Daha önce tanışmamış olanlar için bulut teknolojisini, bilişim sistemlerini satın alıp sahip olmak yerine, bu konuda önceden yatırım yapmış şirketlerden esnek süre ve miktarlarda kiralanması şeklinde tanımlayabiliriz.

Bulut teknolojisi dünyada kendi donanımlarını satın alıp kurmak veya kendi yazılımlarının geliştirmek zorunda olan bir çok kişiyi ve şirketi bu dertten kurtarmış gözüküyor ki, 2016 yılında 200 milyar doları aşan bulut hizmetleri pazarı hacminin, bu yılın sonunda 246 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Dünyada bu denli hızlı bir dönüşümün, ülkemizde de mutlaka etkisi olması gerektiğinin altını çizen uzun yıllar boyunca Ankara’da kamu kurumları ile çalışan Oracle Türkiye Kamu Satış Yöneticisi Utku Kaya, devletin artık eskisi gibi yönetmediğini söyledi. 

Kaya, Kamu kurumlarında özellikle çeviklik ve kaynakların verimli kullanımı konusunda özel sektörle yarışabilecek düzeyde bir anlayış ve bu doğrultuda yürütülen başarılı çalışmalar olduğunu belirterek, ülkemiz için bulut teknolojisinin getirdiği avantajları dünyadan farklı değerlendirmenin veya kamu-özel sektör gibi bir ayrım yapmanın doğru olmadığını ifade etti. 

Kaya, şöyle devam etti: 

“Bulut teknolojinin avantajlarından devletimizin organları istifade ediyor ve etmeli. Aksini söylemek bilişim teknolojisinin yenilikçi ruhuna da aykırı diye düşünüyorum. Ayrıca Türkiye gibi birçok büyük hedefe sahip olan dinamik bir ülkenin, bu hedeflere alışılagelmiş eski yöntemlerle, uzun yoldan gitme gibi bir lüksü yok. Zaten kamu kurumlarının bilişim harcamaları sadece kendi inisiyatiflerinde değil, devletin yatırım ve kalkınma organları tarafından da yönlendiriliyor. Bu şekilde ekonomik ve idari gerekçelerle teşvik edici yönlendirmeler de yapıldığına şahit oluyoruz. Ülkemizin içinden geçtiği zorlu süreç ve aynı dönemde tüm dünyada siber güvenliğin gündeme gelmiş olması bulut teknolojilerinin ülke olarak benimsenmesinde bazı soru işaretleri yaratıyor. Çünkü bulut yaklaşımında, ülkelere ait verilerin fiziksel olarak yurtdışındaki altyapılardan hizmet olarak sunulması ve böylelikle verilerin yurtdışına çıkması söz konusu olabilir.” 

Bulut hizmet sağlayıcılarının ilk zamanlarda büyük çoğunlukla Amerika ve Avrupa’da konumlanan bir havuzdan yazılım ve donanım hizmeti vermeye başladığını, ancak ülkemizdeki yatırımların artması ve yeni bulut hizmeti modellerinin sunulmasıyla beraber bu durumun artık geçerli olmadığını dile getiren Kaya, “Öyle bir noktaya gelindi ki, bırakın verilerin yurtdışına çıkmasını, dilerseniz verileriniz sistem odanızdan bile çıkmadan bulut teknolojisinin getirdiği faydaların tamamından istifade edebilirsiniz. İster bir kişisel bilgisayara, ister küçük bir sistem odasına veya son teknoloji altyapı ile donatılmış bir veri merkezine sahip olun, bilişim ihtiyaçlarınızı kendi imkanlarınızla, yani satın alarak karşılamak isterseniz; ancak kendi inisiyatifiniz ve teknik kapasiteniz ile belirlediğiniz ve kendi bütçenizin yettiği çözümleri satın alabilirsiniz. Üstelik kamu kurumlarında, ilgili satın alma mevzuatını da düşünmeniz gerekir. Tüm bunlar yerine bulut sistemlerine yapılan yatırımlar, mevcut bütçenizle daha fazla sayıda ihtiyacı karşılama şansı veriyor. Kamu kurumlarında ise bu hem vatandaş hem de devlet açısından zaman ve kaynakların daha doğru kullanılması ve daha fazla icraat demek” dedi