Son dakika haberi! 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde AK Parti 120. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.

Konuşmasına "Yılın son il başkanları toplantısını yapıyoruz. Geçtiğimiz hafta sonu Yalova ve Karamanil kongrelerimizi yaptık, yarın da Hakkari ve Şırnak il kongrelerimizi gerçekleştiriyoruz. Şahsım bir yandan Sayın Başbakan diğer yandan bundan sonraki hafta sonları da programımız el verdiği ölçüde il kongrelerimize katılmaya devam ettireceğiz" diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2018'in kendileri için çok iyi değerlendirilmesi gereken bir yıl olduğunu söyledi.

Erdoğan, 2019'daki mahalli idareler, milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iyi bir netice elde edebilmelerinin, yeni yılda gösterecekleri çabaya bağlı olduğuna işaret etti.

Suriye ve Irak'ta durumun giderek kontrol altına alındığını belirten Erdoğan, bölgede Rusya ve İran ile kurdukları güçlü diyaloğun meyvelerini almaya başladıklarını vurguladı. Erdoğan, "Amerika Birleşik Devletleri'yle de hassasiyetlerimize saygı gösterilmesi şartıyla bölgede birlikte çalışmaktan memnuniyet duyarız. Körfez ülkelerinin kendi aralarında birlik ve beraberliği sağlamada, dışarıdan bölgeye yönelen tehditlerin üstesinden gelebilmeleri de mümkün değildir. Biz bu doğrultudaki çabalarımızı kesintisiz olarak sürdürüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

"DEMOKRASİ TARİHİNE BU ÇOK ÇİRKİN BİR TESPİT OLARAK GİRECEKTİR"

Kudüs meselesinin, bölgede zaten sıkıntılı olan durumu, çok daha içinden çıkılmaz bir hale getirdiğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye olarak zirve dönem başkanı olduğumuz İslam İşbirliği Teşkilatını harekete geçirerek, Kudüs'ü Filistinlilerin başkenti olarak ilan etmek suretiyle bu durum karşısındaki tavrımızı net bir şekilde ortaya koyduk. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Amerika'nın vetosu üzerine bu konuda bir karar alamadı. Biz, 'Dünya 5'ten büyüktür' derken işte tam da bu durumu kastediyoruz.

Buradan bir kez daha hatırlatıyoruz ki dünya 5'ten büyüktür, hele hele 1'den hayli hayli büyüktür; 196 kez büyüktür. Amerika'nın konunun Genel Kurul'daki görüşme öncesinde gösterdiği tavır da insanlığın vicdanında derin yaralar açmıştır. Demokrasi tarihine bu çok çirkin bir tespit olarak girecektir. Ve affedilmez bir tespit olarak demokrasiler tarihinde yerini alacaktır. 'Ben güçlüyüm, benim nükleer başlıklı silahlarım var, benim her türlü uçaklarım, bombalarım var'. Bunlar size güç kazandırmaz. İşte yanınızda sadece İsrail'i bulursunuz veya ona benzer beş altı ülkeyi bulursunuz, bununla beraber karşınızda 128 ülkenin dimdik ayakta durduğunu gösterir."

"BEYAZ SARAY TELEFONLARIN BAŞINA GEÇTİ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çekimser davranan veya katılmayanların yerinin de büyük ihtimalle 128'in yanı olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Bizim son ana kadar tespitimiz 160 ila 190 arası, oradan bir kabul oyunun çıkacağı istikametindeydi. Ama Beyaz Saray telefonların başına geçti, oradan bu ülkeleri tek tek tehdit ettiler, açıktan tehdit ettiler. 'Biz, hem dolarları vereceğiz buna rağmen bizim karşımıza dikilecekler' dedi. İnsanoğlunun hele hele devletlerin demokratik iradeleri ne zamandan beri paralarla satın alınmaya başlandı.

Şunun bir defa bilinmesi lazım; demokrasi, iradelerin satın alındığı bir anlayış, bir sistem, bir rejim değildir. Eğer böyle yaklaşanlar varsa onlar da dersini almaya mahkumdur. Hiçbir ülkenin açık hukuksuzluk ve adaletsizlik örneği olan bu tür durumlarda, mali ve siyasi gücüne güvenerek tüm dünyayı pervasızca tehdit etmeye de hakkı yoktur."

Bu tür şantajların, uluslararası sistemin omurgasını oluşturan Birleşmiş Milletler gibi kurumların, tüm ülkelerin iradesini yansıtma vasfına darbe vurduğunu belirten Erdoğan, "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, tehditlere rağmen, onurlu bir duruş sergileyerek, 128 kabul oyuna karşı 9 ret oyuyla Kudüs ile ilgili kararı kabul etmiştir" dedi.

"TEMENNİ EDERİM Kİ ABD BAŞINI İKİ ELİNİN ARASINA ALIR"

Erdoğan, kabul oyu kullanan tüm devletleri tebrik ederek, şahsı ve milleti adına bu ülkelere özellikle şükranlarını sundu.

Böylece Amerika'nın, Kudüs ile ilgili attığı adımın hukuksuzluğu ve uluslararası toplum tarafından meşru görülmediğinin Birleşmiş Milletler tarafından da ortaya konduğunu vurgulayan Erdoğan, "Temenni ederim ki Amerika Birleşik Devletleri başını iki elinin arasına alır, bu durumu değerlendirir, 'ya dünya böyle düşünüyorsa bu kadar bu işe 'hayır' diyorsa, demek ki bu ülkeler hiçbir zaman Kudüs'e gelmeyecek. Öyleyse bizim de bu attığımız yanlış adımdan geri dönmemizde fayda var.' demesi inanıyorum ki oradaki Trump iradesinin doğru tecellisi anlamına gelir. Dünyamızın yakın tarihi bu tür güç gösterilerinin acı sonuçlarıyla doludur" diye konuştu.

Türkiye olarak, uluslararası hukuka ve uluslararası kurumların bu hukuku işletme gücüne olan inançlarını muhafaza etmek istediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yolunun da Kudüs meselesi gibi herkesin üzerinde ittifak ettiği konularda adil kararlar alınıp, uygulanmasından geçtiğini ifade etti.

Zulümle abad olunmayacağının bilinmesi gerektiğine işaret eden Erdoğan, "Tarihte baktığımızda mazlumun ahını alıp da iflah olan hiç kimseyi bulamazsınız. Bugün de aynısı olacaktır. Filistin'de dipçik darbeleriyle canları yakılan çocukların, Suriye'de bombardımanla yıkılan evlerinin harabeleri içinden cansız bedeni çıkarılan masumların, Irak'ta evlatlarını kendi elleriyle toprağa veren gözü yaşlı ihtiyarların ahı arşa yükselirken, kimse huzurla hayatına devam edemez" diye konuştu.

''TÜRKLERİ ÇOK SEVİYOR VE VATANDAŞLIK İSTİYOR"

İsrail askerleri tarafından gözaltına alınıp serbest bırakılan ve psikolojik destek için Türkiye'ye getirilen down sendromlu Filistinli Muhammed et-Tavil'in salondaki perdeye yansıyan fotoğrafını gösteren Erdoğan, Muhammed'in dün kendisini ve bakanları ziyaret ettiğini hatırlattı.

Muhammed'in "bir başka" olduğunu aktaran Erdoğan, "Nerede İsrail askeri bir saldırıya geçiyorsa Muhammed orada. Muhammed oraya gidiyor ama kurşun falan isabet etmiyor veyahutta oralardan sağsalim Muhammed gene çıkıyor" dedi.

Muhammed'in ziyarete geldiğinde kendisini görünce tekbir getirdiğini anlatan Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un "İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür" dizelerini okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşte bir tarafta iman, öbür tarafta imansız paslı yürek var. Olay bu. İnşallah Muhammed bizim misafirimiz ama bizden bir de vatandaşlık istiyor. Burayı çok seviyor. Türkleri çok seviyor ve vatandaşlık istiyor" ifadelerini kullandı.

Kudüs direnişinin sembol ismi Fevzi el-Cüneydi'nin de fotoğrafını gösteren Erdoğan, Cüneydi'nin gözlerinin bantlanıp, dipçikle vurularak yaralandığını belirtti.

Fotoğrafta 20 asker olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Şimdi bunlar terörist değil de kim terörist? Bize bazıları hukuk dersi vermek istiyor. İsrail terör devleti, zaten bunlar işgalci. Burada 14-15 yaşındaki bu çocuğa, eli silahlı her türlü teçhizatla beraber, insaf edin, bu yapılan nedir? Bu terörün bir örneği değil mi? Şimdi ben de buradan Sayın Trump'a sesleniyorum, Sayın Trump bunları sen görmüyor musun? Biz görüyoruz sen görmüyor musun? Bunlara siz eyvallah mı edeceksiniz, niçin bunlara sessiz kalıyorsunuz? Zulme rıza zulümdür, bu böyle bilinmeli. Bu bir mazlumdur, bu bir terörist değildir. Dolayısıyla bu mazluma karşı bu tavrı ortaya koyan İsrail askeri de burada teröristtir."

Bu durumun ulusal ve uluslararası her yerde seslendirilmesinin gerektiğini belirten Erdoğan, "Ne yapacağız, böyle bir zulmü gördüğümüz zaman? Ya elimizle müdahale edeceğiz, gücümüz yetmiyorsa, dilimizle müdahale edeceğiz, ona da gücümüz yetmiyorsa, ah edeceğiz içimizden. Gereğini yapacağız" dedi.

Bir annenin kucağındaki çocuğunu korurken, dipçikle dövüldüğünü de hatırlatan Erdoğan, "Nerede dünyadaki kadın hakları savunucuları? Niye sesiniz çıkmıyor? Bu tür şeyler Türkiye'de olduğu zaman dünyayı ayağa kaldırıyorsunuz. İsrail'de olduğu zaman hani sesiniz? Niye yoksunuz? Niye bağırmıyorsunuz? İşlerine gelmez. Çünkü bunlar nokta, nokta, nokta tek millettir, onun için" değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Avrupa'da sınır kapılarında, dikenli teller önünde köpeklerle sıkıştırılarak, umutları söndürülen mültecileri ve Myanmar'daki katliamdan kaçarken, çamurlu sularda son nefesini veren Arakanlıları bir an bile akıllarından çıkarmadıklarını belirterek, bölgeye gerçekleştirilen ziyaretleri anımsattı.

Son olarak Başbakan Binali Yıldırım'ın Bangladeş'te Arakanlı Müslümanların yaşadığı kampları ziyaret ettiğini hatırlatan Erdoğan, bunu İslami, insani ve vicdani bir görev kabul edip, bu görevin gereğini yerine getirmeye çalıştıklarını vurguladı.

''BİZ ASLIMIZI İNKAR EDEMEYİZ"

"Dünyada şu anda en az gelişmiş ülkelere yardımda bir numara Amerika gözüküyor ama milli gelire oranla baktığımız zaman bir numara Türkiye" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bunu yaparken acaba birileri ne der, nasıl bakar değil, 'veren el alan elden üstündür' anlayışıyla yapıyoruz. Bu bizim ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz, inancımızda kaynağını bulduğumuz, kültürümüzde izlerini sürdüğümüz, yüreğimizde daima yaşadığını hissettiğimiz hasletimizin karakterimizdir. Eğer aksi yönde davranırsak, kendi kendimizle çelişmiş, özümüze aykırı hareket etmiş oluruz. Biz buyuz. Aslını inkar eden haramzadedir. Biz aslımızı inkar edemeyiz. Dolayısıyla bizim bu konularda izlediğimiz yol, siyaset olmanın veya siyasi olmanın ötesinde milletimizin hissiyatını hayata geçirmektir."

Orhan Seyfi Orhon'un, "Milletin kalbinde yer etmez keder / Asırlar değişir, seneler geçer. / Ne kadar karanlık olsa geceler / Mümkün mü sonunda sabah olmasın" dizelerini hatırlatan Erdoğan, asırların, senelerin geçtiğini ama sonunda mutlaka her gecenin sabaha döndüğünü aktardı.

"Bugün yürüttüğümüz mücadelenin milletimiz ve tüm kardeşlerimiz için gecenin sabaha dönüş müjdesini verebilme mücadelesidir." ifadesini kullanan Erdoğan, "Türkiye'nin en büyük handikabı düşmanlarının büyüklüğü veya gücü değil, kendi içindeki gafilleri uyandırmakta yaşadığı zorluktur. Bakınız bugün ülkemiz, sınır güvenliğinden, ekonomiye kadar her alanda çok önemli bir mücadele yürütüyor" diye konuştu.