıfırdan bir şeyi, taş taş üstüne koyarak inşa faaliyetini gerçekleştirebilecek başka varlık yok. Yine imar bir tek insanoğlunun eliyle estetik boyut kazanan inşa faaliyetidir. Onun için İbn-i Haldun, imarı, imar etmek ile medeniyet arasında doğrudan irtibat kurar. İnsanoğlunu diğer varlıklardan ayıran medeniyet kurma özelliği, imarla ilgilidir, imar etmeyle ilgilidir. Allah’ın verdiği doğa ham maddesinden bir şekilde ona uyumlu, onunla bütünleşik bir inşa faaliyeti yapmanın adıdır, imar." 

Müteahhitlik kavramının etrafında, bazen çok yanlış algıyla tartışmalar yapıldığını, bu kavramının kökeninde ahit olduğunu anlatan Davutoğlu, "Yani ahitleşerek, taahhüt ederek karşılıklı olarak insanların güveni esasında bir iş ve sektör. Çok saygın insanoğlunu insanoğlu yapan, şehirlerimizi, mekanları şehir kılan, şehirleri medeniyet kılan medeniyetten söz ediyoruz. Dolayısıyla bu etik, felsefik arka plan ile modern çağdaş teknolojilerin kesiştiği yerde, bu sektör Türk ekonomisinin de insanlığın da lokomotif sektörü olarak hak ettiği yerini almıştır" diye konuştu.

İnşaat sektörünün, ilk çağlardan bugüne kadar olmadığı tarih dilimi bulunmadığını anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Başka mesleklerin olmadığı dönemler var ama inşaat sektörü ilk andan itibaren var ve hep olacak. Dolayısıyla inşaat sektörü etrafında bizim bu konuya yaklaşımımız, hem ülkemizin kalkınması, hem milletimizin onurlu, vakur bir şekilde çağdaş konutlarda, çağdaş şehirlerde yaşaması hem de ekonomimizin küresel ekonomik güçlerle rekabet etmesi bakımından en kritik sektörden bahsediyoruz. Bu sebeple inşaat sektörünün en kıymetli temsilcileriyle ki sadece bu salonda değil, bu sektörde küçük ölçekli işletmelerin oranı yüzde 86’yı buluyor, bu sektörde işletmelerinin tümünün burada temsilcileri var, bakan arkadaşlarımızla, yetkili bürokratlarımızla, bu konuyu bu kapsamda almamızın sebebi hepimizin geleceğini ilgilendiriyor, olması."

"BÜYÜK MEMNUNİYET DUYUYORUZ"

İnşaat sektörünün, iç ve dış boyutuyla stratejik bir sektör olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:

"İç boyut itibarıyla en fazla katma değer sağlayan sektörlerin başında gelir, en çok istihdam alanı oluşturan sektörlerin başında gelir. Gayrisafi milli hasılaya doğrudan yüzde 5,8 ama 256 sektöre sağladığı iş imkanıyla yüzde 30’a varacak katkı sağlayan sektörden bahsediyoruz. İstihdam, bizim dönemimizde yüzde 4,5’ten yüzde 7,4’e yükseldi, inşaat sektörünün istihdamdaki payı.

Yine çok büyük projeleri, her biri bizim için iftihar kaynağı olacak projeleri artık biz kendi inşaat şirketlerimize emanet ediyoruz, kendi insan gücümüze emanet ediyoruz. Bu büyük projelere, her gittiğimde oradaki mühendislerimizin çalışkanlığından şirketlerimizin profesyonelliğinden olağanüstü büyük memnuniyet duyuyoruz. Marmaray, 3. köprü, 3 havalimanı, Körfez Geçişi İstanbul-İzmir Otobanı, hepsi sizlerin birikimi üzerinde milli projeler olarak gelişmiş projeler. Sizlerle bu anlamda gurur duyuyoruz."

Yurtdışında, dışişleri bakanı olarak yaptığı her ziyarette mutlaka yurtdışı projeleri takip ettiğini ve o projeler etrafında yapılacak çalışmaları karşı tarafla müzakere ettiklerini söyleyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başbakan olarak da yine Sayın Cumhurbaşkanımızın çok etkili şekilde yaptığı tarzda, doğrudan meselelerinizle ilgileneceğiz. Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri konusunda da ihtiyaçlar ne ise bunu karşılama konusunda hiç tereddüdünüz olmasın. Bütün bürokratik mekanizmalarla büyükelçiliklerimizle sizlerin yanında ve sizlerle birlikte çalışacağız. Bir inşaat şirketimizin müteahhitlik firmamızın herhangi bir yerde aldığı ki gururumuzu kabartan projeler. Ekvator Ginesi’nde bir inşaat firmamızın yaptığı proje, kongre salonu projesi, 2013 yılının en iyi küresel projesi tanımlandı. Afrika’ya ne zaman gitsek hep bu projeden bahseder, herkes. Örnek bir proje bir anda Türk müteahhitlik hizmetlerini, Afrika gündeminde bir model proje etrafında tanıttı."

"260 MİLYAR DOLARLIK MÜTEAHHİTLİK İŞİ ALINDI"

"Herhangi bir şirketimiz o veya bu hangi alanda olursa olsun eğer yurt dışında bir şantiye önünde bayrağımızı dalgalandırıyorsa o şantiye bizim için büyükelçilik şantiyesi gibidir. O şantiye bizim için büyükelçiliğimizde temsil gücü ne ise aynı temsil gücüne sahiptir" diyen Davutoğlu, şunları belirtti:

"Dolayısıyla inşaat şirketlerimizin gücü, bizim gücümüzdür. Kimse inşaat sektörünü reel sektörlerle karşılık içinde değerlendirmemelidir aksine inşaat sektörü, hepsi birlikte büyük bir ekonomik, entegre ekonomik projenin makro planlamanın parçasıdırlar. Bu çerçevede özellikle dünyada en büyük inşaat şirketi, 250 şirketin içinde ilk yüzde 4, 250’ye 42 şirketimizin girmiş olması bu anlamda şirket sayısı itibarıyla Çin’den sonra 2. olmamız gurur vesilesidir. Hükümetlerimizin bu konuya verdiği önemi göstermesi bağlamında, toplamda 7 bin 684 proje şu ana kadar tamamladı, 300 milyar dolarlık.

Çok çarpıcı istatistik vermek istiyorum: 1972, ilk yurt dışında müteahhitlik işi aldığımız yıl. 1972’den 2002’ye kadar 30 yılda 44 milyar dolar proje alındı, yapıldı. Bizim 12 yılımızda, 2002’den 2014’e kadar 260 milyar dolar. Yani toplam yurt dışında aldığımız projenin yüzde 85’i AK Parti iktidarları döneminde alındı. Bu da bizim bu sektöre verdiğimi önemi gösteriyor. Ayrıca sektörün baz olarak büyüklüğünde ortaya çıkan değişim de gurur veriyor. 2000 yılında ortalama proje büyüklüğü şirketlerimizin 20 milyondu , şimdi 2014’te 88,4 milyon ki bu da ölçek olarak şirketlerimizin artık çok daha büyük ölçeklerde iş almakta olduklarının çarpıcı bir göstergesi."

"İSTANBUL'UN DEĞERİNİ KARŞILAMAZ"

Türkiye coğrafyası mekanının, dünyanın en değerli mekanı olduğunun altını çizen Davutoğlu, şöyle dedi:

"Bu aziz vatan, her bir köşesiyle bir hazinedir. Birçok kez vurguladım, yine vurguluyorum: Körfez’in bütün petrolleri bize verilse İstanbul’un değerini karşılamaz. Bir tek İstanbul dahi bütün o petrol kaynaklarından çok daha kıymetlidir, değerlidir ve üzerine özenle titrememiz gereken büyük bir hazinedir. Türkiye’nin coğrafyası, enerji hatları bakımından, ticaret hatları bakımından, köklü tarihi arka planı ve turizm potansiyeli bakımından bir hazinedir. Biz bu hazineyi bir büyük ham madde, büyük lütuf olarak değerlendirip en iyi şekilde planlamamız lazım."

"Hiçbir şeye bütünüyle hakimiz, bütünüyle biliyoruz ve şu kararı bir sektöre empoze ediyoruz, diye düşünmedik" diyen Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Dikkat ederseniz, hükümeti kurduğumuz andan itibaren Bakanlıklarımızla kurumlarımızla sektör temsilcilerimizle benzer toplantılarda, anlamaya, doğru okumaya ve en doğru kararları almaya özen gösteririz, istişarelerde. Bir süreçten bahsediyoruz, bir mekan ham maddesini mekan lütfunu en iyi planlamayla en iyi müşavirlik hizmetleriyle bir inşa faaliyetine dönüştürüp ondan bir imar, ondan bir şehir ve medeniyet çıkarmalıyız. Şimdi burada bu sürecin her aşaması sağlıklı işlemesi lazım. Ben 5 ana aşamadan bahsetmek istiyorum: birincisi psikolojik boyut. Bunun esası güvendir. Taahhüt de güvenden gelir. Şimdi eğer şirketlerimiz çok uzun vadeli projelerle hükümetimize gidiyorlarsa bu hükümetimize duyduğu güvendendir.

Üçüncü Köprü, üçüncü havalimanı özellikle hava limanı projesinde ve diğer birçok projede hükümetin ve siyasi istikrarın sağladığı güvenle şirketlerimiz cesur adımlar atıyorlar biz de şirketlerimize güvendiğimiz için açık rekabet prensipler içinde şirketlerimize büyük şanslar veriyoruz. Çünkü şirketlerimizin performansı, Türkiye’nin itibarıdır. Bu güveni ve itibarı korumak, bizim için en temel alandır ve bütün bu sektörün itibarı tek tek şirketlerimizin itibarıyla güçlenir. Şirketlerin toplam itibarı da o tek tek üyelere bu bir şekilde önemli bir kazanç olarak döner. Bu güven ilişkisini korumak durumundayız. Aldığımız her karar, üzerinde çalıştığımız her yasa bütün vatandaşlarımızın huzur ve mutluluğu kadar ve onunla birlikte Türkiye’nin ekonomik dinamizminin gerektirdiği şekilde ele alınır."