Hepatit B virüsünün sigaradan sonra ikinci sıradaki kanserojen olduğunu söyleyen Amerikan Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Prof. Dr. Fehmi Tabak, kanser ve enfeksiyon birlikteliğinin neden çok tehlikeli olduğunu anlattı, merak edilen noktalara açıklık getirdi.

Lösemilerde gerek hastalığa bağlı kemik iliğinin kanser hücreleri tarafından işgal edilmesi, gerekse hastalığın tedavisi için kullanılan ilaçların kemik iliğine zarar vermesi sonucu ortaya çıkan beyaz kan hücrelerinde, özellikle nötrofil adını verdiğimiz ve vücuda giren mikropları yakalayarak ortadan kaldıran hücrelerdeki azalma, hastayı mevcut hastalığının olumsuz etkileri yanında bir de enfeksiyonlar ile karşı karşıya getirir. Bu hasta grubundaki kayıpların en önemli nedeni enfeksiyonlardır.

Diğer kanser türü olan böbrek, mide, meme, bağırsak ve akciğer gibi herhangi bir organda ortaya çıkan kanserlerde ise tümörün mekanik etkisi veya yine kanser ilaçlarına bağlı gelişen beyaz kan hücrelerinde azalmaya bağlı olarak gelişen enfeksiyonlar da vardır. Bu hastalardaki enfeksiyonların tedavisi nispeten daha kolaydır.

Olayın diğer boyutu ise herhangi bir mikroorganizmanın kansere neden olmasıdır. Bu konuda değişik virüslerin kan kanserlerine, Hepatit B ve C virüsünün karaciğer kanserine neden olduğu uzun yıllardır bilinmektedir. Son yıllarda ülser ve gastrite yol açtığı bilinen Helicobacter pylori isimli bakterinin mide kanseri ve mide lenfomasına yol açtığı gösterilmiştir.

HEPATİT VİRÜSÜ ÖNEMLİ BİR ETKEN

Hepatit B virüsü (HBV) dünyada sigaradan sonra ikinci en sık kanser nedenidir. Tüm dünyada yaklaşık 400 milyon kişinin, ülkemizde de 3-4 milyon kişinin HBV’nü taşıdığı tahmin edilmektedir. Karaciğer kanserinin en sık olduğu bölgelere baktığımızda HBV taşıyıcılığının en sık olduğu Güney Doğu Asya ülkelerini görmekteyiz. Özellikle son yıllarda yapılan çalışmalarda kanda dolaşan HBV yükü ile doğru oranılı olarak karaciğer kanser riskinin arttığı gösterilmiştir.

Yine kronik hepatit B ve C’nin etkili tedavisi ile karaciğer kanser riskinin de azaldığı gösterilmiştir. Ülkemizde de maalesef taşıyıcılık sıklığı yüzde 4-5 civarındadır. 3-4 milyon taşıyıcının çoğunluğu sağlıklı taşıyıcı olup, bunlarda karaciğer kanseri gelişme riski vardır. Fakat bu risk kronik hepatitlilere göre çok azdır.

HEPATİT B'DE AŞILANMA ORANI YÜZDE 95

Ama yine de ülkemizde her yıl 3-4 bin kişinin karaciğer kanseri nedeniyle kaybedildiği tahmin edilmektedir. HBV enfeksiyonu açısından sevindirici bir olay bu hastalığın etkin olan bir aşısının bulunmasıdır. Bu özelliği ile hepatit B aşıları karaciğer kanserini de engelleyen bir aşı olma niteliğindedir. Ülkemizde her yenidoğanın aşılanması 10 yılını doldurmuştur. Aşılama oranları da yüzde 95’lerin üzerindedir.

Mide kanseri ve lenfomasına yol açan Helicobacter pylori açısından da toplumdaki dağılımına baktığımızda yaşla beraber arttığını, tüm toplumun 40’lı yaşlarda yüzde 40’ında, 50’li yaşlarda yüzde 50’sinde, 60’lı yaşlarda yüzde 60’ında bulunduğunu bilmekteyiz. Kişide bulunması mutlaka ülser ve gastrite yol açmadığı gibi mide kanserine de mutlaka neden olmamaktadır. Mide kanseri ve lenfoması bu bakteriyi taşıyanların çok çok azında ortaya çıkmaktadır.

ENFEKSİYONLAR NASIL KANSERE DÖNÜŞÜR?

Enfeksiyon ajanlarının yol açtığı kronik, uzun süren inflamasyon kanser gelişimine neden olmaktadır. Bu tür kanser gelişimine neden olan ajanlara Helicobacter pylori ve hepatit B ve C’yi örnek olarak gösterebiliriz. Virüsler genellikle hücrelerde büyümeyi, çoğalmayı sağlayan yolları aktive ederken, diğer taraftan tümör gelişimini baskılayan ürünlerin inhibisyonuna neden olurlar.

ANTİBİYOTİKLE TEDAVİ EDİLEN KANSER VAR MI?

Helicobacter pylori’nin yol açtığı mide lenfoması bu bakteriyi ortadan kaldıran değişik antibiyotikler ile önemli ölçüde gerileyebilmektedir.

KANSERİ AŞI İLE ÖNLEMEK MÜMKÜN MÜ?

HBV’nün sigaradan sonra ikinci sıradaki kanserojen olduğunu biliyoruz. Etkili bir aşısı olması nedeni ile Hepatit B aşısı ile HBV’ne bağlı karaciğer kanserleri önlenebilir. Hanımlarda serviks kanserine Human Papilloma virus (HPV) yol açabilmektedir. HPV aşıları da son yıllarda kullanıma girmiştir. Bu açıdan kanser önlemede kullanılan iki aşı bulunmakta ve bu iki aşı etkin olarak kullanılmaktadır.