Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın düzenlediği 'Türkiye'de Anne Olmak' konulu panel siyasetçi, sanatçı, gazeteci ve iş adamlarını biraraya getirdi.

Moderatörlüğünü NTV Ankara Temsilcisi Nilgün Balkaç'ın yaptığı panele, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan ve televizyoncu Beyazıt Öztürk katıldı.

Bir ülkede anneler ağlıyorsa, bir ülkede anneler evlat hasreti çekiyorsa, bir ülkede anneler evlat acısıyla inliyorsa, inanın, o ülkede refah, o ülkede huzur, o ülkede kardeşlik egemen asla olamaz. Ağlayan bizim annemiz olmayabilir, yitip giden bizim evlatlarımız olmayabilir ama bu vatanın, bu toprağın, bu ülkenin anneleri ağladıkça hiç kimse mutlu olamaz, hiç kimse tebessüm edemez.

Mesele sadece bazı annelerin değil, hepimizin meselesidir. Mesele hepimize bir anne olan vatanımızın meselesidir, kardeşlerimizin meselesidir. Ben 2013 yılı Anneler Günü'nün Türkiye'nin tüm anneleri için en farklı Anneler Günü olacağına inanıyorum. 2013 yılı Anneler Günü'nün annelerin tebessüm edeceği, annelerin umutla dolacağı bir Anneler Günü olacağına kalpten inanıyorum."

'BU HASRETİN BİTMESİNİ TEMENNİ EDİYORUM'
Bu yıl ki Anneler Günü'nün farklı olması, tüm anneleri sevindirmesi için herkesi elini, bedenini, yüreğini ortaya koymaya davet eden Emine Erdoğan, "Bütün annelerin gülümsediği, bütün annelerin evlatlarıyla kucaklaştığı bir Anneler Günü'nü gerçekten çok özledik. Bu özlemin, bu hasretin bitmesini yürekten temenni ediyorum" diye konuştu.

'GEREKLİ DEĞERİ VERMİYORUZ'
Televizyon yoluyla her gün milyonlarca fotoğrafa bakıldığına dikkati çeken Erdoğan, bu kalabalıkta bazı fotoğraflar üzerinde hassasiyetle durulamadığını, dikkatlice düşünülemediğini belirtti.

"Bazen önümüze öyle fotoğraflar geliyor ki yüzlerce, milyonlarca fotoğrafın ve haberin arasında onlara gerekli değeri veremiyoruz" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Geçtiğimiz yıl Gazze'den bir fotoğraf ekranlara yansıdı. Bir anne acımasız saldırıda hayatını kaybetmiş, hastanede bir sedye üzerinde boylu boyunca yatıyor. Bir bebek ağzında emziğiyle annesinin cansız bedeni yanında ağlıyor. O bebek ölümün ne olduğunu bilmiyor, annesine ne olduğunu anlamıyor, annesinin neden kalkıp kendisini emziremediğine anlam veremiyor."

DUYARSIZLIĞA DİKKAT ÇEKTİ
Gazze'deki buna benzer nice fotoğraf gibi, Myanmar'dan, Somali'den, Afganistan'dan ve Irak'tan da çok acı fotoğrafların geldiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"İki yılı aşkın bir süredir Suriye'den böyle acı fotoğraflar geliyor. En son Suriye'nin Banyas şehrinden çok trajik, çok sarsıcı fotoğraflar gördük. Emin olun bu görüntüler karşısında arşı ala dahi gözyaşı döküyordur. İnanın bu acılar karşısında melekler bile yüzlerini kapatıyordur. Ama ne yazık ki tüm insanlığın, tüm dünyanın bu görüntülere aldırmadığını, bu görüntüler karşısında titremediğini, bu manzaralar karşısında utanç duymadığını görüyoruz. Hemen kanal değiştiriliyor, hemen sayfa çevriliyor, hemen gözler kapatılıyor. Ama biz görsek de görmesek de bu coğrafyalarda ya anneler çocuklarının başında ya da çocuklar annelerinin başında o büyük acıyı yaşamaya devam ediyorlar."

'HEPİMİZİN MESELESİ'
"Çocukların katledildiği bir yer insanlık ölmüştür" ifadelerini kullanan Erdoğan, annelerin katledildiği bir yerde vicdanın köreldiğini, onların her gün ağladığı bir yerde ise merhametin yok olduğunu belirtti.

Uzakta veya yakında olsun insanlık adına çocukların öldürülmesine karşı çıkılması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Hangi ülkede, hangi coğrafyada olursa olsun annelerin katledilmesine dur dememiz lazım" diye konuştu.



'BEYAZ'IN ESPİRİLERİ GÜLDÜRDÜ
Daha sonra panel bölümüne geçildi. Programcı Beyazıt Öztürk annesiyle ilgili anılarını anlattı:

"Eve gitim, anneme ‘benim programı izledin mi’ dedim. ‘İzledim’ dedi. ‘Bayan konuğu beğendin mi’ dedim. ‘Onu kaçırdım’ dedi. ‘VTR'yi beğendin mi’ dedim. ‘Onu da kaçırdım’ dedi. Meğer programda bölüm değiştikçe karşı apartmanların camlarına bakıyormuş hangi bölümde kaç ışık yanıyo onları gözlemliyomuş. Mahallenizde kamera var ışık açın kapatın olayı annemden esinlendiğim bir olaydır."

YILDIRIM: YAŞASAYDI SIRTIMDA HACCA GÖTÜRÜRDÜM
Panelde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım da bir konuşma yaptı. Lise öğrencisiyken annesinin vefat ettiğini belirten Yıldırım, "Allah rahmet eylesin, ahirete göçen tüm annelerin mekanını cennet eylesin. Sağ olsa sırtımda hacca götürürdüm. Annemiz bizi çok sevdi. Biz kalabalık bir aileyiz, 7 kardeşiz. Bizim onu seveceğimiz dönemi maalesef yaşayamadık" diye konuştu.

'KABİNEDEKİ TEK ERKEK OLSAYDINIZ...'
Binali Yıldırım, "Kabine'nin tek erkek üyesi olsa ve o da siz olsanız, ne hissederdiniz?" şeklindeki soru üzerine, "Biz herhalde o günleri görmeyiz" dedi. Balkaç'ın "O günleri gördünüz diyelim, ne yaparsınız?" sorusuna karşılık Yıldırım, "Ne yapalım, başa gelen çekilir" diyerek espri yaptı.

Bakan Yıldırım, sözleriniz şöyle sürdürdü:

"Hanımefendi (Emine Erdoğan) burada. Beni kadın düşmanı gibi algılamasın. Kadınları daha fazla siyasete sokabilmek, toplumsal olaylara, memleket dışına, evin dışına çıkarak her şeyle ilgilenir hale getirmede Hanımefendi öncü bir rol oynadı, AK Parti kurulduğundan beri. Aynı şekilde de bu iradesini, azmini devam ettiriyor. Kendisine teşekkür ediyoruz kadınlar adına.

Fatma Hanım Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı. Öyle bir hızlı girdi ki işe, hepimizi gölgede bıraktı. Çok güzel mesafe aldı. Biliyoruz, o torpilli. Hanım olması zaten bir pozitif ayrımcılık getiriyor. Asıl olan kabiliyeti çok güzel. Kısa sürede toplumun sosyal desteğe olan kesimlerine yönelik Sayın Başbakanımızın büyük desteğiyle güzel düzenlemeler yaptı. Her yerde 'bizim Fatma anamız geldi" diyorlar, başka bir şey demiyorlar."

'O BİZİM TEK ÇİÇEĞİMİZ'
Aynı soruya Zafer Çağlayan'ın yanıtı ise şöyle oldu: "Böyle bir sorunun cevabı olmaz heralde. Ama benim Fatma bacım var ona ben 'Fato' diyorum. Bir marka bir isim. Saolsun daha önceki bakan Güldal Hanım da önemli hizmetler yaptı. Tek başına yetiyor zaten. 25 bakan var bakanlar kurulunda o bizim tek çiçeğimiz. Yapmış oldukları yetiyor zaten. Arkasında büyük bir destek var bir kere sayın Başbakanımız var arkasında. Onun için öyle bir ihtimal düşünmeye gerek yok. Olsaydı ne olurdu? Valla bilmiyorum."