Fide Danışmanlık Merkezi ve Ankara Yıldız Rotary Kulübü işbirliği ile düzenlenen Disleksi Eğitim Kampı’nın bu yıl üçüncüsü gerçekleştirildi. Disleksi Eğitim Kampı’na aileleriyle birlikte katılan çocuklar, Prof. Dr. Ümran Korkmazlar ve Fide Danışmanlık Ekibi psikologları eşliğinde eğlenceli grup çalışmalarına, egzersizlere katılarak Anıtkabiri ve Akyurt İlköğretim Okulu’nu ziyaret ettiler.

Akyurt İlköğretim Okulu’nda, velilere ve öğretmenlere disleksiyi (öğrenme güçlüğü) anlatan Prof. Dr. Ümran Korkmazlar, dislektik çocukların en belirgin özelliğinin okulda öğrenme ve yazma güçlüğü olarak kendini gösterdiğini belirtti. Ayrıca ebeveynlerin yaşadığı güçlükler grup çalışmasında ele alındı. Prof. Dr. Korkmazlar, öğrenme bozukluğunun aslında bir zekâ sorunu olmadığını, beynin işleyişiyle ilgili olduğunu, bu çocukların normal ya da üstün zekâlı olduklarına dikkat çekti.

‘SORUNLARA SIRADIŞI ÇÖZÜM BULURLAR’
Disleksi rahatsızlığı olan Einstein’ın 9 yaşına kadar okumayı öğrenemediğini, sınavları geçemeyen Picasso’nun kimi harfleri ters yazdığını vurgulayan Prof. Dr. Ümran Korkmazlar, “Kampa katılan çocuklarımız, diğer çocuklardan farklı düşünüp öğreniyorlar. Kelimelerle düşünmek yerine görsel düşünüp, görsel öğreniyorlar. Bilginin fotoğrafını çekiyorlar. Yaratıcılıkta ve sorunları çözmede çok farklı fikirler ortaya koyuyorlar. Çünkü yaratıcı zekâya sahip beynin sağ hemisferi sol hemisferine baskın şekilde çalışıyor” diye konuştu.

AİLELERE BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR
Öğretmen, aile ve uzmanlar işbirliğinde ve kontrolünde ara verilmeden uzun soluklu çalışmalar sayesinde dislektik çocukların yaratıcılıklarını koruyarak, geliştirerek okul ve sosyal hayata uyum sağlayabildiklerini söyleyen Prof. Dr. Korkmazlar, disleksinin genetik olarak çocuğa geçtiğine dikkat çekti. Korkmazlar, milli eğitim sistemi içinde öğrenmelerinin ve hayatlarının kolaylaştırılması hakkının tanımlandığını ancak tam anlamıyla uygulanmadığını belirtti.