KTEPH ölümcül olabilir! (Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon nasıl tedavi edilir?)

Akciğer damarlarına pıhtı atması ve bu pıhtının çözülemeyerek akciğer damarındaki kan basıncını yükseltmasi olan Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (KTEPH) zamanında tedavi edilmediğinde ölüme yol açabiliyor. Tanısı zor konulan KTEPH’de en önemli belirti ise nefes darlığı.

akciğerler.jpg

Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği, Kronik Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (KTEPH) hastalığı konusunda farkındalık oluşturmak ve Türkiye’de halk arasında bilinirliğini üst seviyelere taşımak amacıyla KTEPH Farkındalık Günü kapsamında çeşitli etkinlikler düzenledi.

Ankara’da yapılan ‘KTEPH Aklımda’ tiyatro oyunu ile Tromboembolik Pulmoner Hipertansiyon (KTEPH) hastası 3 hastanın hayatından dramatik kesitler sahneye taşındı. Antik Tiyatro oyuncuları tarafından sahnelenen oyunun yönetmenliğini Mehmet Yılmazsoy üstlendi.

“Bu hastalık öldürebilen ama tanısı konulduğunda tedavisi mümkün olan bir hastalıktır” diyen Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Tankut Akay “Akciğer damarımıza pıhtı attığı zaman, bu pıhtı çözülmediği ve orada kaldığı zaman akciğer damarımızdaki kan basıncımızı yükseltiyor. Akciğer damar duvarımızda da ölümcül değişiklikler yapabiliyor. Bunun tedavisi var. Öncelikle tanısının konulması gerekiyor” dedi.

“HASTALIĞIN BELLİ BİR YAŞI YOK”

KTEPH hastalığının 20 ile 80 yaşları arasında görülebildiğini söyleyen Akay, hastaların nefes darlığı, halsizlik, bayılma gibi rahatsızlıklarla kendilerine başvurduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Hastalar bize açıklanamayan bir nefes darlığı, halsizlik, bayılma gibi belirgin olmayan şikayetlerle geliyor. Bu hastalıkta, hastalar astım, bronşit, panik atak tanısı konularak, yanlış tedavi alabiliyorlar. Bu hastalarda daha önce geçirilmiş bir pulmoner emboli yani akciğer damarına pıhtı atması öyküsü varsa bu hastaların KTEPH yönünden değerlendirilmesi gerekir ki tanı konulabilsin. Bu hastalara ilk yapılacak olan ventilasyon perfüzyon sintigrafisi dediğimiz bir teknik. Yani akciğer havalanıyor ve yeteri kadar kanlanıyor mu buna bakmak gerekiyor. Bir ekokardiyografi yapılıyor akciğer damar basıncı ne durumda, diye. Akciğer damar basıncı 25 milimetre civadan fazla olan hastalar tomografi ve MR görüntülerinde bir pıhtının görünmesi hastadaki; nefes darlığı, halsizlik bayılma gibi bulguların devam etmesi, en az 3 aylık pıhtı engelleyici tedavi alması halinde bu şikayetlerin devam etmesi durumunda tanı konuyor.”

"TÜRKİYE'DE ONAYLANMIŞ TEK BİR İLAÇ VAR"

Bu durumdan sonra devreye kardiyologların girdiğini, özel bir anjiyografi yöntemiyle, sağ kalp kateterizasyonu yapıldığını ve kalp boşluklarından basınç ölçülerek sonraki aşamada oradaki pıhtının açık kalp ameliyatı ile temizlenip çıkarıldığını söyleyen Dernek Başkanı, “Önlenebilen tek pulmoner hipertansiyon türü aslında kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon. Bunu yapamadığımız durumlarda ilaç tedavisi başlatıyoruz. Zaten Türkiye’de onaylanmış tek bir ilaç var. Bunu yapamadığımız hasta grubundaysa balon anjiyoplasti dediğimiz yeni popüler olmaya başlayan bir yöntem var. Genelde 60’lı yaşlarda çok görünüyor ama 20’li yaşlardan 80’li yaşlara kadar bu hastalık var. Tercih ettiği belli bir yaş grubu var demek doğru olmaz” şeklinde konuştu.

“TANI KOYARSAK TEDAVİ EDEBİLİRİZ”

 KTEPH hastalığının Türkiye’de çok az bilindiğini, söyleyen Akay, “İlk sebep; akciğer damarımıza atan pıhtı. Akciğer damarımıza atan bir pıhtı ve nefes darlığımız varsa aksi ispat edilene kadar KTEPH’ten şüpheleniyoruz. Türkiye’de birkaç merkezde Ankara’da dahil olmak üzere başarılı ameliyatlar yapılmakta. Şu anda mevcut hasta sayısı 100-200 kişi arası olduğu biliniyor ama bizim tahminimiz yılda 700-800 hastanın olduğu yönünde. Amacımız bu hastaların da belirlenmesi ve hayatlarının kurtarılabilmesi. Farkında olmadığımız için tanı koyamıyoruz, tanı koyamadığımız için de tedavi edemiyoruz. Tanı koyarsak tedavi edebiliriz” dedi.

“BOMBA GİBİYİM, GEZİYORUM, TOZUYORUM”

Muğla Yatağan’dan Ankara’da giden Mehmet Ali Bektaş, KTEPH ameliyatı olduğunu ve çok iyi hissettiğini söyledi, “Tedavi olmadan önce yemek yiyemiyordum, uyku uyuyamıyordum. Ne yiyorsam hep acı geliyordu. 11 Eylül’de ameliyat oldum. Bomba gibiyim, geziyorum, tozuyorum, rahatım çok iyi” diye konuştu.

“DOKTOR GÖZÜYLE ANLATIYORSUNUZ, SANATÇI GÖZÜYLE SERGİLİYORSUNUZ”

Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Dilek Erer, Fotokolektif Fotoğraf Atölyesi tarafından organize edilen fotoğraf sergisini gezerken duygulandığını söyleyerek şöyle konuştu:

“Ben bugün kapıdan girince duygulandım. Çünkü şunu fark ettim; her mesleğin gözü varmış. Ben mesela kalp damar cerrahı olarak bir insana baktığımda başka bir gözle bakıyorum. Sanatçıların da nefese ve hastalığa bu kadar güzel ve ihtişamlı bakmaları beni duygulandı. Eminim herkes bu kadar güzel bir hazırlığı görünce çok şaşırdı. Çünkü doktor gözüyle anlatıyorsunuz, sanatçı gözüyle sergiliyorsunuz. Çok güzel bir farkındalık” dedi.

“KTEPH HALK ARASINDA BİLİNMİYOR”

5 yıldır fotoğrafçılıkla ilgilendiğini söyleyen Duygu Üçüncübağ da, “Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği bize geldi, ‘KTEPH diye bir hastalık var. Halk arasında da yaygın olarak bilinmiyor. Diğer hastalıklarla karıştırılıyor’ diyerek farkındalık gününden bahsettiler. Konumuzu da ‘Nefes’ olarak belirledik. Biz de çalışmalarımızı nefes konusu üzerine yaptık” diye konuştu.

Sayfa Yükleniyor...