Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, banka olarak yurt dışı stratejilerinde şube açma değil banka kurmanın öncelikleri olduğunu ifade ederek, artık Türk bankacılık sisteminin bu noktaya geldiğini, bunun için de Romanya'da hem bireysel hem ticari bankacılık alanında faaliyet gösterdikleri bir bankaları bulunduğunu hatırlattı.

BBVA'nın Garanti Bankası'nın yaklaşık yüzde 25 hissesini satın aldığını anımsatan Özen, yurt dışında BBVA ile birlikte bir banka satın alma veya ortaklık düşünüp düşünmediklerine ilişkin şöyle konuştu:

''Yeni ortağımız BBVA ile daha resmi kapanış olmadı. Onun için önümüzdeki dönemlerde bu tür konulara gireceğimizi düşünüyorum. Biz banka olarak girme stratejisini benimsediğimiz için bu kolay bir şey değil. Romanya'yı iyice bir oturtmamız lazım. 2011 yılı bununla geçecektir diye düşünüyorum. Başka ülkede banka, 2012'den önce düşünmeyeceğimiz bir şeydir. Olduğunda da hangi ülkeler olabilir derseniz, bu tabii ki çevre ülkeler olacaktır. Doğu da olabilir, Batı da olabilir.''

BBVA ile iş yapış şekillerinin aynı olduğunu vurgulayan Özen, ''BBVA da insan kaynağı, teknoloji ve müşteri odaklı bankacılık yapıyor. İlişki bankacılığına çok önem veriyorlar ki Garanti'nin de en önem verdiği konuların başında gelir. Dolayısıyla bence iyi bir uyum var. Kimyamız uyuyor gibi gözüküyor. Bunu ilerleyen günlerde daha net göreceğiz'' diye konuştu.

'KÂRLILIKTA GEÇEN SENEKİ RAKAMIN ÜSTÜNE ÇIKACAĞIZ'
Bu yıl banka olarak kârlılıkta geçen seneki kâr rakamının üstüne çıkacaklarını, 2011 yılında ise 2010 yılındaki kârın çok az düşüğünü yapabileceklerini, sektör genelinde böyle olmasını beklediklerini ifade eden Özen, gelecek yıl banka olarak yine de sektörün üzerinde bir kârlılık rakamına ulaşmayı öngördüklerini söyledi.

2011 itibarıyla Türk bankacılık sektöründe marjların çok düşeceğine dikkati çeken Özen, daralan kâr marjlarını kompanse etmek için biraz daha fazla hacim yapmaları gerektiğini, bunun için de TL kredilerde yüzde 30 civarında, yabancı para kredilerde yüzde 20 civarında büyüme gerçekleştirmeyi hedeflediklerini bildirdi.

Banka olarak gidişata göre 2011 yılında 50 ila 75 arasında şube açacaklarını kaydeden Özen, ''Garanti Bankası, hiçbir dönemde kesmediği iki tür yatırımı vardır. Bir insan kaynakları, iki teknolojiye yatırım... Bunların bütçelerini şu anda tamamlamak üzereyiz. Geçen seneden daha fazla artışlar da koyduk'' dedi.

KAMU BANKALARININ SATILMASI KOLAY DEĞİL'
Kamu bankalarının özelleştirmeleriyle ilgili olarak da Özen, Garanti Bankası olarak organik büyümeyi çok sağlıklı şekilde yapabilen bir kurum olduklarını dile getirerek, ''Artık Garanti Bankası gibi 17 milyar lira sermayesi, 12-13 milyar lira serbest sermayesi olan bir kurum, böyle bir fırsat çıktığı zaman tabii ki ilgilenecektir, bakacaktır. Ama ben kamu bankalarının stratejik satış değil de ikinci, üçüncü halka arzlarla devam edeceğini düşünüyorum'' dedi.

Şu anda stratejik olarak kamu bankalarının satılmasının kolay olmadığının altını çizen Özen, ''Ama imkansız da değildir. Türk bankalarından, yabancılardan ilgi gelebilir. Bugün BBVA gelmiştir Garanti Bankası'nın yüzde 25'ine yakın kısmına yatırım yapmıştır. Kamu bankalarının da iyi yönetildiğini düşünüyorum'' diye konuştu.

'BAZILARI ADAPTE OLABİLECEK, BAZILARI OLAMAYACAK'
Ergun Özen, Türk bankacılık sisteminde marjların düşeceğinden, düşük enflasyon, düşük marj ortamına hazırlanmaktan hep bahsettiklerinin altını çizerek, ''O gün geldi çattı. Dolayısıyla iş yapış şeklimizi değiştirmekten başka çaremiz yok. Bu sürece çevik kurumlar adapte olabilecektir. Burada bir şey çok ön plana çıkıyor. O da verimlilik... 2011 yılında şimdiye kadar hiçbir yılda olmadığı kadar daha verimli çalışmamız gerekiyor'' değerlendirmesi yaptı.

Türk bankacılık sektöründe olabilecek risklere ilişkin de Özen, marjların daha önceki senelerde de daraldığının altını çizerek, şöyle devam etti:

''Ama bu sefer gözüken marjların daralacağı ve böyle kalacağı. Dolayısıyla iş yapış modeli çok önemli. Buna adapte olma becerisi bazı bankalarda olacaktır, bazı bankalarda olmayacaktır. Risk budur. Geri kalan riskler bankacılık sektörü için kredilerdeki büyümenin ne kadar enflasyona, iç talebe yansıyacağıdır. Dolayısıyla munzam karşılık oranlarının ne kadar artırılacağı, KKDF oranının ne kadar artırılacağı bizim için önemlidir. Çünkü 'marjlar daraldı, yerine hacim koymamız lazım' diyoruz. Ama bu hacmi engelleyici tedbirler olarak KKDF, munzam karşılıkların artışı, hatta faiz artışları karşımıza çıkabilir. Bunlara da çok dikkat etmemiz gerekiyor.''

EKONOMİDE ANORMAL ISINMA OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM'
Türkiye'de çok önemli gelişmeler yaşandığını vurgulayan Özen, ''Ama bugün AB ülkelerine, batıdaki, hatta doğudaki birçok ülkeye baktığınızda hala büyüme alanında katedecek çok mesafemiz var. Büyümenin yolu da kredilerden geçiyor'' dedi.

Merkez Bankası'nın son zamanlarda telaffuz ettiği finansal istikrara dikkati çeken Özen, ''Bu, bizim istikrarımızdır. Dolayısıyla biz bunu tabii ki istiyoruz. Yapılanlar doğrudur, ama bir yandan da Türkiye'nin büyümeye ihtiyacı vardır. Büyümek için de kredilere ihtiyaç vardır. Bunu çok dengeli şekilde, riskleri göre göre götürmemiz lazım. Yani bir bankacı olarak 'biz çok büyüyelim, kredileri verelim, ondan sonra kriz olsun.' Hayır böyle bir şey istediğimiz yok'' şeklinde konuştu.

Kredilerde aşırı büyüme olduğu yönündeki tartışmalara ilişkin ise Özen, ''Ben normale dönüş olarak aldığım için böyle düşünmüyorum. Merkez Bankası'nın da ne kadar böyle düşündüğünden emin değilim. Normale dönmemiz lazım. Normal dediğimiz de kriz öncesi munzam karşılık seviyesidir. Munzam karşılıkta 'ya bu nereden çıktı' diye bir durum yok. Çıkış stratejisi açıklandı. Ama kriz öncesi seviyesine geldikten sonra munzam karşılıklarda çok büyük artışlar görürsek orada belki bu durum tartışılabilir. Ama ben şu anda kredilerde aşırı büyüme, ekonomide anormal bir ısınma olduğunu düşünmüyorum'' yorumunu yaptı.

'SICAK PARA SORUNU ÇOK DERİN'
Garanti Bankası Genel Müdürü Özen, sıcak para konusuna ilişkin de sorunun çok derin olduğunu, tobin vergisi ve benzeri önlemlerle engellenemeyeceğini, sorunun global dengesizliklerden kaynaklandığını söyledi.

Bu konuda dünyada bir adım atılamadığının altını çizen Özen, ''Dolayısıyla önümüzdeki bir-iki sene boyunca sıcak paranın Türkiye'ye gelmeye devam edeceğini çok net şekilde görüyorum. Buna herkesin alışması gerekir. Dolayısıyla değerlenme adına TL de baskı altında olacaktır'' dedi.

Çok kısa vadeli sermaye hareketleriyle fonlanması nedeniyle cari işlemler açığının finansmanının kalitesinin bozulduğuna işaret eden Özen, ancak önümüzdeki bir-iki yıl için başka çare göremediğini belirtti.