Son dönemde teknik direktör Aykut Kocaman tarafından 11'de çok tercih edilmeyen Valbuena “Benim amacım takıma katkı sağlayan ve takım için belirleyici oyunculardan olmak. Bunu hem ofansif hem de defansif olarak yapmam gerektiğini biliyorum“
dedi.

Fransız yıldız "Son yıllarda bir sol taraf oyuncusu olduğumu düşünüyorum. Kendimi yüzde 80 oranında hücum oyuncusu olarak nitelendiriyorum. Şu an bu takımdaki rolümü değerlendirecek olursak; benim amacım takıma katkı sağlayan ve takım için
belirleyici oyunculardan olmak. Bunu hem ofansif hem de defansif olarak yapmam gerektiğini biliyorum. Sahaya çıktığımda elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum" ifadelerini kullandı.

Ligdeki şampiyonluk şanslarını da değerlendiren Mathieu Valbuena "Fenerbahçe, son 3 sezonu şampiyon tamamlayamadı ve artık şampiyon olmaya ihtiyacı var. 4. yıldızı takabilmek de çok önemli bir hedef, bizim için. Hem Türkiye Kupası hem de Lig
şampiyonluğu olmak üzere iki farklı hedefimiz var. Sezon sonunda bu hedeflere ulaşmak istiyoruz ve şampiyon olabilecek güce sahibiz" dedi.

Valbuena'nın açıklamaları şöyle:

"Henüz bir futbolcu olma adayıyken, altyapısında oynadığım Bordeaux’dan Christophe Jérôme Dugarry ve Zinédine Zidane’a hayrandım. Bu oyuncular teknik olmalarının yanı sıra topla rahat hareket edebilen ve ayağıyla topun temasını rahatça kurabilen
isimlerdi. Ben de her zaman böyle kapasitesi yüksek futbolcuları takip ederdim. Yine aynı şekilde Sylvain Wiltord da takip ettiğim isimlerden biriydi. Bu oyuncuların hem antrenmanlarını hem de maçlarını kaçırmazdım."

"FUTBOL EŞİTTİR HAYAT"

"Benim için futbol eşittir hayat demek. Maç kazandığımız akşamlar, benim için en mutlu akşamlardır. Yarışmacı ve mücadeleci bir insanım. Sahaya çıktığımda işim için, başarılı olmak için her şeyimi ortaya koyarım. Ayrıcalıklı bir işimiz olduğunu düşünüyorum."

"Sezon başına oranla birlik ve beraberlik duygumuz arttı. Buna bağlı olarak maç kazanmaya başladık. Teleset Mobilya Akhisarspor maçıyla 15 maçlık bir seri yakalamıştık. Maç kazanmak, kuşkusuz gelişimimize de katkı sağlıyor. Kazandığımız maçlar, bizim vitaminimiz. Beşiktaş mağlubiyeti bizi etkilememeli. Hedefimiz belli."

"Marsilya Kulübü, benim hayatımda çok önemli bir yere sahip. 8-9 yılımı orada geçirdim ve her şeyi orada öğrendim. Bugünümü onlara borçluyum. Lyon’a gittiğim için ise hiç pişmanlık duymadım çünkü gittiğim her kulüpte başarılı oldum. Aralarında yaptıkları maçları izlediğimde Marsilya'yı tutuyorum."

"FENERBAHÇE BAMBAŞKA"

"Benim için milli takıma dönmek zor gibi gözüküyor. Başarılı ve gelecek vadeden yeni bir neslin geldiğini görüyoruz. Ben, Fransa Milli Takımı için çok şey yaptım ve o formayı giymek benim için her zaman gurur kaynağı olmuştur. Kendi ülkenin formasını giymenin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Tercihim, Fenerbahçe’ye odaklanmak ve bu forma altında şampiyonluk yaşamak."

"Evet, Türkiye’de futbola çok büyük tutku var ama Fenerbahçe’ye daha büyük bir tutku var. Kariyerim boyunca güzel atmosferlerde oynadım ama burası başka bir seviye. Fenerbahçe, kariyerimde gördüğüm en iyi taraftar atmosferine sahip kulüp"

"TENİS TUTKUNUYUM"

"Hem seyirci hem de oyuncu olarak tam bir tenis tutkunuyum. Bunun dışında seyahat etmeyi, farklı kültürler tanımayı seviyorum, çünkü her ülkenin ayrı bir hikâyesi, tarihi ve kültürü var. Bunları görmeyi seven birisiyim. Kış Olimpiyatları’nı izlemedim; çünkü ilgi duyduğum bir branş yok ama Yaz Olimpiyatları çok ilgimi çekiyor. Atletizme ilgi duyuyorum. Yarışları takip ediyorum ve bir dünya rekoru kırıldığında heyecan duyuyorum. Kızımla oyun oynamayı çok seviyorum. Çok hareketli bir kızım var, sanırım bana benzeyecek. Eşimle yürüyüş yapmayı seviyoruz. Fransa’nın Aix-en-Provence şehrinde yaşıyoruz ve orada eşimle vakit geçirmekten keyif alıyorum. Restoranlara gidiyoruz, mağazaları geziyoruz. Bir de, arabaları çok seviyorum, özellikle de hızlı giden arabaları. Örneğin, Bugatti Veyron çok ilgimi çeken bir araba ama oldukça pahalı."