Antik Çağ'dan günümüze yaşayan kent: Assos
10.08.2020 09:58
Anadolu Ajansı
İlk kazıya ABD'li arkeologlarca 1800'lü yıllarda başlanan Assos, 39 yıldan bu yana Türk bilim adamları tarafından yapılan çalışmalarla dünyaya tanıtılıyor. Bu yıl tüm dünyayı etkileyen pandemiye rağmen ilginin azalmadığı antik bölge, en çok ziyaret edilen 10 ören yeri arasında bulunuyor.


Antik Çağ'da "Troas" olarak adlandırılan bölgenin güney ucunda volkanik bir tepenin zirvesi ve yamaçlarında, Yunanistan'ın Midilli Adası'nın karşısında kurulan kent, asırlar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptı.

Assos Antik Kenti'nde ilk kez ABD'li arkeologların 1800'lü yıllarda gerçekleştirdiği kazılara, uzun bir aranın ardından 1981'de yeniden başlandı. Bölgede Türk bilim insanlarınca 39 yıldır kazı çalışması yürütülüyor.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Assos Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Nurettin Arslan, kazı çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Kazı ve restorasyon çalışmalarının Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türk Tarih Kurumunun desteği, İÇDAŞ'ın ana sponsorluğunda sürdüğünü belirten Arslan, bakanlığın aldığı karar kapsamında Türkiye'de 12 ay boyunca sürdürülen kazılar içinde Assos'un da bulunduğunu hatırlattı.
Bu yıl tüm dünyayı etkileyen corona virüs (Covid-19) pandemisi nedeniyle kazı programındaki bazı kısımları yeniden gözden geçirdiklerini anlatan Prof. Dr. Arslan, "Çünkü pandemi nedeniyle daha dikkatli olmamız gerekiyor. O yüzden de ekibi küçük tuttuk. İşçilerimizi de daha küçük bir grup halinde tuttuk. Çalışma programımızı da buna göre yönlendirdik" dedi.

Arslan, bu yıl ağırlıklı olarak yaklaşık 3 aydan beri akropolde çalışmalara devam ettiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Akropol ziyaretçilerin en fazla uğradığı yerlerden bir tanesi aslında. Bu yüzden orada geçmiş yıllardan belki yüzyıllarca önce yapılmış kazıların toprakları yığınlar halinde durmaktaydı ve ziyaretçiler dolayısıyla kazmak zordu.


"PANDEMİ NEDENİYLE DEPO ÇALIŞMALARINA AĞIRLIK VERDİK"
Prof. Dr. Arslan, pandemi nedeniyle akropoldeki kazılara paralel olarak, kazıların yapılması gereken işlerden bir tanesi olan depo çalışmalarına ağırlık vereceklerini belirtti.



"ASSOS EN ÇOK ZİYARET EDİLEN 10 ÖREN YERİ ARASINDA"
Assos'un her zaman ilgi çeken bir antik kent olduğunu bu yıl corona virüs döneminde de bu ilginin azalmadığını vurgulayan Nurettin Arslan, şunları kaydetti:
"Bu dönem bizi şaşırtan konulardan bir tanesi pandemi dönemine rağmen Türkiye'deki en çok ziyaretçi gelen ören yerleri arasında Assos'un 10'uncu sıraya yükseldiğini öğrendik. Bu da şunu gösteriyor. Assos yerli turistlerin daha çok ziyaret ettiği bir yer.

O yüzden de her dönem her yıl aslında ziyaretçi sayısı hiçbir zaman azalmıyor. Ekonomik kriz ya da bu tür pandemik olayların bunu etkilemediğini görüyoruz. Hala bu bölgeye insanların büyük bir ilgisi var. O yüzden de bizim çevre düzenlemesi projemiz maalesef hala tamamlanamadı. 3 yıldan beri devam ediyor.


"BÖLGE YAŞAYAN BİR KENT OLARAK VARLIĞINI SÜRDÜRÜYOR"
Nurettin Arslan, Assos ve çevresinin kendine özgü özelliklerini barındıran bir bölge olduğunu anlattı.
Her antik kentin kendine özgü özellikleri bulunduğunu ancak Assos'un birden fazla özelliği olduğunu aktaran Prof. Dr. Arslan, şunları söyledi:
"Burası yaşayan bir kent. Yani antik dönemden bugüne kadar hiçbir zaman terk edilmemiş hala üzerinde yaşamın devam ettiği bir kent. Bunun dışında yine denizi insanlar tarafından oldukça tercih edilen bir merkez.


Onun dışında yine köy kültürü. Antik kentin içinde eski bir köy var. Burada oteller, pansiyonlar, kafeler var. İnsanlarda denize girmek, dinlenmek, bir antik kenti görmek, sörf yapmak, kamp yapmak ya da yürüyüş yapmak gibi bir sürü farklı ihtiyaçlarını ya da isteklerini, arzularını bu kentte bulabilmekte, yerine getirmekte. Bunun dışında bu kentin bir başka özelliği etrafının, doğasının bozulmamış olması da önemli. Gelen insanlara sorduğumuz zaman akropole çıkıp çevreye baktığımız zaman uçsuz bucaksız deniz ve onu kuşatan makileri, ağaçları görüyorsunuz."
