Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi 75. Yıl Konferans Salonu'nda düzenlenen panelde, ''Tam Gün'' olarak bilinen yasa tasarısı masaya yatırılarak, mevcut haliyle tartışıldı.

Oturum başkanlığını GÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peyami Cinaz'ın yaptığı panele, GÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sefer Aycan, Ankara Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gülriz Ersöz ve Sağlık Bakanlığı Sağlık Eğitimi Genel Müdürü Prof. Dr. Safa Kapıcıoğlu konuşmacı olarak katıldı.

Prof. Dr. Cinaz, ''Üniversite ve Sağlık Personeli'nin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı''nın şu an TBMM'de bulunduğunu hatırlatarak, tasarı yasalaşmadan alandaki uzmanların görüşlerinin alınacağı tartışma ortamlarının faydalı olacağını söyledi.

Kendisinin de sağlık çalışanının tam gün çalışmasına karşı olmadığını ancak mevcut tasarıda değişiklikler ve yeni düzenlemeler yapılması gerektiğini görüşünü aktaran Cinaz, daha önceki yıllarda da buna ilişkin yasanın çıktığını ancak bazı aksaklıklar nedeniyle bir süre sonra uygulamadan kalktığını bildirdi.

MESLEK ÖRGÜTLERİNİN ÖNERİSİ DİKKATE ALINMALI

Prof. Dr. Sefer Aycan da kısmı ya da tam zamanlı çalışmayla ilgili çeşitli ülkelerde farklı uygulamalar olduğunu belirtti. 1978 yılında ''Sağlık Personelinin Tam Süre Çalışma Esaslarına Dair Kanun'' çıktığını ancak 1980'de dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından tekrar kaldırıldığını anlatan Aycan, tasarı yasalaşmadan hekimlerin, ilgili meslek örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının önerilerinin dikkate alınarak gerekli düzenlemeler ve değişikliklerin yapılması gerektiğini ifade etti.

Aycan, ''Mevcut kanun tasarısını değerlendirirken tam gün olmalı mı olmamalı mı? Nerede ve nasıl olmalıdan çok kamuoyunu yanıltarak tabipleri hedef haline getirerek yapılmak istenenlerin sağlık hizmetleri üzerine yapacağı etkileri tartışmak gerekir'' dedi.

Sefer Aycan, Mevcuk kanun tasarısının, ''sağlık personelinin daha iyi hizmet vermesini, Türkiye'nin sağlık düzeyinin iyileşmesini, sağlık hizmetini yaygınlaştırmayı ve sağlık eğitimini iyileştirmeyi içermediğini'' öne sürdü.
 
EĞİTİM NİTELİĞİ DÜŞECEK
 
Prof. Dr. Gülriz Ersöz de ''Bu, hekimlerin tam gün çalışmasını esas alan değil, çalıştıkları kurumdan nasıl pay alacaklarını belirleyen bir kanun tasarısıdır'' dedi. Tasarı ile hekimlerin yalnız bir kurumda çalışmalarının öngörüldüğünü ifade eden Ersöz, şunları kaydetti:

'Hekimlerin kabul edilebilir bir ücret için çok fazla mesai yapmaları gerekmektedir. Hekimler için öngörülen ücretlerin kaynağı belirsiz ve güvencesizdir. Ücretlendirmeye temel alınan 'performans' değerlendirmesi ile hizmet niteliğinin düştüğü, sağlık harcamalarının arttığı, etik dışı uygulamaların yaşandığı, iş barışının bozulduğu görülmüştür. Tasarıda öngörülen fazla mesai süresi hekimin güvenli ve nitelikli sağlık hizmeti verebileceği sürenin çok üstündedir. Aylık 160 saatlik normal mesai saatinin üstüne 130 saat nöbet, 120 saat icap nöbeti eklenerek ücretlendirileceği, bunun da üzerinde çalışılabileceği, ücretinin de ödenmeyeceği anlaşılmaktadır.''

Ersöz, tıp fakültelerinde öğretim üyelerinin ücretlerinin büyük oranda sağlık hizmeti sunumuna bağlandığını anlatarak, ''Üniversite hastanelerinde hizmetin ön plana çıkması tıp eğitiminin niteliğini önemli ölçüde düşürecektir. Üst sınırı tanımlanmamış çalışma süresi, niceliği önceleyen performans uygulamasının yanı sıra tıp eğitiminin niteliğinde düşüş sağlık hizmeti sunumunda niteliği olumsuz etkileyecektir. Sağlık hizmeti sunumunun iyileşmesi mümkün değildir'' diye konuştu.

Tasarının, tedavi edici hizmetleri önceleyen bir yaklaşımla hazırlandığını iddia eden Ersöz, ''Hekimlere verilecek döner sermaye, tedavi edici hizmetlere odaklanmıştır. Tasarı, sunulan sağlık hizmeti ile tıp eğitiminin niteliğini, hekimlerin özlük haklarını olumsuz etkileyeceği için geri çekilmelidir'' dedi.
 
ÖĞRETİM ÜYESİ BULMAKTA ZORLANACAĞIMIZI DÜŞÜNMÜYORUZ
 
Sağlık Bakanlığı Sağlık Eğitimi Genel Müdürü Prof. Dr. Safa Kapıcıoğlu ise söz konusu kanun tasarısının, iddiaların ve itirazların aksine hekimlerin tam gün çalışmasını esas aldığını, ancak bunu yaparken de uygulama için bazı değişiklik ve düzenlemelerin yapıldığını bildirdi.

Söz konusu yasa tasarısı ile ilgili son yapılan bir anket çalışmasının sonuçlarını aktaran Kapıcıoğlu, ankete katılan hekimlerin büyük çoğunluğunun ''tam gün'' yasa tasarından yana olduklarının belirlendiğini kaydetti.

Kapıcıoğlu, nitelikli bir sağlık hizmeti için yasanın önemli bir gereklilik olduğunu ifade ederek, ''Hekimlerin bir yandan kamuda çalışabilen bir yandan da 'muayenehane' açarak hekimlik yapma ayrıcalığı olarak tanımlanabilen yarı zamanlı çalışma sistemi sağlık ortamını dejenere etmektedir'' dedi. Kapıcıoğlu, tasarının yasalaşması durumunda, hem hekim ve hem hasta hem de kaliteli tıp eğitimi açısından çok olumlu sonuçlar elde edileceğini söyledi.

HEKİMLERİN MEMNUNİYETİ NE OLACAK?

Bir hekimin, ''Üniversite hastaneleri hizmet değil, eğitim hastaneleridir. Öğretim üyelerinin kalitesinde düşme olacaktır. Sistem uygulamaya girdiğinde buna karşı çıkan hekimlerin memnuniyetine ne olacak?'' sorusu üzerine Kapıcıoğlu, şu cevabı verdi:

''Eğitimle hizmet birbirinden ayrılamaz. Önemli olan bunların dengeli olmasıdır. Üniversitelerimize öğretim üyesi bulmakta zorlanacağımızı düşünmüyoruz. Bunları zaman gösterecek. Hastanenin dışında muayenehanesi olan hocalar, öğleden sonra buraya gideceğini bildiği için eğitimde aksama olabiliyor. Vizit sırasında ders anlatan hocalar var. Bunlar giderilecek. Hekim memnuniyetiyle ilgili olarak da yapılan anketler memnuniyet oranlarının arttığını gösteriyor.''