'Darbe Meclisi'nin muhalif üyesi: Kamer Genç

1981-1983 yılları arasında görev yapan Danışma Meclisi üyesi Kamer Genç, muhalif tavrından dolayı Meclis'in ilk toplantısından birkaç ay sonra herkesin kendisiyle selamı sabahı kestiğini söyledi.

04.08.2010 - 11:56

'Darbe Meclisi'nin muhalif üyesi: Kamer Genç

"12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde… Millî Güvenlik Konseyi'nin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuş hükümetlerin, …Danışma Meclisi'nin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında… sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı merciine başvurulamaz."

T.C Anayasası’nın meşhur geçici 15. maddesi, kısaltılmış haliyle böyle. Maddede atıfta bulunulan, TBMM Başkanlık Divanı’nın oluştuğu tarih 6 Aralık 1983. Yani ANAP’ı iktidar, Turgut Özal’ı başbakan yapan seçimden tam bir ay sonrası. Bülent Tanör’ün ifadesiyle 15. madde “1980-82 dönemi için bir tür “af”, 1983’te TBMM Başkanlık Divanının oluşumuna kadar geçecek süre için de bir tür “açık bono”ydu.”

Başbakan Erdoğan’ın meclis grubuna hitap ederken ağlamasıyla bir anda “12 Eylül’le hesaplaşılıyor mu hesaplaşılmıyor mu?” zeminine oturan referandum tartışmalarında çokça ileri sürülen bir görüş, zamanaşımından dolayı bu maddenin kaldırılmasının darbecilerin yargılanması açısından bir işe yaramayacağı. Aslında madde sadece dönemin generallerini değil, 3 yıl boyunca görev yapan hükümetler ve üyelerinin tamamı askerî dönemde atamayla gelen Danışma “Meclisi”ni de koruma altına alıyor. Bu son grupta yer alan isimlerden biri fazlasıyla dikkat çekici: Kamer Genç.

Yokluk içinde geçen çocukluğunda derslerindeki parlak performansıyla dikkat çeken Kamer Genç, ortaöğrenimi boyunca bir yandan okur, bir yandan da inşaatlarda amelelik yapar. Liseden sonra Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ni bitirir, Danıştay Tetkik Hâkimi olur, Paris’te kamu hukuku alanında mastır yapar. 12 Eylül olduğunda Danıştay’da görevlidir.

Darbeden sonra Milli Güvenlik Konseyi (MGK) adını alan Kenan Evren ve kuvvet komutanları, her türlü yasama faaliyetini üstlerine alır. Ülkeye bol geldiği düşünülen 61 Anayasası’nın yerini alacak yeni bir metin hazırlanacaktır. Bunu da “Kurucu Meclis” yapacaktır. Kurucu Meclis denilen, MGK ve adından da anlaşılacağı üzere bir danışma organı niteliğindeki Danışma Meclisi’dir (DM). Bu sonuncusunun 40 üyesini MGK doğrudan atayacak, 120 kişiyi ise her üyelik için valilerce gösterilen üçer aday arasından seçecektir.

DM’de Tunceli’yi “temsil” etmek Kamer Genç’e nasip olur. Hukuktan anlaması ve yabancı dil bilmesinden ötürü memlekete faydalı olacağı düşünülür, emekli bir general olan Tunceli Valisi Hakkı Borataş’ın önerisiyle DM’ye atanır. Ancak Genç’in DM performansı kısa süre sonra generallere muhtemelen “keşke başkası üye olsaydı” dedirtecektir…

“SELAMI SABAHI KESTİLER”
Kamer Genç DM’nin en aykırı, en muhalif üyesi olur. 1980-83 dönemini anlatan kitabında gazeteci Yalçın Doğan, Anayasa metnine red oyu veren 7 DM üyesinden biri olan Genç hakkında şunları yazacaktır: “Kamer Genç’e kimse selâm vermiyordu. Oylamadan sonra meclis lokantasında yemek yerken, masasına kimse gelmedi”.

Telefonda söyleştiğimiz, şimdinin CHP Milletvekili Genç işin başından beri durumun bu olduğunu söylüyor: “DM ilk kez toplandıktan birkaç ay sonra herkes benimle selamı sabahı kesti. Pek çok şeye karşı çıktım. Mesela, idam cezasına prensip olarak karşı olduğum için Mehmet Ali Ağca’nın idam dosyasına red oyu verdim”. Genç o oylamadaki tek red oyunun sahibidir.

Danışma Meclisi Başkanlık Divanı üyeleri Başkan Sadi Irmak başkanlığında Anıtkabir'i ziyaret etti. Kamer Genç (soldan birinci) Danışma Meclisi Başkanlık Divanı üyeleri Başkan Sadi Irmak başkanlığında Anıtkabir'i ziyaret etti. Kamer Genç (soldan birinci)

ASKERİN TEPKİSİ
Yeni anayasa taslağının ortaya çıkmasını takip eden görüşmelerin ardından maddelere geçilmesine red oyu veren tek kişi yine Kamer Genç olur. Bir iddiaya göre MGK üyesi beş generalden biri olan Nurettin Ersin, Genç’in DM üyeliğinden atılmasını Konsey’e üç kez önerir, ancak bu gerçekleşmez.

Genç de söyleşimizde MGK Genel Sekreter Yardımcısı’ndan “çok zıt gidiyorsun” yollu, üstü kapalı bir uyarı aldığını aktarıyor. Yalnız, bu uyarıyı yaptığını söylediği Tümgeneral Şamil Özdilli o dönemde MGK Genel Sekreter Yardımcısı değil, TBMM Garnizon Komutanı’ydı. Aradan geçen 28 küsur yılın insan hafızasını zorlaması doğal olsa gerek. Ama uyarı kimden gelmiş olursa olsun, neticede Genç’in o dönemde askerleri pek mutlu etmediği tartışılmaz bir gerçek.

ALDIKAÇTI’YLA ATIŞMA
Öte yandan Genç’in askerlere “paralel” gittiği en azından bir olay da vardır. Yalçın Doğan’ın kitabında aktarıldığı kadarıyla, DM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Orhan Aldıkaçtı’nın bir grup DM üyesini, ileride merkez-sağ bir siyasi partiyi oluşturmak üzere “Atatürkçü Liberaller” diye enteresan bir isim altında örgütleme çabası Kenan Evren tarafından hiç hoş karşılanmaz.

Evren işaret (veya talimat) verir, DM Başkanlık Divanı bu girişimi bastırmak için üyeleri gruplar halinde sorguya çeker. Aldıkaçtı’ya bilhassa yüklenilir. Genç, Aldıkaçtı’ya sorar:

- Anayasayı tartışmak ve hazırlamak gerekirken, bu toplantılarınızla meclis içinde bölücülük yapmıyor musunuz?

- DM’ye ya sizin ya da benim gelmememiz gerekirdi.

- Herhalde sizin gelmemeniz gerekirdi.

- Yaptığımız toplantının gizli bir tarafı yok… Çaycıyı bile göndermedik, bize çay getirsin diye. Gizlilik ve bölücülük bunun neresinde?

Tansiyon bir noktadan sonra enikonu yükselir. Genç, Aldıkaçtı’ya çıkışır: “Siz hem bir gazetede anayasa üzerine yazılar yazıyorsunuz, hem de burada komisyon başkanlığı, sonra da toplantılar… Bölücülük değil mi bu?”. Aldıkaçtı ayağa fırlar ve bağırır: “İşte, sen ve senin gibiler anayasa tasarısını engeller diyerek toplanıyoruz, arkadaşlarımızı iknaya çalışıyoruz”.

ANAYASA PROFESÖRÜNE: “HUKUKTAN ANLAMIYORSUN”
Biraz da muziplikten, Kamer Genç’e “Orhan Aldıkaçtı’yla aranız nasıldı?” diye soruyoruz. Kötü olduğunu saklamıyor: “Ben ona bir gün ‘sen anayasa hukukundan anlamayan bir adamsın’ dedim”. Genç’in yüzde 10 seçim barajına da en şiddetli muhalefeti gösteren DM üyesi olduğu notunu da unutmadan düşelim. Birkaç DM üyesi “yüzde 7 olsun, yüzde 8 olsun” gibi önerilerde bulunur. Genç de barajın yüzde 5 olması için önerge verir. Elbette kabul edilmez. Talihin cilvesi ya da Türkiye’nin hâli; Genç aynı içerikte bir önergeyi de yıllar sonra, 2007’de bağımsız milletvekili olarak meclise girince verir.

ASKER GENÇ’İ VETO EDİYOR
Ayrıksılığı Kamer Genç’e kısa vadede pahalıya mal olur. Kasım 1983 seçimi için Tunceli’den bağımsız milletvekili adayı olur, ancak MGK tarafından adaylığı veto edilir. Bunun üzerine tepki olarak DM’den istifa eder Genç. Soluğu, Konsey vetoları yüzünden seçime katılamayan, Erdal İnönü’nün SODEP’inde alır. 1987’de adım attığı TBMM’den, 2002-2007 dönemi dışında hiç ayrı kalmaz. Bu da “askerden icazetsiz” olmanın uzun vadedeki bir getirisidir belki de.

Peki referandumda evet oyu çıkar ve böylece geçici 15. madde kalkarsa, kendisinin de aralarında bulunduğu DM üyeleri yargılanabilir mi? “DM istişari nitelikteydi, icrai değil. DM üyelerinin hukuk karşısında sorumluluğu yoktur” yanıtını veriyor Genç. AKP’yi ikiyüzlülükle suçluyor. Zamanaşımından dolayı darbecilerin yargılanamayacağını, darbe yapanlar hakkında zaman aşımı uygulanmaması doğrultusundaki önergeye ise AKP milletvekillerinin red oyu verdiğini söylüyor.

BU DAVA ÇOK İLGİNÇ OLUR
Başbakan’ın gözyaşları üzerine ‘Acı, gözyaşı ve çelişkiler’ manşetini atan Radikal gazetesinin hatırlattığı üzere; “Meclis’te CHP ve BDP’li vekillerin ilgili maddeye ‘İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımı hükmü uygulanmaz’ ifadesini ekleme önerisi AKP’li vekillerin oylarıyla reddedilmişti”. Ancak AKP şu ana kadar yapmadığı bazı düzenlemeleri bundan sonra yapar ve böylece Kamer Genç’e yargı yolu açılırsa, askeri rejim döneminde askerlere en ters giden DM üyesinin darbe yüzünden yargılanması gibi son derece ilginç bir davayı izleme şansı bulacağız.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...