Ege'nin iki yakası artık bir arada

Başbakan Erdoğan, Yunanistan ziyareti sırasında Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması konusunda umutlu olduğunu söyledi. Erdoğan, "Patrik Bartholomeos'u ekümenik olarak tanıma beni rahatsız etmez" dedi.

14.05.2010 - 13:29

Ege'nin iki yakası artık bir arada

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Atina Havaalanı’nda Yunanistan Başbakan Yardımcısı Theodoros Pangalos ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin Atina Büyükelçisi Hasan Göğüş, Atina-Pire Başkonsolosu Beyza Üntuna ve üst düzey yetkililerce karşılandı.

Başbakan Erdoğan, Yunanistan Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas tarafından kabul edildi.

Papulyas ve Erdoğan, Başkanlık Sarayı'ndaki kabulde, basına görüntü verirken kısa açıklamalarda bulundu.

'FARKLI FİNAL OLACAK'
Ziyaretin iyi sonuçlar doğuracağını ifade eden Papulyas, her iki ülke halkının da bunu istediğini belirtti.

Ziyareti ''tarihi'' diye niteleyen Erdoğan ise “Bu farklı bir final olacak'' diye konuştu.

PAPANDEREU'YLA GÖRÜŞME
Başbakan Erdoğan, daha sonra Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandereu’yla görüştü.

Papandreu, Başbakan Erdoğan'ı Başbakanlık Binası'nın girişinde karşıladı. Daha sonra iki lider gazetecilere görüntü verdi.

Yunanistan Başbakanı Papandreu'nun, Yunanistan Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas ile yaptıkları görüşmeyi sorması üzerine Erdoğan, güzel bir görüşme yaptıklarını belirtti.

'CUMHURBAŞKANINIZ ÇOK GENÇ'
''Cumhurbaşkanınız çok genç'' diyen Erdoğan, ''Bu ziyaretin tarihi olduğunu kendisiyle paylaştık'' diye konuştu.

Papandreu da Papulyas'un spor yaptığını, çok dinç olduğunu kaydetti.

YENİ ADIMLAR YOLDA
Başbakan Erdoğan'ın, iki ülke dışişleri bakanlıklarının 22 anlaşmayla ilgili çalışmayı tamamladıklarını ifade etmesi üzerine, Papandreu bakanları tebrik ederek, ''Bu bile bu ziyareti tarihi kılmaya yeter. Eminim daha yeni ve büyük adımlar atarız'' dedi.

Erdoğan da ''Atacağız'' karşılığını verdi.

Görüşmede Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Yardımcısı Dimitri Druças da hazır bulundu.

TARİHİ BİR AN
Başbakan Erdoğan, Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Toplantısı'na katıldı.

Toplantının açılışında Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu ile açıklamalarda bulunan Erdoğan, şunları söyledi:

''Şu anda tarihi bir anı tespit ediyoruz. Tarihi bir an diyorum, zira biraz sonra 22 anlaşmayı imzalayacağız. Bu tabii çok çok önemli bir adım oluyor gerek Yunanistan açısından, gerek Türkiye açısından. Bizim Cumhuriyet tarihimizdeki Yunanistan-Türkiye arasındaki anlaşma sayısına baktığımız zaman neredeyse o sayıya yaklaşıyoruz. Bir oturumda bunu yakalıyoruz. Bu bakımdan bu anı çok ama çok önemsiyorum ve biraz sonra bu heyecanı hep beraber yaşayacağız. Bu heyecanı yaşarken buradan dünyaya da çok anlamlı bir mesaj vereceğiz.

Enerji, ulaşım, çevrecilik, kültür, eğitim, ekonomi, tarım, savunma, terörle ilgili alanlarda ve daha bir çok alanda burada bir adımı atacağız. Tabii ben değerli dostum, meslektaşım Yorgo ile beraber bu süreci gerçekleştireceğime olan inancımı ifade etmek istiyorum. Kararlı olursak aşamayacağımız hiçbir engel yok. Tabii bu tür adımları engellemek isteyenler çıkabilir. Ama biz siyasiler risk almasını bilirsek bunları da aşarız. Zira biz biliyoruz ki ekonomi risktir, siyaset risktir, hepsinden öte biz biliyoruz ki yaşam da risktir. Öyleyse bu riskleri göze alarak bu adımı atacağız.''

Başbakan Erdoğan, konuşmasının sonunda, gösterilen ilgi sebebiyle Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu ile Türk ve Yunan bakanlara teşekkür etti.

TÜM DÜNYAYA ÖRNEK OLSUN
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Toplantısı'nın ardından Yunanistan Başbakanı Papandreu ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Erdoğan, Atina'ya gerçekleştirdikleri ziyaretten dolayı duyduğu memnuniyeti ifade ederek, şunları söyledi:

''Bugün yaklaşık 320 kişi ile buradayız. Gerek şahsım, bakan arkadaşlarım, teknokrat, bürokratlar tüm iş adamlarımız olmak üzere, bu gerçekten tarihi bir an. Bu gelişle tarihe bir kayıt düşeceğiz. Bugün yapılan anlaşmalarla -ki Yüksek Düzeyli İş Konseyi oluşturuldu ve 22 anlaşmayı imzalamış durumdayız- birlikte geleceğe çok daha farklı bir adımı atmış oluyoruz. Bugün, yüz yıla yaklaşan bir süre içerisinde iki ülke için gerçekten bir dönemeç, böyle bir dönemece girdiğimizi buradan duyurmak istiyorum. Kadim bir dostluk, iki komşu ve toprağı, denizi ve ekmeği paylaşan iki eski halk olarak, bu ilişkimizin tüm dünyaya... önce kendimiz yaşayacağız ve yaşatmak suretiyle örnek olmasını diliyorum. Aslında biz birimizi çok iyi tanıyoruz, biliyoruz.

''Şu veya bu nedenlerle bazı sıkıntıları ne yazık ki hep yaşadık'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Tabii değerli dostum Yorgo'nun ilk ziyaretini son dönemde Başbakan olduktan sonra Türkiye'ye gerçekleştirmiş olması ve İstanbul'da başbaşa yaptığımız görüşme çok manidardı. Tekrar ben bundan dolayı kendisine teşekkür ediyorum. Ardından kendilerine yazmış olduğum mektup ve bu mektuba aldığım cevapla başlayan bu süreç meyvesini vermeye başladı. Tabii iki eski medeniyetin ve tarihin iki güçlü aktörünün el ele yeni bir barış ve huzur destanı yazmaya kararlı olduğunu bilmelerini isterim. Az önce değerli dostum da zaten her iki taraf da bu siyasi iradenin mevcut olduğunu ifade ettiler. Aynı ifadeleri ben de altını çizerek söylüyorum. Türk ve Yunan halklarının Türkiye ve Yunanistan'ın şehirlerinde geçirdikleri, tarihin mutlu günlerini yeniden yaşamaları için azimle kararlılıkla çalışacağımızdan emin olmalarını isterim.''

İlişkilerin ekonomik yönlerinin güçlendirilmesine büyük önem atfettiklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bakınız şu anda bir adım atıldı, bu adım hususi pasaportlarla ilgili vize şartı artık ortadan kalktı. En kısa zamanda temennim odur ki inşallah bu da olacak, buna inanıyorum. Biz bu noktada mavi pasaportlar içerisinde de zaman içinde bunu da daha geliştirilmiş şekilde -ki bu konuda ben kendi desteklerine de inanıyorum-... Yani şu anda Schengen olayı içerisinde Sırbistan'a uygulananın Türkiye'ye uygulanmasını ben burada AB üyesi ülkelere duyuruyorum. Kendileriyle de oturup bunları konuşacağız. Yani Sırbistan nasıl Schengen olayından istifade ediyorsa Schengen'e kabul edildiyse Türkiye'nin da aynı şekilde bu Schengen içerisine... Sırbistan müzakereci bir ülke değil, ama Türkiye müzakereci bir ülke, dolayısıyla dahil edilmesi gerekir farklı şeyler olabilir. İnanıyorum ki burada Yunanistan da bu konuda gerekli desteği Türkiye'ye verecektir. Bu adımları da atmamaz lazım.''

SAVUNMAYA DEĞİL EĞİTİM VE SAĞLIĞA YATIRIM YAPILABİLİR
Yaptığı açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Erdoğan, ''Ege'nin barış denizi olması konusunda silahlanmanın aza indirgenmesi yolunda herhangi bir adım atıldı mı?'' sorusuna şu yanıtı verdi.

''Ege'de uçakların adeta bir bombardıman uçağı olarak bombaları muhafaza şeklinde uçmasını biz artık istemiyoruz. Bunlar bağlı olmasın, diyoruz. Eğer tatbikat yapılacaksa bunlarsız uçsunlar diyoruz. Dolayısıyla bunlar barışın adeta bir simgesi olsun. Zaman içerisinde bunlar hiç uçmasın. Bu hale geliyoruz. Bunu başaralım.

Savunma sanayiine yönelik karşılıklı olarak atılan bu adımların hepsi bizi farklı alanlarda yapacağımız yatırımlardan alıkoyuyor. Yani birimiz yapalım, birimiz yapmayalım diye bir şey olmuyor. Bu gerçekleri ben çok açık net konuşmayı severim, açık konuşuyorum. Oralara yapılan bu yatırımlar eğitime, sağlığa yapılabilir. Bu yatırımlar ülkede kişi başına milli gelir olarak yoksul insanlara aktarılabilir.

Bunun yanında önemli olan bir diğer adım, ülkemizde Lozan ile bağlantılı olan adımlar var biliyorsunuz. Sensinot Meclisi olayımız var. Bu konuyla ilgili attığımız adımlar var. Ben bunu değerli dostuma, meslektaşıma da söyledim. Kendilerinin de bu noktada bir girişimi oldu. Sensinot Meclisi'nin Türk vatandaşlarından oluşması lazım. Ama şu anda tabii Türk vatandaşlarından oluşmuyor. Dolayısıyla 'Türk vatandaşlığına müracaatla biz bu sorunu çözelim' dedik. Şu anda müracaatları aldık. Öyle zannediyorum ki önümüzdeki bir iki hafta içinde bu sorunu çözmüş oluruz. Dolayısıyla Lozan'ın gereği olan noktaya da gelmiş oluruz.

SEÇİLMİŞ MÜFTÜ YOK, ATANMIŞ MÜFTÜ VAR
Aynı şekilde Batı Trakya'da da seçilmiş müftü yok. Atanmış müftü var. Burada seçilmiş olan müftü olması lazım. Bu konuda biz özellikle Yunanistan'ın aynı şekilde yaklaşımını bekliyoruz. Diyoruz ki seçilmiş olan müftüyü Yunanistan Hükümeti onasın. Ve bu şekilde de oradaki vatandaşlarımız huzur içinde olsunlar. Eğer bazı sıkıntılar varsa bunların da zaten oturulup konuşularak giderilmesi mümkündür.

Şu bir gerçek, nasıl ki patriği seçme hakkını kendimizde bulmuyorsak, aynı şekilde de oradaki Müslümanların dini liderlerini tabii ki Yunan Hükümetinin seçmemesi gerekir. Bu ciddi bir yanlıştır diye düşünüyoruz ve bunun da giderilmesi gerekir diye inanıyoruz. Bu konuyu oturup konuşup süratle neticelendirmemiz lazım.''

RUHBAN OKULU KONUSUNDA ÇALIŞIYORUZ OLUMLU BAKIYORUM
Büyükada'daki yetimhane konusuna da değinen Başbakan Erdoğan, bu konudaki yargı sürecinin uluslararası hukuka yansıdığını, kendisinin gerekçeli kararı istettiğini ve bu gerekçeli kararın gelmesinin ardından hemen burayı kendilerine teslim etmeye hazır olduklarını Fener Rum Patriği Bartholomeos'a söylediğini bildirdi.

Heybeliada Ruhban Okulu konusunda açıklamalar yapan Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun bu konudaki çalışmaları sürdürdüğünü belirterek, ''Çözüme yönelik çalışmalarda bir netice alacağımızı ben umut ediyorum. Bunun umudu içerisindeyim. Olumlu bir yaklaşım içerisinde olduğumu da burada ben söylüyorum. Üzerinde çalışıyoruz. Temenni ederim ki burayı da kısa zamanda bir neticeye bağlarız. Ama ben de Sayın Papandreu'dan Atina'da Fethiye Camii'nin restorasyonu için müsaade istedim. Eğer bunu sağlarlarsa çok isabetli olur diye düşünüyorum'' dedi.



Erdoğan, Türkiye ve Yunanistan'ın bir çok ortak yönünün bulunduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

''Her yönüyle... Kıyıdaş, bu yönlerimiz de var. Karadeniz'de işbirliğimiz var. Adadan, Türkiye'ye, Türkiye'den, adalara şöyle seslendiğiniz zaman rahatlıkla birbirimize sesimizi duyuracak kadar yakın bir komşuluk hukukumuz var. Bu komşuluk hukuku içerisinde Yunan halkına tüm samimiyetimizi sunmaya geldik. Az önce Yunanistan ile ilişkilerimizde büyük mesafeler kat edeceğine vesile olacağına inandığımız bu Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi'nin ilk toplantısını gerçekleştirdiğimizi söyledim. Söz konusu konseyin yılda kaç kez bir araya geleceği hususunu değerli meslektaşım ifade ettiler. Bakan arkadaşlarımızın en az iki kez bir araya gelmelerini, bizim de başbakanlar olarak bir yıl Türkiye'de, bir yıl da Yunanistan'da bir araya gelmek suretiyle... Şu ana kadar ne yaptık? Şu anda neredeyiz? Bundan sonra önümüzde ne yapacağız? Bunları sürekli takip edeceğiz.''

İş adamlarının sektörel anlamda karşılıklı olarak bir araya gelerek çok verimli görüşmeler yaptıklarını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

''Bu görüşmeleri devam ettirerek sadece işi masada veya lafta değil, uygulamada göstermelerini de özellikle istiyoruz. Bunu da başaracağımıza eminim. Türkiye'de, Yunanistanlı yatırımcılar var. Kısmen, az da olsa Yunanistan'da, Türk yatırımcılar var. Bunu daha da geliştirerek, ülkelerimizde bunları yapmanın yanı sıra, üçüncü ülkelerde ortaklık içerisinde bu yatırımların geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum. Yunanistan ile ilişkilerimizde artık yakınlaşma değil, bunu aşalım diyorum, artık ortaklık anlayışı içerisinde hareket edeceğimizi ümit ediyorum.''

Enerji, ulaşım ve turizm alanlarındaki işbirliğine de değinen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Yunanistan'a biz doğalgaz vermeye başladık, şimdi istiyoruz ki Yunanistan, İtalya bağlamında üçlü olarak bunu daha da geliştirebiliriz, geliştireceğiz. Ulaşım noktasında geniş çaplı bir anlaşma imzalandı. Gerek kara gerek deniz taşımacılığında bu adımları atmak... Demiryolu taşımacılığında bunu çok önemsiyoruz. Adımı attık öyle zannediyorum ki bunlar tarihe gerçekten kaydı düşülecek olan adımlar.

Turizm Yunanistan'ın en önemli kaynağı ve turizm noktasında Türkiye son yedi yıl içinde ciddi bir sıçrama gerçekleştirdi. Turizm noktasında ciddi destinasyonlara sahip olan bir Yunanistan var, aynı şekilde bir Türkiye var. Eğer biz bunları birleştirirsek inanıyorum ki dünyanın uç ülkeleriyle paket turizm düzenlemek suretiyle bu bölgede farklı bir turizm patlamasını gerçekleştirebiliriz.''

DAYANIŞMA İÇERİSİNDE TERÖRE KARŞI ÖNLEM ALALIM
Başbakan Erdoğan, ''Terörle ilgili dertlerimiz var. Terör noktasında Yunanistan'ın da ciddi sıkıntıları oldu, aynı şekilde bizim de bu noktada sıkıntılarımız var. Ama dayanışma içerisinde teröre karşı da güven artırıcı önlemleri almamız lazım. Müşterek mücadele, özellikle insan kaçakçılığı noktasında Yunanistan'ın ve bizim ciddi sıkıntılarımız var. Bunları müşterek atacağımız adımlarla inanıyorum ki aşabiliriz veya asgariye indirebiliriz'' diye konuştu.

Erdoğan, derinleşmeye devam eden mevcut bir küresel mali kriz olduğunu da anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ama şunu görmemiz lazım; şu andaki küresel finans krizinin kaynağı neresidir, belli. ABD'den çıkan bir süreç ve bu kriz bütün dünyaya yayıldı. Bunu bilmemiz lazım, tabii bazı ülkeleri çok ağır bir şekilde vurdu, 'Türkiye'yi ben teğet geçti' dedim. Evet teğet geçti. Bunu yine aynı şekilde söylüyorum.''

Erdoğan, hiç bir bankayı fona devretmediklerini anımsatarak, krizin Türkiye'nin sigorta şirketlerini vurmadığını söyledi.

Yunanistan'ın da bu rüzgarın sıkıntısında kaldığını belirten Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Fakat şu anda reformist bazı kararlar alınıyor, dolayısıyla bu alınan kararların arkasında durulması, burada bir dayanışmanın iktidarıyla muhalefetiyle yapılması inanıyorum ki Yunanistan'ın kısa sürede bu sıkıntıdan kurtulmasına vesile olacaktır. Ama burada iktidar ve muhalefetin bu sorunu bir milli sorun olarak görüp, müşterek olarak bunu ele almaları ve bu süreçten bir an önce sıyrılmayı sağlamak. İnanıyorum ki ülkedeki tüm siyasi hareket mensuplarının sorumluluğudur, diye düşünüyorum.''

Türkiye ile Yunanistan arasındaki dış ticaret hacmine de değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Dış ticarette 2.5 milyar dolara düştük. Bunlar bize yakışmıyor. En kısa zamanda bunu dolar bazında değil, Euro bazında 5 milyar Euro'ya çıkarmamız lazım. Bu siyasi irade her iki tarafta da mevcut. Çıkarır mıyız, çıkarırız. Bu noktada yatırımcılarımız, girişimcilerimiz var mı, var. İşte bugün adımını attığımız şu anlaşmaları birlikte gerçekleştiririz. Olmaması için hiç bir neden yok diye düşünüyorum. Onun için finans sektörümüzün, reel sektörün burada dayanışma içerisine girmesi bunun gerçekleştirilmesinin zeminini hazırlayacaktır. Bizler gerek Yunan hükümeti olarak gerekse Türkiye olarak her türlü desteği vereceğiz. Öndeki varsa engelleyici bazı çakıl taşları, bunların temizlenmesine de bizler yardımcı olacağız.''

AB ÜYELİĞİ SÜRECİNDE HER ZAMAN DESTEKLEDİLER
Erdoğan, Türkiye'nin AB üyeliği noktasında, yedi yılı aşkın Başbakanlığı döneminde, Yunanistan'ı her zaman yanlarında gördüklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

''AB üyeliği sürecinde bizleri her zaman desteklediler. Bundan sonraki süreçte de ben Yunanistan Hükümeti'nin yine aynı şekilde bizleri destekleyeceğine inanıyorum ve bu süreç içinde de dayanışmamız, arkadaşlarımızın birbirleriyle olan görüşmeleri aynı kararlılıkla devam edecektir. Tabii bizim için AB üyeliği stratejik bir hedeftir. Yani şöyle, 'elimizde bulunsun' dediğimiz bir süreç değildir. Biz bu konuda kararlıyız. Adımlarımızı da bu kararlılık içinde atıyoruz ve Türkiye'nin tam üyelik dışında her hangi bir hedefi bu süreçte yoktur. Bunun da böyle bilinmesini istiyoruz.

Bu arada Kıbrıs'ta BM müzakere süreci kaldığı yerden devam edecektir. Yani 'şu anda yeni bir Cumhurbaşkanı seçildi, acaba ne olacak?'. Bu ifadelerin hepsi bir kenara, süreç aynı kararlılıkta devam edecektir, garantör ülke olarak Türkiye bu noktada durmaktadır. Diyoruz ki Yunanistan bir garantör ülke, Türkiye bir garantör ülke, dörtlü mü görüşelim? Dörtlü görüşelim. Beşinci garantör ülke, yani üç garantör ülkenin diğeri o da katılabilir. AB müzakere sürecinde dönem başkanı katılabilir, BM katılabilir. Oturup bunu en geniş manada da görüşebiliriz, değerlendirebiliriz. Türkiye olarak biz buna da varız. Bunları daha önce de zaten ilgili yerlerin hepsine bildirdik ve hazır olan biziz. Bunun bilinmesini istiyoruz. Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı çözüm hedefine her zaman tam destek verecektir. Bunun bilinmesini istiyoruz.

Bu arada bir şeyi de özellikle ifade etmekte fayda görüyorum. Ben Yunanistan olarak değerli dostumdan bu konuda süreci desteklemelerini, sürece destek vermelerini ve eğer biz de birlikte garantör ülkeler olarak bu süreci desteklersek, inanıyorum çok kısa zamanda mesafe alırız. Bunu başarmaya mecburuz. Soru işaretleri artarak devam etmemeli. Bir an önce neticeye varmamız lazım. Çabalarımızı birleştirmemiz halinde yıl sonuna kadar hedefe varabiliriz, diyoruz. Ama bu çabaların birleştirilmesi lazım.''



''EFHARİSTO POLİ (ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM)...''
Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

''Ege Denizi'nin ayrıştırıcı bir deniz olmasını kabullenemiyoruz. İstiyoruz ki Ege Denizi birleştirici bir deniz olsun. Ege Denizi, barışın bir simgesi haline gelsin. Bunu da yine bizler başaracağız. Başkaları gelip de bunu başarmayacak. Biz halledeceğiz. Oturacağız, konuşacağız, bu işi başlatacağız. Onun için bunun da altını çizmek istiyorum ve Yunanistan'da yeniden tekrar bulunduğum için arkadaşlarımla beraber mutluyum, mutluyuz. Komşunuz, kadim dostunuz, hatta akrabalarınız ve hatıralarınızın yaşadığı ülke Türkiye her zaman yanınızda ve dostluğunu görmeye hazırdır. Tüm Yunan halkına derin hürmet ve sevgilerimi iletiyorum, efharisto poli(çok teşekkür ederim)...''

Başbakan Erdoğan, Yunan bir gazetecinin ''Sayın Türkiye Başbakanı, geçmişte ve bugün bu tür buluşmalarda sizin tarafınızdan hep popüler sözleri duyduk ama eylemleri bekledik, hayata geçirilmedi. Siz bugün geldiğiniz Yunanistan hava sahasını ihlal etmediniz ama savaş uçakları her gün bu alanı ihlal ediyor. Bu tek taraflı ihlallerdir. Acaba bu ihlallerin durması için ne yapmayı düşünüyorsunuz? TBMM, Casus Belli olarak devamlı tehdit ediyor Yunanistan'ı. Casus Belli'yi siz koruyacak mısınız, kalıcı mıdır? Kıbrıs bir Avrupa Birliği ülkesidir. Orada Türkiye'nin işgal kuvvetleri var. Bu, bugün hür dünyada bir duvardır. Sayın Erdoğan bunu yıkacak mısınız? Türkiye Kıbrıs'a girdi, işgal etti. Niçin Kıbrıs'tan gelen uçaklara ve gemilere limanlarınızı açmıyorsunuz?'' sorusuna şu yanıtı verdi:

''Ben şimdi demokrasi ülkesinde çok demokratça cevaplar vermem. Sizin de bunları aynen kayda düşmeniz lazım. Bunlardan birincisi, özellikle Casus Belli ile ilgili olarak bunun gerekçeleri üzerinde tabii durmamız lazım. Yani TBMM kararı niye almıştır, neye karşı almıştır? Bunun üzerinde durmak lazım. Şu anda da 44. görüşme yapıldı. Biz bu görüşmelerin belli bir neticeye bağlanmasını arzu ediyoruz. Neticelere bağlandığı zaman karşılıklı olarak olumlu adımlar atılmak suretiyle bu çözülür. Ama bunu tek taraflı olarak beklediğimiz zaman bunu çözmek tabii mümkün olmaz.

Az önce bir ifade kullandım. 'Bu uçaklar bomba bağlanarak uçmasın' dedim. Şu anda Türk uçakları bomba bağlayarak uçmuyor. Ama Yunan uçakları bomba bağlayarak uçuyor. Bütün bu uçuşlarda NATO üslerinden bunların takibi yapılır ve oradaki kayıtların hepsinde bunlar vardır. Buradaki ihlaller diye ifade edilen şeyler NATO kayıtlarında ihlal diye geçmez. Oradaki ilgili hava sahası neyse bu sahalardan uçarlar, bu sahalardan giderler, gelirler. Zaman zaman karşılıklı olarak bu tür hava ihlalleri yapılmıyor mu? Ne yazık ki bunlar yapılıyor. Biz bunları tasvip etmiyoruz ve yapılmasını da istemiyoruz. Öncelikle uçaklardan bombaların soyutlanması lazım. Bunların şöyle bir kenara koyulması lazım. Neye karşı, niçin bu bombalar bağlanıyor? Bunu çözmemiz lazım.

VERİLEN SÖZLER YERİNE GETİRİLMEDİ
Silahlı Kuvvetler'in Kıbrıs'a işgali konusuna gelince, bakın biz bir süre önce Annan Planı olayı geçirdik, Annan Planı'nı yaşadık. Bütün hazırlıklar yapıldı. Bütün çalışmalardan sonra geldiğimiz nokta şu oldu: Dediler ki biz bu işi erteleyelim. Bu teklifte, Sayın Karamanlis ve Sayın Papadopulos karşımızda duruyorlar, ben de şu an Cumhurbaşkanımız olan Abdullah Bey ile duruyorum ve Sayın Annan orada. Sayın Annan bana döndü, 'ne diyorsun' dedi. Ben de Sayın Annan'a dedim ki 'biz size söz verdik. Bunu artık burada bitirmeliyiz. Gerekli olan referandumu yaparak süreci başlatmalıyız'. Sayın Annan, Sayın Karamanlis ve Sayın Papadopulos'a döndü. Dedi ki 'bunu artık ertelememiz mümkün değil. Bu adımı atacağız. imzaları atalım'. O gün orada imzalar atıldı. Referandum yapıldı. Ne oldu referandumda? Referandumda Kuzey Kıbrıs tarafı biliyorsunuz yüzde 65 'evet' dedi. Güney Kıbrıs yüzde 75 Annan Planı'na 'hayır' dedi. Halbuki orada Türk Silahlı Kuvvetleri askerlerinin de belli bir takvim süreci içerisinde sayısını da 650 kişiye kadar indirme sözü vardı. Bunları hep orada yaşadık. Ama burada Yunanistan'ın da askeri var. Onlar da belli belli bir süreç içerisinde bu sayıyı azaltacaklardı. Bütün bunlar orada konuşuldu. Netice, Güney Kıbrıs AB'ye alındı ama Kuzey Kıbrıs alınmadı. Verilen sözler yerine getirilmedi.

Kıbrıs konusunda yoğun bir çalışma yapar, yıl sonuna kadar bu işi çözersek burada adil, kapsamlı, kalıcı çözüme ulaşmak bizim de arzumuzdur, niyetimizdir.''

Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, ''Doğrusunu söyleyeyim, Türk Başbakanı genelde Türk medyasından çok şikayet eder. Buraya gelip bir başbakanlık yapsa herhalde Yunan medyası ile Türk medyasını karşılaştırıp mumla aramaya başlardı'' değerlendirmesi üzerine , ''Yunan medyası ile Türkiye medyasının değerlendirmesini ben yapacak değilim. O bana düşmez. Daha çok tabii ki her iki ülkenin halklarına düşer. Onlar zaten gerekli değerlendirmeleri yapıyorlar'' dedi.

Erdoğan, ''Konuşmanızda bir söz söylediniz. Yunanlılar'a 'hadi geri dönün' der gibi. Ben mi yanlış anladım? Sanki 'geçmişteki kötü anıları artık bir kenara bırakalım, geçmişte oturduğunuz yerlere dönün' der gibiydiniz'' sorusuna, ''şu anda Dışişleri Bakanlığı tespitlerine göre 50 bin kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup Türkiye dışında yaşayan Rumlar'ın olduğunu biliyoruz. Bizim bu noktada Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup da Türkiye dışında yaşayanlara karşı mesajımız olumludur. Gelip Türkiye'de yaşayabilirler. Çünkü zaten Türkiye'nin vatandaşıdırlar. Bizim bu noktada herhangi bir sıkıntımız söz konusu değildir. Biliyorsunuz Türkiye çok kültürlü bir ülke. Buradan bir sıkıntımız yok. Bu konuda rahatız'' yanıtını verdi.

BARTHOLOMEOS'UN EKÜMENİK OLARAK NİTELENMESİ BENİ RAHATSIZ ETMEZ
Başbakan Erdoğan, ''Konuşmanızdan Ruhban Okulu açılacak gibi bir izlenim aldık, doğru mu? Türk vatandaşı Fener Rum Patriği Bartholomeos'nun ekümenik olarak nitelenmesi sizi rahatsız ediyor mu ve yanınıza alıp buraya neden getirmediniz?'' sorusu üzerine de ''Diyanet İşleri Başkanımın meşguliyeti olmasaydı ikisini beraber alıp getirmeyi düşünüyordum. İkisini beraber getirip aynı zamanda burada da Batı Trakya'daki dini temsilcilerle birlikte onları beraber görüştürelim istiyordum. Zamanlama noktasında örtüşmediği için böyle bir şeyi gerçekleştiremedik. O da olsaydı o zaman tabii çok da güzel bir jest olacaktı, çok daha önemli olacaktı diye düşünüyorum. 'Ekümenik olarak tanıyor musunuz?' sorusuna gelince, beni rahatsız etmez. Ecdadımı rahatsız etmediğine göre beni de rahatsız etmez. Ama benim ülkemde bazılarını rahatsız edebilir'' diye konuştu.

BAKANLAR ÇIKARMASI
Başbakan Erdoğan'a Atina ziyaretinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Devlet Bakanı Egemen Bağış, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ile Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ve çok sayıda işadamı eşlik ediyor.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...