AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisince Niğde Hükümet Konağı önünde düzenlenen mitingde halka seslendi.

AK Parti iktidarının yaptıkları hizmetleri anlatarak, ''Biz laf üretmiyoruz. Biz iş üretiyoruz. Biz hizmet üretiyoruz. Biz teknoloji, bilgi üretiyoruz'' diyen Erdoğan, Biz eserlerimizle, hizmetlerimizle, inşa ettiğimiz yollarla, hastanelerle, okullarla, üniversitelerle konuşuyoruz'' ifadelelirini kullandı.

Erdoğan, ''Aslında, biz eserlerimizi anlatmıyoruz; eser, müessiri zaten anlatıyor, eserlerimiz bizi anlatıyor. Şu yollar, şu hastaneler, üniversiteler, okullar, gözlerinden umut fışkıran çocuklar bizi anlatıyor. Değişen, dönüşen, kalkınan, uluslararası itibarı artan Türkiye, aslında bizi anlatıyor'' diye konuştu.

''Sayın Bahçeliye sorun bakalım'' sözleri üzerine meydandakilerin ''yuh'' çekmesi üzerine Başbakan Erdoğan, ''İnanın yuhalamaya gerek yok, asıl yuhu 12 Haziranda sandıkta ortaya koyacaksınız'' dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''Sorun Bahçeli'ye, ANKA ne demek, MİLGEM ne demek, ATAK ne demek? Sayın Kılıçdaroğlu'na sorun bakalım, sorun, sorun, duble yol ne demek, hızlı tren ne demek, hastanelerin birleşmesi ne demek? Bilmezler, çünkü böyle bir muhayyile yok. Böyle bir vizyon yok. Bunlar yapmayı bilmez, yıkmayı bilir, bozmayı bilir. İşte SSK?da 8 yıl genel müdürlük yapmadı mı? SSK'da Genel Müdürlük yaptığı zamanlarda 90'lı yılları bir hatırlayın bakalım. Hastanelerde doktor muayenesinde ne çileler çekiyorduk. Anamızı ağlattılar değil mi? İlaçlarımızı alabiliyor muyduk? Reçeteyi uzat, ilacın ikisi var ikisi yok, biri var, üçü yok. Peki şimdi istediğin hastaneye gidebiliyor musun? İlacını alabiliyor musun?

Yıllar önce Tokat'a giderken trafik kazası geçirdim Gerede'de ve bizi önce Gerede'ye götürdüler. Bize bakacak doktor yok. Yanımıza bir hemşire bile veremediler o zaman... 5 arkadaşız, hepimiz kan revan içindeyiz, büyük bir kaza, ölümden döndük. Çok ilginçtir Gerede'den en sağlam olan arkadaşımızın eline serumları tutuşturdular bizi de üst üste paketlediler. Oradan Bolu'ya. Bolu'ya götürdüklerinde, ilk hastane sordu, hayal mayal duyuyoruz, 'sigorta mı emekli sandığı mı?' Meğer bizi devlet hastanesine götürmüşler. SSK'lı deyince 'alamayız' dediler oradan SSK Hastanesine götürdüler. Şimdi böyle bir ayrım var mı? Hastanelerin hepsini biz birleştirdik. Bu Bay Kemal ve partisi, bu birleşmeye de karşı çıktı. Ama biz hepsini birleştirdik. Özele dedik ki 'senden de hizmet alırız.' Benim vatandaşım istediği hastaneye gidiyor mu? Devletine de özeline de. İlaçlarını rahat alıyor. İşte insana değer vermek bu. İnsana önem vermek bu. Çıkıyor konuşuyor televizyonlarda, Kılıçdaroğlu konuşuyor, 'insan bunun neresinde' diyor. Çıkıyor, 2,5 yaşındaki bir yavruyu istismar ediyor duruyor. Bu yavruyu istismar etmekten artık bıkmadın mı? Yani oranın belediyesi de CHP'li... Senin CHP'li belediyen ne iş yapar? Sen bu çocuğun durumunu biliyorsaydın sen yardımcı olsaydın, bize haber verseydin. Haberimiz olmamış olabilir. Bunu gören zat, kendi döneminde ölülerimizi rehin alıyorlardı. Sen neyi konuşuyorsun? Sen önce haddini bil. Siz bu ülkede insana değer vermediniz.''

'BOYNUZ KULAĞI GEÇMİŞ'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, vatandaşa ''bana bir 500 gün verin, bütün vaatlerimi yerine getireceğim'' dediğini anımsatan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tanıdık geldi mi bu söz size? Hatırlıyor musunuz? Hatırlıyorsunuz... Şimdi bu da ezber yapıyor, dersini maşallah iyi öğreniyor... Dün çıktı, 500 günü 4 aya indirdi... 'Verdiğimiz sözleri yerine getirmezsem, ilk 4 ay içinde siyaseti de genel başkanlığı da bırakacağım'' diyor. 500 gün indi 4 aya, yani 120 güne... Maşallah, boynuz kulağı geçti. Talebe, hocasını aştı...

Seçime daha 17 gün var. Ben inanıyorum ki bu süreyi CHP Genel Başkanı 30 dakikaya kadar indirebilir. Dilin kemiği yok. Hele Sayın Kılıçdaroğlu'nda hiç yok. Nasıl olsa çark etme rekoru 30 dakika. Sayın Kılıçdaroğlu, televizyon programında ne diyor, 'YÖK'ü kaldıracağım.' 30 dakika sonra ne diyor, 'bedelli askerlikten alacağım parayı YÖK'e aktaracağım.' Bu nasıl iş? Az önce YÖK'ü kaldırmıştın. 30 dakika sonra gelen parayı oraya aktarıyorsun. Olmayan bir şeye para aktarılır mı. Ama Kılıçdaroğlu aktarır. Niye? Omurga yok, kemik yok, hiçbir şey yok. Bak, Antalya orada duruyor. Antalya?da 2009 seçimlerinde aklınıza ne gelirse vaat ettiniz. Elektrik bedava, su bedava, hava bedava, süt bedava, maaş, sigorta bedava... Antalyalı bedava yaşayacak... Ne oldu? Bol keseden atıp tutan o Belediye Başkanı, şimdi 'elimde sihirli değnek yok' dedi, kenara çekildi. İşte CHP budur. Bu, bir CHP klasiğidir. CHP, ne zaman iktidarın ucundan tuttuysa, ülkenin dolu hazinesini boşaltmıştır. Benim kamyoncu kardeşim bilir. Bu CHP de MHP de beşinci viteste giden arabayı, her seferinde geri vitese takmış, şanzımanı dağıtmış.''

'CHP, BDP İLE KOL KOLA MİTİNG YAPTI'
Başbakan Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun Hakkari mitingine de değinerek, ''BDP'lilerle kol kola miting yaptığını'' söyledi. ''Karşısındakiler CHP'liler değildi, Hakkari'den zaten aldığı oy 157 tane'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Oraya BDP'lileri topladılar ve alanda bir tane Türk Bayrağı yok. Çünkü, anlaşma öyle. Eğer Türk Bayrağı olsa BDP'lileri oraya getiremez. Çünkü, BDP'lilerin ve bağlantılı olduklarının, bizim bayrağımıza karşı ciddi bir alerjisi var. Belediyelerinde bile neyi tartışıyorlar? Türk Bayrağı olsun mu olmasın mı? Yani ellerinden gelse koymayacaklar. Biz ise yola çıkarken ne demiştik, 'tek millet' demiştik. Türküyle, Kürtüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Romanıyla, Abhazasıysa tek milletiz. Ve biz yaratılanı yaratandan ötürü severiz, bizim farkımız bu.

Arkadan ne dedik, 'tek bayrak'. Bizim bayrağımızın rengi niye kırmızı? Şehidimizin kanı. Hilal, bağımsızlığımızın sembolü, yıldız şehidimizin ifadesi. Onunu için tek bayrak. Biz ne demişiz; 'bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.' onun için de ne demişiz; '780 kilometrekareyle tek vatan' demişiz.

Bitmedi, 'tek devlet' demişiz. Çıkmış dün o BDP'nin başkanı, eş başkanı, neyse, onlarda başkan çok. Artık takip edemiyoruz. Diyor ki benim için, 'tek din' dedi diyor. Benim için diyor ki 'tek dilli.' Ben ne 'tek dil' dedim, ne tek din' dedim. Hiçbir yerde benim böyle bir ifadem yok. Çünkü onlar yalan makinesi. Yok. Bir defa tam aksine Afyon'dan yola çıkarken şunu da söyledik: Biz etnik milliyetçiliğe karşıyız. Yani onların yaptığı gibi bizde Türk milliyetçiliği yok, bizde Türk milliyetçiliği de yok. Bizde ne var? Tek millet. 74 milyonu biz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı çatısı altında kucaklıyoruz. Bizim farkımız bu.

Biz de bölgesel milliyetçilik de yok. Batı ayrı, Doğu ayrı, Kuzey ayrı, Güney ayrı. Hayır. 780 bin kilometrekare ile tek vatan, ayrı olamaz.

Biz, dinsel milletçiliğe de karşıyız. Bu ülkenin yüzde 99 Müslüman ama Müslüman olmayanlar da bizim güvencemiz altında. Bu ülkede gidip Musevi Hahambaşını ilk ziyaret eden Başbakan benim, hepsini hakkını savunan benim. Bizde mezhep ayrımcılığı da yok. Biz ne diyoruz; 'inancına güvenen inanç hürriyetinden korkmaz. Düşüncesine güvenen düşünce hürriyetinden korkmaz.' Bizde böyle bir dert yok.''