Ankara Garı önünde, 10 Ekim 2015'te gerçekleştirilen terör saldırısıyla ilgili 19'u tutuklu 36 kişinin yargılandığı davanın ikinci celsesi başladı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, mağdur ve müştekiler ile tarafların avukatları katıldı. Davayı bazı sendika ve dernek temsilcileri de izledi.

Bazı maktul yakınları, duruşma salonuna getirilirken tutuklu sanıklara tepki gösterdi. Bir maktul yakını ise bu kişileri sakin olmaya çağırdı.

Duruşmada hazır bulunanların tutanağa geçirilmesi sonrasında sanık savunmalarının alınmaya başlandı. Daha sonra davanın ikinci celsesine öğle arası verildi.

''FELSEFEME TERS DÜŞÜYOR, ÇEKİLİYORUM''

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca görevlendirilen bazı avukatların, sanıkların savunmalarından çekilmeleri üzerine, Ankara Barosu yeni avukatlar görevlendirdi ancak sanıklardan Yakub Şahin için atanan avukat Recep Güzel, davada savunma yapamayacağını bildirerek, "Felsefeme ters düşüyor, çekiliyorum" dedi.

Sanık Mehmet Kadir Cebael'in avukatı Nilüfer Yolcu da görevlendirildikten sonra baroya savunmadan çekilmek istediğini bildirdiğini ancak talebinin reddedildiğini anlatarak, "16 Ekim'de Gaziantep'te avukatlığına atandığım kişi öldü. Hem bu nedenle hem de vicdani sorumluluğum gereği müdafi olamayacağım" diye konuştu.

Bunun üzerine mahkeme heyetinin talebiyle kalem personeli Ankara Barosuyla temas kurarak, yeni avukat görevlendirilmesini istedi.

İlerleyen dakikalarda avukat Gülşah Yıldırım salona gelerek, baro tarafından sanıklar Yakub Şahin ve Talha Güneş için atandığını bildirdi.

Mahkeme Başkanı Selfet Giray, daha sonra salondakilere hitaben, olayın vahametini, mağdurların acısını anladıklarını belirterek, "Ancak burada yargılama yapmak durumundayız. Bunun da usul hükümleri var ve buna herkesin uyması gerekiyor. Duruşma salonunda görüntülü, sesli kayıt yasak. Bu hususa uyulmasını rica ediyoruz. Ayrıca konuşanın konuştuğunun anlaşılması bakımından müdahale edilmemesini istiyoruz ancak böyle sağlıklı yargılama yapabiliriz" şeklinde konuştu.

Giray, CHP, HDP, Emek Partisi, TMMOB, Türk Tabipleri Birliği, DİSK, KESK, Eğitim Sen, İnsan Hakları Derneği (İHD), İnşaat İşçileri Sendikası, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği ile Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) ile diğer müştekilerin avukatlarının, davaya müdahillik dilekçesi verdiğini açıkladı ve müdahillik taleplerine ilişkin avukatlara söz verdi.

CHP'nin avukatı Ertuğrul Cem Cihan, "katliamda partisinin gençlik kollarının 10'dan fazla üyesinin öldüğünü, birçoğunun yaralandığını" anlattı. Sanıklardan ele geçirilen dijital verilere göre, CHP yöneticilerinin ve temsilciliklerinin hedef olduğunu söyleyen Cihan, müdahilliklerine karar verilmesini istedi.

HDP'nin avukatı Kenan Maçoğlu da müvekkili partinin, mitingin katılımcılarından olduğunu, patlamada üyelerinin öldüğünü, birçoğunun da yaralandığını kaydederek, dosyaya göre öncelikli hedefin HDP olduğunu savundu.

KESK, TMMOB, DİSK, Eğitim Sen, İHD ve BTS'nin avukatları da beyanlarında saldırıda ölen ve yaralananlar arasında üyelerinin bulunduğunu ifade etti.

10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneğinin Genel Başkanı Avukat Mehtap Sakinci Coşgun da dernek üyelerinin "davanın gerçek sahipleri olduğunu" söyledi. Coşgun, ayrıca saldırıda eşi Uygar Coşgun'un da öldüğünü bildirdi.

Müşteki avukatlarından Özcan Karakoç, söz alarak, gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından sanıkların savunmalarının tek tek alınmasını talep etti.

Karakoç, "Sanık Yakub Şahin, gözaltına alınmasından itibaren olayın nispeten çözülmesine katkıda bulunmuş, Gaziantep'teki bir hücre evini ve dört depoyu göstermiştir. Sanıkların baskı ve etki altında kalmadan savunmalarının alınması için tek tek dinlenmelerini, bu kabul edilmezse en azından Şahin'in diğer sanıklardan ayrı biçimde savunmasının alınmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Savcısı İsmail Şafak, suçtan zarar görme ihtimaline binaen müdahil tüzel kişiliklerin müdahilliklerinin kabulüne ve sanık Yakub Şahin'in diğer sanıklardan ayrı dinlenmesine karar verilmesini istedi.

Mahkeme Başkanı Giray, sanık Şahin'in savunmasının diğer sanıkların yokluğunda alınmasını kararlaştırarak, duruşmaya öğle arası verdi.

Sivil toplum kuruluşlarınca 10 Ekim 2015 Cumartesi 12.00-16.00 saatlerinde Sıhhiye Meydanı'nda düzenlenecek miting için kalabalık Ankara Garı önünde toplanmış, grup kortej hazırlığına devam ederken, saat 10.04'te, 3 saniye arayla iki patlama meydana gelmiş, ikisi çocuk 100 kişi ölmüş ve 20'si çocuk 391 kişi yaralanmıştı. 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırıya ilişkin 36 kişi hakkında açtığı davada bazı sanıkların "anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etmek" suçundan bir kez ve "100 kişiyi öldürmek" suçundan toplam 100 kez olmak üzere 101 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yanında terör örgütünün faaliyeti kapsamında 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs etmek, terör örgütünün faaliyeti kapsamında ruhsatsız silah ve patlayıcı madde bulundurmak suçlarından da 7 bin 631 yıldan 11 bin 750 yıla kadar hapsini istemişti.

Bazı sanıklar için ise "silahlı terör örgütü DEAŞ üyesi olmak" suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.

İddianamede, canlı bomba saldırganlarının, 1990 doğumlu Yunus Emre Alagöz ile açık kimliği tespit edilemeyen Suriye uyruklu kişi olduğu belirtilmişti.

Davanın sanıklarından Mehmet Kadir Cebael Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin, Gaziantep'te 16 Ekim 2016'da düzenlediği operasyonda, üzerindeki bombayı patlatarak ölmüş, olayda 3 özel harekat polisi şehit olmuş, biri ağır olmak üzere 5 özel harekat polisi ve 4 Suriye uyruklu sivil yaralanmıştı.

Cebael'in ölüm kaydına ilişkin yazı da Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesine ulaştı. Davanın bazı sanıkları halen aranıyor.

ALTINSOY CADDESİ 12 KASIM'A KADAR ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATILACAK

Bu arada Ankara Valiliği tarafından yapılan açıklamada, Ankara Garı önündeki terör saldırısının sanıklarının yargılandığı davanın duruşmaları nedeniyle bazı güvenlik önlemleri alındığı belirtildi.

Açıklamada, Altınsoy Caddesi'nin Talatpaşa ve Atatürk bulvarları arasındaki bölümde, 12 Kasım Cumartesi gününe kadar araç geçişlerine izin verilmeyeceği ifade edildi.