Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Polis Akademisi Güvenlik Birimleri Fakültesi'nin 2012-2013 Eğitim-Öğretim yılı mezuniyet töreninde konuştu.

Başbakan Erdoğan, Gezi Parkı eylemleri sırasında yaptığı müdahale tartışmalara yol açan polislere yine destek verdi.

Olaylar sırasında polisin demokrasi dışında bir tavır sergilemediğini savunan Erdoğan, "Hukukun içinde kalarak görevini başarıyla yerine getirmiştir. Çok önemli demokrasi testinden başarıyla geçmiştir. Adeta bir kahramanlık destanı yazmıştır" ifadelerini kullandı.

Genç polislere seslenen Erdoğan, şunları söyledi:

"Böyle zorlu bir coğrafyada, Türkiye'nin güvenliğinden asla taviz veremeyiz. Ancak geçmişte yaşandığı gibi güvenliği bahane ederek hukukun çiğnenmesine, demokrasinin duraklamasına, özgürlüklerin kısıtlanmasına da asla imkan tanıyamayız.

'ÖZGÜRLÜKLERİ GENİŞLETEREK BU SEVİYEYE GELDİK'
30 yıldır devam eden terör sorununu artık çözüm aşamasına getirdik. Bu aşamaya, bu umut verici noktaya sadece güvenlik tedbirlerini artırarak değil, güvenlik ve özgürlük dengesini samimi şekilde gözeterek ulaştık. Daha çok yasaklayarak değil, daha çok kısıtlayarak değil, daha çok görmezlikten gelerek değil, tam tersine özgürlükleri genişleterek, yolları açarak, gönülleri kazanarak bu güzel seviyeye gelebildik.

'GÜVENLİKÇİ POLİTİKA'YA GERİ DÖNEMEYİZ'
Türkiye'de güvenliğin, özgürlüklerin ve demokrasinin önüne geçtiği dönemler, inşallah geri gelmeyecek. Hiçbir sabotaj, hiç bir tahrik, hiçbir tuzak Türkiye'yi güvenlikçi politikaların egemen olduğu günlere geri döndüremez ve döndüremeyecek.

'POLİS KAHRAMANLIK DESTANI YAZDI'
Gezi Parkı eylemleri polisimize karşı tertipli bir kampanyaya dönüştürüldü. Polisimiz hedef alındı. Ulusal, uluslararası medyanın hedefinde polis oldu. Polisimiz demokrasinin dışına çıkacak bir tavrın içinde olmadı. Hukukun içinde kalarak görevini başarıyla yerine getirmiştir. Polisimiz çok önemli demokrasi testinden başarıyla geçmiştir. Polisimiz bir başka ülkede yaşansa tahammül edilmeyecek saldırıya karşı koymuştur. Polisimiz adeta bir kahramanlık destanı yazmıştır. 48 saat görevini aç-susuz sürdürebilmek, sadece bizim polisimizin yapabileceği bir şeydir.

'KİMSE POLİSİMİZE KÜFREDEMEZ'
Demokrasinin standartlarını yükselten, bu kadar reform yapan bir hükümetin Başbakanı olarak şunu bütün kalbimle, bütün samimiyetimle ifade ediyorum: Biz 'işkenceye sıfır tolerans' diyen bir hükümetiz. Biz polisimizin olaylara müdahale, gözaltı, sorgulama kurallarını değiştiren demokratikleştiren bir hükümetiz. Polisimiz hata yaptığında bunu zaten açık yüreklilikle söyler, gereğini de yaparız. Ancak hiç kimsenin, kim olursa olsun; ister milletvekili ister birileri, bizim polisimize küfretmeye hakaret etmeye hakkı yoktur.

'SOĞUKKANLI DAVRANDI'
Olaylar başladığı andan itibaren, polisimiz, son derece sabırlı, itidalli, tahammüllü davrandı. Her türlü medyayı, her türlü sosyal medya aracını kullanarak polisimize çok ağır saldırılar yapılmasına rağmen polisimiz soğukkanlılıktan asla taviz vermedi. Bir partinin milletvekili kameraların önünde polisimize çok ağır ifadeler kullanırken bile, polisimiz, vakarından ağırbaşlılığından asla geri adım atmadı.

'ÖNCE MÜKTESABATI OKUSUNLAR'
Polisimize hakaret edenler Yunanistan'ı görmüyor mu, Almanya'yı görmüyor mu, İngiltere'yi görmüyor mu, Fransa'yı görmüyormu? Bizim polisimizin yapmadıkları orada çok çok aşırı derecede fazlasıyla yapılıyor.

Bizim polisimiz kurşun yiyor, bunun karşılığında su sıkıyor, biber gazı sıkıyor. Avrupa Birliği müktesebatına bakarlarsa orada bunun polisin en doğal hakkı olduğunu görürler. Bize Avrupa Birliği Parlamentosu ders verirken önce müktesebatın içeriğini okusun.

'TABLO TERSİYDİ'
Bu son olaylarda polisimiz, gerçekten kendisini bir başka ispat etmiştir. Haftalardır farklı yöntemlerle, farklı araçlarla, polisin, göstericilere şiddet uyguladığı iddia ediliyor. Göstericiler masum, sakin, çevre gönüllüsü, ağaç sevdalısı, çiçek, böcek, karanfil çocukları olarak gösterilirken, polisimiz şiddet yanlısı gösterilmek istendi. Oysa tablo bunun tam tersiydi. Polise şiddeti önümüzdeki günlerde görüntüleri ile paylaşacağız.

'KURAL DIŞINA ÇIKARSA GEREKEN YAPILIR'
Türkiye'nin polisi konusunda, uluslararası medya kuruluşları, onların Türkiye'deki uzantıları ya da bazı parlamentolar değil, sadece millet takdirde bulunur. İster bu süreçte olsun, isterse başka herhangi bir zaman, kural dışına çıkan polisimiz olursa elbette bunun idari, hukuki olarak gereği neyse yapılmıştır, yapılacaktır.

'ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM'
Polisimizi uluslararası ya da ulusal medyaya, Türkiye'nin hasmı çevrelere asla yıprattırmayacağız. Ben ve hükümetim, polisimizi gönülden tebrik ediyoruz. Her kademedeki polis kardeşlerime haftalardır devam eden olaylarda, fedakarlıkla, vatanseverlikle mücadele verdikleri için şahsım, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum."