Uluslararası İstanbul Kadın Buluşması'nın açılış konuşmasını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yaptı.

Erdoğan konuşurken bir grup kadın pankart açarak protesto gösterisinde bulundu.

Başbakan'ın açılış konuşmasında öne çıkan bölümler ise şöyle:

''Maddi imkanı olmadığı bahanesiyle kızlarını okula gönderemeyen ailelere maddi destek sağladık, sağlamaya da devam ediyoruz, durmadık. Okuma yazma kurslarıyla, kampanyalarla kadınları okula, eğitime kazanırdık. Erkeklerde de kadınlarda da okuma yazma oranını yüzde 100'e çıkarmanın mücadelesi içindeyiz. Buna rağmen, bizim bu mücadelemize rağmen, hem de çağdaşlık adına, hem de modernlik adına, hem de bazen bizzat kadınlar tarafından genç kızların giyim şekline bakarak okullardan uzaklaştırılması ne eşitlikle, ne insaniyetle, ne de vicdanla bağdaşmaz.

Geçen günlerde 'Başörtülü bayanların, başı açık olan bayanların mücadelesinde gösterdikleri tavrı, başı açık bayanların başı örtülü bayanlar için de göstermelerini bekliyorum' demiştim. Bunu gösterenler var. Onları istisna olarak ayrıca da alkışlıyorum. Ama istiyorum ki bu çok geniş tabanlı olsun. Ortak payda belli, kadınlarımızın hakları. Bu ortak paydada her zaman buluşmaları gerekir. Bir alanda ayrımcılığı reddedeceksiniz, başka bir alanda ayrımcılığın bizzat mimarı olacaksınız. Biz bu konuda da bu en temel insan hakkı, eğitim hakkı alanında da suskunluğu, tereddütü, çekimserliği esasen anlamsız buluyoruz. Kadın hakları için mücadelenin, ideolojilerden arındırılması, siyaset ve ideolojiler üstü bir yapıya kavuşması, hareketin önünü daha da açacaktır. Aksi bir durum, ayrımcılığı gidermek için samimi bir niyetle yola çıkanların, başka ayrımcılıklara takılmasını kaçınılmaz kılacaktır.

Elbette yeryüzünün bugün arz ettiği manzara, arzuladığımız, özlediğimiz bir manzara değil. Ama, eski halin artık muhal olduğunu, geriye gidilmeyeceğini, kazanımların kaybolmayacağını, tersine yeni kazanımların elde edileceğini biliyor, buna inanıyor, buna ilişkin güçlü bir umut taşıyoruz. Bilginin ve onunla birlikte haberin çok hızlı yayıldığı bir çağdayız. Dünyanın neresinde olursa olsun, insanlar, artık sahip olduklarını ve olmadıklarını kıyaslama imkanına kavuştular. Başkalarının sahip olduğu hakları görenler, bu hakların neden kendilerinde olmadığını sorgulamaya başladılar. Demokrasi mücadelesi, hak mücadelesi, eşitlik mücadelesi yerel olmaktan çıktı ve artık küresel bir boyut kazandı. Hak ve özgürlükler bugünün dünyasında hiç kimsenin tekelinde değildir. Hak ve özgürlükler, temel insani ihtiyaçlar, belli bir kesimin imtiyazı gibi belli bir kesimin hayali gibi değerlendirilemez.


'Batının sahip olduğu haklardan doğu mahrum kalmasın', 'Kuzeyin sahip olduğu imkanlara güney gıptayla bakmasın', 'Demokrasi, insanca yaşam şartları, belli ülkelerin, belli bölgelerin imtiyazı olmasın, bütün insanlığın ortak değeri olsun...' Bakınız... Bizim, kadınların sorunlarına yaklaşımımızdaki temel hareket noktası da işte bu ilkelerdir. Biz, insanı sadece ve sadece insan olarak görüyoruz. Yani homoekonomikus anlayışıyla insana bakmıyoruz. İnsanı, tüm fiziki, cinsi, sosyal, ekonomik, psikolojik vasıflarının daha da ötesinde, dilinden, inancından, renginden, etnik kökeninden tamamen bağımsız olarak, bir can olarak, yaradılmışların da en kutsalı olarak görüyoruz. İşte onun için, büyük Türk ozanı Yunus Emre'nin söylediği gibi söylüyor, yaratılanı yaradandan ötürü seviyoruz. Biz, kadın ile erkeğin temel haklara sahip olmasını, haklar noktasında kesinlikle eşit olmasını, demokrasinin, çağdaşlığın bir gereği olmanın çok ötesinde, bir insanlık meselesi olarak görüyoruz ve bunu böyle görmek zorunda olduğumuzu her zaman her yerde söylüyoruz.

İnsan hakları mücadelesi yerel olamaz, yerele sıkışıp kalamaz. İnsan nasıl evreni kuşatan bir varlıksa, insanın hak mücadelesi de evreni kuşatan, evrenin her köşesini ilgilendiren, evrensel bir mücadele olmak zorundadır. Kadın hakları meselesi sadece kadınların meselesi değil, insana değer veren herkesin meselesidir. Biz kadınların her alanda rolünü, statüsünü geliştirmesi, önemli misyonlar yüklenmesinin gerekliliğini düşündük ve uygulamaya koyduk. Açık yüreklilikle söylüyorum, bütün samimiyetimle ifade ediyorum; dünyanın tüm meselelerine, evet, mutlaka ve mutlaka kadın eli değmelidir. Ama kadın eli, dünyanın tüm meselelerinden daha önce kendi meselelerine el uzatmalı, önce kendi hak mücadelesi önündeki engelleri aşmalı, önce kendi mücadelesinde özellikle hanım kardeşlerimizin güç birliği yapması gereğine inanıyoruz.''