'Beklentiyi boşa çıkarmayacak' / Haftanın Filmleri (23 Haziran)

ntv.com.tr

Türkiye'deki sinema salonlarında bu hafta 3'ü yerli 9 film vizyona girdi. Michael Bay'in Transformers serisinde son kez yönetmenlik koltuğuna oturduğu "Transformers 5: Son Şövalye", Teresa Palmer'ın başrolünde yer aldığı "Berlin Sendromu", yerli yapımlarda ise Toprak Sergen, Cem Özer, İlhan Şeşen, Uğur Uludağ ve Cem Uçan'ın oynadığı "Tatlı Şeyler" öne çıkıyor. Ceren Ala filmleri değerlendirdi. (Ceren.ala@ntv.com.tr)

  • 1

    "Transformers 5: Son Şövalye"

    Birileri yine dünyanın peşinde. Makinalar yine iş başında. Üstelik bu kez çok gelişmişler. Yıl boyu Michael Bay’in yine yönetmen koltuğunda oturduğu Transformers macerasının yeni filminden bahsedildi. Film beklentiyi boşa çıkarmayacak gibi gözüküyor. Bu kez Transformerların geçmişine gidiyor ve Nazi Almanyası’nda bile robotların var olduğunu öğreniyoruz. Geçmişini bilmeyen geleceğini inşa edemez mottosundan ilerleyen macerada Mark Wahlberg, Laura Haddock, Anthony Hopkins, Josh Duhamel ve Santiago Cabrera rol alıyor.

    "Transformers 5: Son Şövalye" fragmanı

  • 2

    “Berlin Sendromu”

    Melek yüzlü bir katil düşünün. İşte Max Riemelt öyle bir adam bu filmde. Sense 8 dizisinde kendisine aşık olduk. Bu kez aktör ziyadesiyle hasta bir adama hayat veriyor. Yine de kendisine hasta olmaktan vazgeçemiyoruz. Berlin’e turist olarak gelen genç kadınları anında etkileyen ve sevgili olunca da eve hapseden genç adamın dramına üzülmek taraflı bir yaklaşım tabi ki. Şaka bir yana Berlin’in karanlık atmosferinde geçen gerilim dozu yüksek hikaye, Teresa Palmer’in güzelliği ve Max Riemelt’in cazibesiyle birleşince bir çırpıda okunan bir korku masalı heyecanı yaşatıyor. “Savaşın Gölgesinde” filmiyle alkışları toplayan Avustralyalı yönetmen Cate Shortland kadın elinin hünerini bir kez daha gösteriyor.

    “Berlin Sendromu” fragmanı

  • 3

    “93 Yazı”

    Ödüllü filmleri sevenler doğu sinemaya! “93 Yazı” izleyen herkesi büyülemeyi başardı. Katalan sinemasının yönetmenlerinden Carla Simón, Berlin’den en iyi ilk film ödülünü kazandı. 1993 yılında İspanya’nın taşra kasabasında küçük bir kız çocuğunun gerçek hikayesi anlatılıyor. Annesini kaybettikten sonra dayısı ve yengesinin yanına yerleşen 6 yaşındaki Frida’nın çaresizlik, alışmak ve paylaşmakla ilgili sınavını izlemek duyguları en dibine kadar yaşatsa da demagojiye asla izin vermiyor. Laia Artigas, Paula Blanco, Etna Campillo ve Bruna Cusí taşra yazının enfes manzarasını arkalarına alarak muazzam oyunculuklar sergiliyor. Sakın kaçırmayın, ne hayatı ne de bu filmi!

    “93 Yazı” fragmanı

  • 4

    “Büyü 2”

    Haftanın yerli korku filmi “Büyü 2” yoluna bu kez daha sıradan bir hikaye ve daha az ünlü oyuncularla devam ediyor. Bazen uzatmamak lazım. Önceki işin üzerine çıkamayacağına dair en ufak bir şüphe kırıntısı varsa bile vazgeçmek lazım. İlk filmi izlediğimde yıl 2004’tü. Özgü Namal, İpek Tuzcuoğlu ve Okan Yalabık kadrodaydı. Orhan Oğuz yönetmendi. Şimdi cinler, büyüler, köy halkı, üniversite öğrencileri ve BBG evinden Melih kadroda. O yüzden beklentiyi düşük tutun derim. Ayrıca, iyi işlere imza atan yönetmen Adnan Güler korku sinemasıyla daha fazla vakit harcamamalı.

    “Büyü 2” fragmanı

  • 5

    “Dağların Ardında”

    Gerçek acı nedir? Bence Ortadoğudur. Çünkü hem her şeydir hem de hiçbir şey. “Dağların Ardında” Rabih Malek isimli kör bir müzisyenin Lübnan’da köklerini arama hikayesini ve içindeki kocaman boşluğu anlatıyor. Ve film boyunca öyle müzikler çalıyor ki; duyguların en gerçek halini duyuyor olmak insana kendisini şanslı hissettiriyor. Vatche Boulghourjian imzalı filmde Barakat Jabbour’un performansını özellikle izleyin derim.

    “Dağların Ardında” fragmanı

  • 6

    “Kara Gün”

    Amerikalılar demagojiden anlar. Terör saldırıları söylerken bile acı veriyorken, üzerine bir de ABD sinemasının manüpülatif tavrı eklenince bu tarihi olay azımsanacak bir maceraya dönüşüyor. 15 Nisan 2013’te Boston Maratonu’nda 2 ayrı bomba patladı. 3 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı. Filmde saldırıyı düzenleyen Çeçen kardeşleri izliyor, o gün maratona katılan polisin ve vatandaşların özel hayatlarına giriyoruz. Bunu yaparken klişelerle dolu sahneler nedeniyle hikayeyle mesafemizi hep koruyoruz. Peter Berg’in “Boston Strong: A City's Triumph Over Tragedy” adlı kitaptan uyarladığı filmde Mark Wahlberg, John Goodman, J.K. Simmons, Michelle Monaghan ve Kevin Bacon gibi başarılı oyuncular rol alıyor. 

    “Kara Gün” fragmanı

  • 7

    “Tatlı Şeyler”

    “Bu ülkede kadın olmak zor, erkek olmak da zor. O yüzden biz ikisini de seçmedik, insan olmayı seçtik”. Bu bölüm Cem Özer’in konuşmasından. İki eşcinsel modacının komik yolculuk hikayesini anlatan “Tatlı Şeyler” filminden. Cinsiyetçi bir yaklaşımla çekilmiş sıradan bir yol hikayesi diyeniniz olabilir. Ancak güzel bir bebeğin varlığı, iki modacının asla rahatsız etmeyen tatlı halleri ve başarıyla çekilen sahneleri nedeniyle güzel bir film bence “Tatlı Şeyler”. Cem Özer’in büyük oyunculuğu bu kez işe yaramış, sevimli bir tasarımcı olmuş. İlhan Şeşen mafyatik bir baba rolünde. Uğur Uludağ diğer modacı. Toprak Sergen de güldürüyor. Daha bir sürü şeyin olduğu filmin yönetmen koltuğunda da Uğur Uludağ var.

    “Tatlı Şeyler” fragmanı

  • 8

    “Tavşan Okulu”

    Bu haftanın animasyonu Ute Von Münchow’un yönettiği Almanya yapımı “Tavşan Okulu”. Almanya’nın kendine has teknikleri animasyon alanında da varlığını gösteriyor: Mesafeli ve farklı. Bir sürü sihirli tavşanın ormanda geçen macerası tabi ki tilkilerin de dahil olmasıyla tatlı bir kovalamacaya dönüşüyor. Büyük küçük herkesin animasyonlardan zevk aldığı ortada ancak bu kez sadece çocukları gönderip salonun kapısında beklerseniz sizin için daha hayırlı olacak diye düşünüyorum.

    “Tavşan Okulu” fragmanı