İlişkili Haberler

Bakanlar Kurulu Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında toplandı. 

Toplantı devam ederken kameralar karşısına geçen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Gelen soru üzerine yurtdışındaki cemaat okullarıyla ilgili çalışmaya değinen Arınç, henüz detaylandırılmış bir çalışma olmadığını söyledi.

Hukuk içerisinde hareket edeceklerini kaydeden Arınç, söz konusu okulların satın alınması yoluna gidilebileceğini kaydetti.

Milli Eğitim Bakanı nabi Avcı'nın toplantıda bir sunum yaptığını ifade eden Arınç, şunları kaydetti:

"Belki önümüzdeki hafta bu konuda yapılabilecek çalışmalarımızı sonuçlandırmış olacağız. Bir defa yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının katkısıyla açılmış okullar. Bunlar evet, 'cemaat okulları' olarak bilinirken, daha sonra Türkiye içerisindeki faaliyetlerinin 'Paralel Devlet Yapılanması' şekline dönüştüğünden hareketle yurt dışındakilerin de 'Türkiye aleyhinde çalışmalar yapıyor mu, bu konulardaki bilgiler nedir?' Bunlar da elbette bir potada toplandı ve bunun da ıslah edilmesi üzerinde karara varıldı. O karar da şudur; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarımızın katkısıyla kurulmuş şirket şeklinde, dernek şeklinde veya Türkiye'den yönetilen ya da o ülkelerde ortaklıklar kurmak suretiyle açılan ticari amaçlı okullar var. Bunların her birine müdahale etmek hukuken mümkün değil. Yani biz hukuk içerisinde kalacağız. Biz kalmazsak o ülkelerin kendi yasaları var, onların hukuku içerisinde meseleye bakmamız lazım."

Söz konusu okullardan bazıları şirket bünyesinde kurulmuş durumda. Bir şirkete zorla el konulması da mümkün değil. Şirketlerin devralınması ya da satın alınması suretiyle bu okullardaki eğitim faaliyetlerinin devam etmesi düşünülebilir veya bunun dışındaki formüller de dikkate alınabilir. Ama biz meseleye üç boyutlu olarak bakıyoruz. Birincisi, mevcut okullarımızın kalitesinin artırılması. Bulundukları ülkelerdeki eğitimin daha nitelikli olması, öğretmenlerimizin daha nitelikli olması ve öğrencilerimizin daha iyi bir eğitim alması noktasında mevcut okullarımızın hem fiziki imkanlarının hem de eğitici imkanlarının yeniden desteklenmesi konusu. İkincisi, yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının farklı biçimlerde kurmuş oldukları ve devam eden okullarının faaliyetlerinin aynı şekilde mümkünse devralınması suretiyle devam ettirilmesi. Üçüncüsü de yeni açacağımız okullar. Bunu bir kanun ile hükümetten hükümete yapmak yerine bir vakıf kurmak suretiyle bu vakıf bünyesinde düşünüyoruz. Gönüllülük esasına dayanan eğitim hizmeti olarak düşünüyoruz. Ana hatları çizilmiş fakat detaylandırılmamış bir çalışmayla karşı karşıya kaldık. Bunu önümüzdeki Bakanlar Kurulu'nda olgunlaştıracağız. Bizim oradaki okulları kapatmamız diye bir görevimiz yok, bir yetkimiz de yok. Bunu her hukuk bilgisi olan insan bilir."

Bunlar zararlıysa ki ona inanıyorlar, o konularda dikkatleri çekilebilir. Mesela Gambiya veya Azerbaycan'daki okulların bu şekilde faaliyetten men edildiğini biliyoruz. Ama her ülkenin buna uyacağını düşünmemek lazım. Ayrıca, bir ticari şirket olarak bu işler yönetiliyorsa bunu bizim ancak devir, satın almak veya başka ortakla ilişkilendirmek şeklinde tavsiyelerimiz olabilir. Biz dünyada tek başımıza hüküm ferman olan bir devlet değiliz ki. Dünyada 160 ülkede bulunan bu okullara 'Hadi bakalım bunları kapatın, açın, şöyle yapın' diyecek bir noktada değiliz, bunu düşünmüyoruz."

İlişkili Haberler

"ASLINDA LAİK DEĞİLMİŞ"

Arınç, Yunanistan'daki seçimler ve yeni başbakan Aleksis Çipras'ın ateist olduğu gerekçesiyle yemin töreninde din adamı istememesine de değindi.

Sözlerine "Bu vesileyle laiklere de seslenmek istiyorum" diye başlayan Arınç, "Ben de yeni farkına vardım. Yunanistan aslında laik olmayan bir ülkeymiş. Ateist olduğunu söyleyen bir başbakan papazın önünde yemin etmedi. Demokrasi açısından ben bunu olumlu görüyorum. Bunun bir sorun olacağı söyleniyordu. Türkiye olarak bizi ilgilendiren şey yeni hükümetle iyi ilişkiler kuracak olmamızdır" diye konuştu.

İlişkili Haberler

"UMARIM DİĞER BELEDİYELERE ÖRNEK OLUR"

Arınç, Diyarbakır'ın da aralarında olduğu bazı belediyelerin DEDAŞ'a olan borçları ve bu nedenle yaşanan gerginliğe ilişkin ise şunları söyledi:

"Sadece bugün için değil. Elektrik ve su borçlarının ödenmemesi nedeniyle sıkıntılar var. Zaman zaman ara çözümlerle halledildi. Firmaların iyi niyetli yaklaşımı olduğunu biliyoruz. Ama bazı kurumların bedelini ödememek gibi sıkıntıları var.

DEDAŞ'ın tüm çabalarına rağmen borçların ödenmesi sağlanamadı. Bunun üzerine elektrikleri kesti ve belediyeler tepki gösterdi. 255 trilyon borçları var belediyelerin. Diyarbakır'daki 87 milyon liralık borcun ödenmesi için valilik kanalıyla uzlaşma yolları aranmaktadır.

Batman belediyesi borcunu ödeyeceğini belirtti. Diğer belediyelere örnek olmasını diliyorum. Şırnak Belediyesi de olumlu yaklaşım gösterdi.

Borcu olan belediyelerin ödemelerine ilişkin görüşmeler devam etmektedir. Artı bir para istenmiyor. Sadece kullanılan elektriğin parası isteniyor. İyi niyetli olan vatandaşlarımıza da gerekli yardım yapılacak. Vatandaşlarımıza ayrım yapmaksızın hizmet götürmeye devam ediyoruz. Ödemem denirse bu doğru olmaz."