Kobane’ye gitmeye nasıl karar verdiğini anlatan Yağmur, "Antakya’da SGDF çalışması yürütüyorum. SGDF olarak DAİŞ’in yakıp yıktığı Kobane’yi inşa etmek için ‘Beraber Savunduk Beraber İnşa Edeceğiz’ şiarıyla kampanya başlattık ve çalışmasını yürüttük. İnşaat çalışmalarına katılacaktık, kütüphane, çocuk parkı, hatıra ormanı yapacaktık.

Antakya ve Adana’dan yaklaşık 30 kişi yola çıkmıştık.” diye konuştu.

Suruç’ta mola verdikleri Amara Kültür Merkezi’nde canlı bombanın kendisini patlatmasıyla iki bilye boynuna ve sırtana isabet eden Yağmur, o anlarla ilgili olarak "Patlama olacağı aklımızın ucundan bile geçmemişti. Doğal olarak büyük bir şok yaşadım. Daha bir iki saat önce özlemle sarıldığım, halaylar çektiğim, kahvaltı ettiğim yoldaşlarımın cansız bedenleri yerde yatıyordu.” dedi.

Yağmur, Ankara'ya gidişini “DİSK, KESK, TMMOB ve TTB 10 Ekim’de Ankara’da büyük bir barış mitingi düzenliyordu. Biz de SGDF olarak sarayın savaşına inat barışın sesini yükseltmek için oradaydık. Suruç katliamından sonra neredeyse ilk defa kitlesel bir etkinliğe ‘bomba patlar’ düşüncesiyle gitmemiştim. Yani kafamda öyle bir düşünce yoktu.” diye anlattı.

Patlamanın olduğu yerden 50 metre ileride olduğunu belirten Yağmur o anlarla ilgili şöyle konuştu:

"Tam karşımda patlama oldu. O an Suruç’u ikinci defa yaşadım. Patlama sesleri, çığlık sesleri, yanık kokusu aynıydı. Patlama anında Suruç’ta yaşadıklarım gözlerimin önüne geldi. Patlamadan sonraki birkaç dakika Suruç’u tekrar yaşamanın etkisindeydim. O etkiden kurtulduktan sonra çevremdekileri sakinleştirmeye ve daha soğukkanlı olmaya çalıştım.”