Bahçeli: Ergenekon tefrikaya döndü

MHP lideri, son gözaltı dalgasıyla ilgili hukukun siyasi amaçlara alet edilmesinden, korku, baskı ve yıldırma silahı olarak kullanılmasından endişe ettiklerini söyledi.

14.04.2009 - 12:30

Bahçeli: Ergenekon tefrikaya döndü

TBMM'deki grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ergenekon soruşturması, Ermenistan'la ilişkiler, AB ve 301. madde değişikliğini eleştirdi.

Bahçeli, son dalga operasyonu dün gerçekleşen Ergenekon soruşturmasıyla ilgili şunları söyledi:

"Soruşturma ve yargılama safhalarının parça parça sürdürüldüğü tefrikaya dönen hukuki süreçler, kamuoyunda sürekli tartışılan bir huzursuzluk kaynağı haline gelmiştir. Hukukun siyasi amaçlara alet edildiği, adaletin siyasi iktidar tarafından korku, baskı ve yıldırma silahı olarak kullanıldığına dair endişeler toplumumuzda giderek yaygınlaşmaktadır.

Herkes Türk adaletine güvenmeli ve hukuki süreçlerin sonuçlarını soğukkanlılıkla beklemelidir. Ancak, bu süreçlerin zamana yayılarak sürekli gündemde tutulmaması, adil yargılama ilkesine uygun olarak biran önce tamamlanması da toplumsal güven ve huzur açısından büyük önem taşımaktadır.

Beklentimiz, suç ve suçluyu tasnif ederken masum olabilecek insanların haysiyetlerini incitecek davranışlardan uzak durulması, adli uygulamaların elbette ki hukuka uygun ve ancak insani ölçüleri de dikkate almasıdır.

Aksi tutumların devamı halinde adalet siyasetin ve ideolojik çekişmelerin gölgesinde kalarak güven kaybedecektir. Bugün geldiğimiz noktada bu hususların tüm ilgili taraflarca anlaşılması ve değerlendirilmesi, bir zorunluluk halini almıştır."

İHANETE HIZ VERİLDİ
Uluslararası ilişkilerde kalıcı husumetler ile sürekli samimiyet ve dostlukların olamayacağını belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

"Türk dış siyasetinin bütün dengeleri, altı yıl dört aydır tek başına iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetlerince bozulmuş, ilkesiz, amatör, sığ ve en önemlisi teslimiyetçi ellerde bugün tam bir maceraya sürüklenmiştir.

AKP hükümetinin duyarsızlığını ve teslimiyetini fırsat bilen bütün ülkeler Kıbrıs'tan, Ermeni meselesine, Ruhban Okulundan, sözde ekümenik iddiasına, Iraklı aşiret reisleri ile ilişkilere, küresel terörün önlenmesinde Mehmetçiğe verilen uluslar arası görevlere kadar her alanda dayatma listelerini birbiri ardınca sıralamaya başlamışlardır.

AKP zihniyeti, devletimizin manevra alanlarını giderek sınırlamıştır.

Son günlerde başta Sayın Cumhurbaşkanı'nın açtığı yolda ve hükümetin girdiği çıkmaz sokakta ilerleyen Ermenistan ile ilişkiler ve sözde Ermeni soykırım iddialarının içte ve dışta aldığı yeni boyut, hükümetin sonu gelmeyen tavizlerinin, karşılık bulmayan adımlarının beklenen sonucu olarak görülmelidir.

Bugün dış dayatmaların toplumda neden olacağı tepkileri asgariye indirmek ve iç kamuoyunu yönlendirmek için Erbil, Brüksel, Washington ve Erivan lobileri hükümetle tam bir işbirliği ve eşzamanlı adımlarla ihanete hız vermişlerdir.

Türkiye'nin içinde Ermeni yanlısı bir cephe oluşturmak için yaklaşık 6,5 yıldır her zemin ve ortam kullanılarak sürdürülen faaliyetlerin, kamuoyu hassasiyetini köreltmeyi amaçladığı bilinmektedir.

Elbette ki sorun AKP'den önceki yıllarda başlayan ve süre gelen bir sorundur. Ancak, bu konuda ülkeleri aleyhimize cesaretlendiren, yanlış yürüttüğü diplomasi ile AKP hükümeti olmuştur.

Hükümet baştan yanlış kurguladığı gelişmelerin mahkûmu haline gelmiş, asılsız Ermeni soykırımı iddialarını sözde önleme adına Ermenistan'la tek taraflı ilişki kurma ve üstelik iddiaları da zımnen kabul etme noktasına kadar sürüklenerek, Türkiye'yi giderek daralan bir husumet kıskacının içine düşürmüştür.

ERMENİ MESELESİ İÇİNDEN ÇIKILMAZ HAL ALDI
Bugün, her uluslararası ilişkide bir dayatma unsuru ve ilişkilerin devamında bir ön şart haline gelen Ermeni meselesi, giderek içinden çıkılmaz bir hal almaktadır.

Türkiye, sözde Ermeni soykırım iddialarını ve pazarlıklarını, parlamentolarda son dakikaya kadar kabul etme-etmeme kâbusları arasında ağır şantajlara maruz kalarak taviz vermeye mecbur bırakılmaktadır.

Süreç, Başbakanın dilinden düşürmediği sözde etkin diplomasi sonucunda, "Ermenileri katletmedik" demenin bile suç haline geldiği topyekun bir aşağılama kampanyası ve sözde soykırımın parlamentolarda birer birer kabulü ile başlamıştır.

301. MADDE ERMENİLER İÇİN DEĞİŞTİRİLDİ
AKP zihniyetinin Ermenilere şirin ve sevimli görünme adına yaptığı hamleler yeterli olmamış, Van Gölü üzerindeki harabelerin onarımları da Ermenileri tatmin etmemiştir.

Türkiye'ye yönelik sözde soykırım iddiasını ve toprak taleplerini tırmandırarak sürdüren Ermenistan'a, sınır kapılarını açmayı dile getiren ve bu ülke ile diplomatik temasa kalkışan AKP, ecdadımızın yargılanması konusunda da ümit ve cesaret vermiştir.

Nitekim Adalet ve Kalkınma Partisi'nin değiştirdiği Türk Ceza kanununun 301. maddesine ilişkin baskıların odağında da Ermeni soykırımı yalanının Türkiye'de serbestçe taraftar bulmasını sağlamak yatmaktadır.

Yapılmak istenen, aydın geçinen bazı çevrelerin Erivan'ın ağzıyla konuşarak Türk milletinin ve tarihinin karalanmasının önünü açmaktı. AKP buna yeltenmiş ancak tepkimizden dolayı şimdilik istediğine tam anlamıyla kavuşamamıştır.



AVRUPA BİRLİĞİ VE OBAMA'NIN TALEPLERİ
Türkiye maalesef AKP zihniyetinin sergilediği teslimiyetçi ve ilkesiz tavırla uluslararası şantaj ve taviz denklemine sürüklenmiş bulunmaktadır.

Geçtiğimiz yıllardan bu yana, Avrupa birliği ile ilişkilerde ve ülkemizi ilgilendiren hemen her raporda, Türkiye ile Ermenistan arasındaki sorunların çözülmesi bir ön şart olarak açıkça yer almış; Türkiye'den Ermenistan'la ön şartsız olarak diplomatik ilişki kurulması, sınırın açılması ile uygulanan ambargonun kaldırması açıkça istenilmiştir.

Ülkemizi ziyaret eden ABD Başkanı Obama'dan da benzer taleplerin gelmiş olması, hükümet üzerindeki dayatmaların dozunun iyice arttığını, Türkiye'nin bu konuda içeriyi ikna etmekle, dışarıyı memnun etmek arasında bir paradoksa sürüklendiğini ortaya koymaktadır.

Adına "normalleşme" denilerek, bir yandan Ermenistan'la ikili, üçlü görüşmelerle; maç izleme bahanesi ile yürütülen ilişkilerle süreç Ermenistan'a tek taraflı taviz verme aşamasına kadar dayanmıştır.

Diğer taraftan Türk milletini sözde ikna etmek, gerçekte aldatmak ve Azerbaycanlı kardeşlerimizi oyalamak üzerine bir sinsi oyun da sahneye konulmuştur.

Başbakan Erdoğan'ın kamuoyu tepkisi üzerine çark ederek sözde açılımın "ancak Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki mutabakatla" yapılacağını açıklamış olmasının bu açıdan inandırıcılığı yoktur.

Konuya ilişkin olarak dile getirdiğimiz tepkiler üzerine "muhalefet ne derse desin, biz bildiğimizi yaparız, hiçbir zaman çözümsüzlüğü çözüm olarak görmeyiz" diyen Başbakan'ın, teslimiyeti inatla sürdürmeye kararlı olduğu görülmektedir.

KARABAĞ YETERLİ DEĞİL
Üstelik bu konuda, gerçekleri dile getiren muhalefeti "çok çirkin bir iftira kampanyası yürütmekle" suçlamaya kalkışması da Sayın Başbakanı hiçbir zaman aklayamayacak ve bu ağır vebalden kurtulmasını sağlamayacaktır.

Türkiye Ermenistan arasındaki ilişkileri, elbette ki çok önemli olmasına rağmen, yalnızca Karabağ meselesine indirgemek, Ermenistan ile Türkiye arasındaki diğer pürüzleri yok saymak anlamına gelecek bir geri adımdır.

AKP'YE ERMENİSTAN SORULARI
Bu itibarla Ermenistan'la ısrarla yakınlaşmaya çalışan AKP hükümetinden cevabını aradığımız sorularımız ise şunlardır:

Bu sorularımıza hükümet tarafından verilecek cevap şayet "evet" ise Ermenistan devleti ile kurulacak ilişkilerin önünün açılmasında hiçbir endişe taşımaya mahal yoktur.

Hükümeti uyarıyorum. Ermenistan'a olan yaklaşımınız tıpkı, Kıbrıs'ta Rumlarla, Irak'ta aşiret reisleri ile olduğu gibi haysiyet kırıcıdır, onurumuzu zedeleyicidir ve büyük milletimizin asla hak etmediği bir seviyesizliktir."

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...