NTV

Onkoplasti kadınların yüzünü güldürüyor

Sağlık
Onkoplasti kadınların yüzünü güldürüyor

Hızla gelişen onkoplastik cerrahi sayesinde meme kanseri olan kadında meme kaybı artık önleniyor. Böylece kanser hastası kadınların ‘memesiz yaşam korkusu’ son buluyor.

Meme kanseri olan kadınların tedavi sonrası en büyük sıkıntılarından biri memelerinin alınması. İstanbul’’da yapılan “Meme Kanserinin Tanı ve Tedavisindeki Yeni Yaklaşımlar” konulu uluslararası konferansa katılan uzmanlar, onkoplastik cerrahideki gelişmelerin meme kanseri olan kadınların yüzünü güldürdüğünü söyledi.

Bilim dünyasından ulusal ve uluslararası yaklaşık 150 uzmanın katıldığı konferansa, Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer ve Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Temsilcisi Dr. Cristina Profili de konuk olarak yer aldılar.

Roma Katolik Üniversitesi, Multidisipliner Meme Merkezi Direktörü Prof. Dr. Riccardo Masetti, kadınların kanser ameliyatından sonra estetik görünümlerinden vazgeçemediklerini, bu kaygıdan hareketle günümüzde yeni geliştirilen meme onarımı yöntemleriyle artık memenin korunduğunu söyledi. Prof. Masetti, 2000-2010 yılları arasında ABD’de meme kanseri sonrasında estetik operasyon ile meme onarımı ameliyatı geçiren kadın sayısının yüzde 18 oranında arttığına dikkat çekti.

Yale Üniversitesi, Yale-New Haven Meme Merkezi Direktörü Doç. Dr. Anees Chagpar ise meme kanserini teşhis ve tedavi eden merkezlerin sayısının artırılmasının, erken teşhis oranını da yükselteceğini, bunun da birçok kadının hayatını kurtaracağını vurguladı.

TÜRKİYE’DE MEME KANSERİ GENÇLERDE ARTIYOR
Genel Cerrahi Uzmanı Profesör Dr. Cihan Uras, meme kanserinde erken tanı olanaklarının artmasının çok önemli olduğunu vurgulayarak şu bilgileri verdi:

“Türkiye’de ABD’yle kıyaslandığında meme kanserinin gençlerde görülme sıklığı artıyor. Buna karşılık meme kanserinde erken tanı olanaklarının artması, ileri teknoloji, kadınlardaki meme kanseri bilinci ve farkındalığının yükseltilmesi, meme sağlığı merkezlerinin artması, meme kanserini ilgilendiren tıbbi branşların birlikte çalışması sayesinde birçok kadın, memesine kaybetmeden kanserden kurtulma imkânına sahip olabiliyor. Ancak meme tanısı konan kadınlarda ise multidisipliner meme hastalıkları merkezleri sayesinde, tedavi başarı oranları yükseliyor.”

MEME KANSERİ BİRİNCİ SIRADA
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, Türkiye’nin hemen hemen tüm coğrafi bölgelerinde meme kanserinin ilk sıralarda yer almasına karşın, Doğu bölgelerdeki kadınlarda sindirim sistemi kanserlerinin yaşam tarzı, beslenme gibi koşullar nedeniyle daha fazla görüldüğüne değindi. 2002-2006 yılları arasındaki verilere göre meme kanseri sayılarında artış olduğunu belirten Prof. Dr. Murat Tuncer, şu bilgileri verdi:

“Bu artışa göre Türkiye’de yaklaşık 15-16 bin meme kanserli hasta bulunuyor. Bu artışa bakacak olursak 2030’a kadar 30-35 binin üzerinde meme kanserli hastanın bulunacağını öngörüyoruz. Bu hem sosyal, hem de ekonomik yükü çok ağır olan bir tablo”

EMZİREN KADIN MEME KANSERİNDEN KORUNUYOR
Hindistan’da yapılan bir bilimsel araştırmanın sonuçlarına dikkati çeken Prof. Dr. Murat Tuncer, bu çalışmada kırsalda ve şehirde yaşayan kadınların meme kanseri açısından kıyaslandığını, şehirlerde yaşayan kadınlarda kırsalda yaşayan kadınlardan 8 kat daha fazla meme kanseri görüldüğünün tespit edildiğini söyledi. Çalışmanın sonuçlarına bakılarak kırsaldaki kadınların çocuk sayısının 2’den fazla olduğunu, iki yıldan uzun bebeklerini emzirdiklerini anlatan Prof. Tuncer, “Şehirdeki kadınlarda çocuk sayısı ikinin altında, iki yılın altında emziriyorlar. Emzirmek kadınları meme kanserinden koruyor. Şişmanlamak, fiziksel aktivite azlığı, çevresel etkenler meme kanseri riskini artırıyor” dedi.

HİÇBİR KADIN MEMESİZ YAŞAMAK İSTEMEZ
Prof. Dr. Riccardo Masetti, günümüzde memelerini kaybeden kadınların meme kaybıyla yaşamak istemediklerini söyledi. Bu amaçla tıpta “Onkoplastik Meme Cerrahisi” olarak bilinen alanın geliştiğini, genel cerrahi uzmanları ve plastik cerrahi uzmanlarının birlikte çalışarak, kanser nedeniyle memesini kaybetmiş kadınlara yeniden meme yaptıklarını söyledi. Yeni geliştirilen teknikler sayesinde kadınları güzelliklerine yeniden kavuşturduklarını anlatan Prof. Dr. Masetti, şu bilgileri verdi:

• Öncelikle amacımız memeden tümörün kesin olarak uzaklaştırıldığından emin olmaktır.
• İkinci amacımız ise, tümörün kesin olarak uzaklaştırıldığı memeyi yeniden yapılandırmaktır.
• Bu yeniden yapılandırmada karın, sırt, baldır bölgelerinden deri, kas ve diğer dokuları taşıyarak yeniden meme yapıyoruz. Burada meme ucunu yapmak, iki meme arasındaki simetriyi, her iki memenin de aynı olmasını sağlamak birinci görevimiz.
• Ancak burada tekniği seçmek çok önemli. Kullandığımız teknikler kanserin türüne, memeye olan yayılımına, dağılımına, meme derisine, hastanın yaşına göre değişebiliyor.
• Genç hastalarda daha çok implant kullanarak yeniden meme dokusu yapıyoruz. Meme dokusunu oluştururken selülözlü bir dolgu maddesi olarak kullanıyoruz.

NE KADAR ÇOK MERKEZ, O KADAR ÇOK HAYAT
Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Uzmanı ve Yale-New Haven Meme Kanseri Merkezi Direktörü Doç. Dr. Anees Chagpar, meme kanserinin erken teşhis edilmesiyle kadınların ölümden kurtulabildiğini, bu nedenle iyi tedavi hizmeti sunulan meme kanseri tarama, teşhis ve tedavi merkezlerinin sayısının artırılmasının önemine dikkati çekti. Dr. Chagpar, ABD’de bu konuda çalışan akreditasyon merkezleri bulunduğunu, tüm merkezlerdeki hizmet standardının eşitlenmesi için çalıştıklarını, hastaların yaşam kalitesinin artırılmasının birinci hedefleri olduğunu söyledi.

• Son 10 yılda meme merkezlerinde, onkoplastik cerrahi tekniklerinin kullanım oranının arttığını görüyoruz. Bu da kadınların eski memesine kavuşma isteğinden ileri geliyor.
• Kullandığımız yeni teknikler sayesinde memede çok daha az iz oluyor. Ancak memedeki tümör büyükse, kadının memesi büyükse az izle onarım yapmak mümkün olmuyor.
• Küçük memeli kadınlarla, büyük memeli kadınlarda uyguladığımız teknikler birbirinden farklı. Küçük memelerde az izle ameliyat mümkünken, büyük memelerde iz fazla olabiliyor.
• Memelerdeki büyüklük farklılıklarını gideriyoruz, hiç olmayan meme başını yeniden yapıyoruz.
• Meme koruma ameliyatlarında başarı oranımız yüzde 85’e ulaştı. Artık memeyi tamamen çıkarmak yerine, memeyi korumaya yönelik teknikler kullanıyoruz. Memeyi korurken tümörü de tamamen çıkarmayı hedefliyoruz.