CNBC-e’de yayınlanan Chuck 13 Nisan’da üç boyutlu yayınlanacak.

Canlı Gaste’de dün akşam Can Dündar’ın sorularını yanıtlayan Elektronik Yüksek Mühendisi Aşkın Erdemir televizyonlarda üç boyutlu dizi keyfinin teknolojik arka planını anlattı ve gelecek teknolojiler hakkında öngörülerde bulundu.

Televizyonda üç boyutlu film yeni bir şey; bunun farkı ne olacak?
Biliyorsunuz HD artık bitiyor bundan sonraki adım 3 boyutlu film izlemek. Sadece film izlemek değil, bunun başka uygulamaları da var. Örneğin oyunlar, örneğin anatomi dersi gibi uygulamalarda da üç boyutlu görüntü tekniklerini kullanacağız. Tahmin ediyorum bundan sonra 3 boyutlu bir dizi izlemek çok normal olacak, çok keyifli olacak ve bunu Türkiye'ye getirdiği için NTV’yi de kutlamak isterim.

Nasıl farklı olacak? Yani hepimiz gözlük takmak zorunda mı kalacağız bu yaygınlaşırsa?
Belki ilk başta öyle olacak televizyonlarda ama şu anda bir takım firmalar alıcılar üzerine çalışıyorlar. Gözlük takılmadan henüz görüntüler bulanık; tatmin edici değil. 3D uygulamalarına televizyonlarda da tahmin ediyorum ki geçeceğiz. Ama evvela biraz beklememiz lazım. Renk filtresi veya polarizasyon filtresi kullanan gözlüklerle derinlik duygusu veren filmleri izleyeceğiz.

İki teknoloji arasında nasıl bir fark var? Sinemalarda izlediğimiz ayrı bir teknoloji galiba? Burada farklı bir teknoloji mi kullanılıyor ve çekimde de bu teknoloji uygulanıyor mu acaba?
Sinemada çekim tekniği olarak, sinema ile televizyon farklı değil. Gösterim tekniği olarak farklı. Sinemada iki ayrı kaynaktan göstermemiz mümkün. Üç boyutlu görebilmemiz için aslında insan gözünün görme organlarını taklit ediyoruz, başka bir şey değil. Görmek sadece gözün değil, beraberinde beynin de aktif rol aldığı bir işlem. Burada yapılan iki tane kamerayı iki gözün mesafesi gibi 8 ila 6 santim aralıkla yerleştirmek ve bunları senkronize etmek. Bu aslında işin teknik açıdan zor olan yanı. Bildiğiniz gibi, insan yakın mesafede üç boyutlu görebiliyor, uzak mesafede paralel baktığımız için üç boyutlu görmemiz mümkün değil. Ama yakın mesafedeki herhangi bir şeyi görmek mümkün oluyor. Bunu sadece gözler değil, gözlerden giden enformasyonu değerlendiren beyin yaratıyor. Bildiğiniz gibi insan gözünün görüş açısı 200 derece ama bu 200 derecenin sadece 2 derecelik bir kısmında net görüyoruz. Ve 0.02’lik bir alan, gözün arka planında hassas alan bu işleme katılıyor. Bu çok düşük bir şey. Ve insan beyni art arda gelen görüntüleri çok hızlı bir şekilde bir araya getirdiğinde buradaki hız, çok fazla büyük bir resim yaratıyor. Bunu kameralarla taklit ettiğimiz vakit derinliği olan görüntüleri izleyebiliyoruz. Ama sinemada mesela iki tane görüntüyü iki ayrı projektörle veriyoruz evde böyle bir olanağımız yok; bu çok pahalı bir çözüm olurdu. Gözlüklerle bir tür aldatmaca yapıyoruz.

Peki gözlüğü olmayanlar o gün ne yapacak mesela?
Ellerinde bulunan renkli materyallerle bunu yapmaya çalışabilirler. Bu filtreyi tam tutturmak mümkün değil. Ama sarı ve mavi transparan folyolar kullanarak, deneyerek tonları bulmak mümkün. Ama renkli görmeyi kaçırabilirler bunu yaparken. Şu anda sizin dağıttığınız gözlükler, televizyonla çok güzel ayarlanmış başarılılar.

Bir 10 yıl-20 yıl sonra insanlar nasıl bir teknoloji ile televizyon seyrediyor olacaklar?
Üzerinde hala konuşuluyor bunun... Başımıza bir sensör takacağız, rüyada yaşar gibi çekilen filmleri izleyeceğiz; oraya gidiyor. Belki görmüşsünüzdür mesela beyin dalgaları ile mouse'u, ve saireyi ekranda kımıldatmak mümkün, bunun tersi de mümkün. Böyle olursa tahmin ediyorum kalp krizinden macera filminden giden bile olabilir.

Chuck ile ilgili ayrıntılı bilgi için: www.cnbce.com