Güney Afrika’da yeni bulunan hominid türü, hem insansı maymunların, hem de insanın ilk atalarının bazı özelliklerini taşıyor.

Güney Afrika’da bir mağarada bulunan ve şimdiye kadar tanımlanmamış iki insansı (hominid) fosilinin, kendi türümüz olan Homo sapiens’in evrimine ışık tuttuğu açıklandı. Keşfi yapan bilimcilerin Science dergisinde yayımladıkları bulgulara göre Australopithecus sediba adı verilen tür, soyumuz olan Homo cinsinin (genus) ilk türleriyle bazı ortak özellikler taşıyan, iki ayakla dik yürüme becerisine sahip.

Witwatersrand Üniversitesi (Güney Afrika) Yer Bilimleri Fakültesi ve İnsan Evrimi Enstitüsü araştırmacılarından Lee Berger yönetimindeki uluslararası bir ekipçe bulunan fosiller, türe ait neredeyse tam bir iskelet oluşturuyor.

Malapa Mağaraları diye adlandırılan çoğu çökmüş mağaraların birinin dibindeki taşlaşmış tortullardan ayıklanan kemikler, 20’li yıllarının sonlarında ya da 30’larının başında bir dişiyle, 13 yaşlarında olduğu sanılan ergen bir erkeğe ait. Fosillerin boyutlarından araştırmacılar hem dişinin hem de genç erkeğin 1,27 m boyunda oldukları sonucunu çıkarıyorlar.

Aynı mağara çukurunda en az 25 hayvana ait yüzlerce kemik fosiline de rastlanmış. Bunlar arasında kama dişli kediler, bir yaban kedisi, bir sırtlan, bir yabani köpek, antiloplar ve bir ata ait olanlar da bulunuyor. Araştırmacılara göre insansı fosilleri içine düştüğünde, çukurun 30-50 metre derinliğindeydi.

Öteki hayvan fosillerinin çeşidi ve sayısı da, büyük olasılıkla içi su dolu olan çukurun, susamış hayvanlar için bir ölüm tuzağı olduğuna işaret ediyor. İnsansı fosillerinin iyi korunmuş olması, araştırmacılarca çukurun dibinin leş yiyicilerin eriminin dışında olmasına bağlanıyor.

DİŞLERİ KÜÇÜK, BACAKLARI UZUN
Tortul katmanları ve kemikler üzerinde yapılan araştırmalar, kemiklerin sahiplerinin günümüzden 1,95 ile 1,78 milyon tarihleri arasındaki bir zamanda yaşadığını gösteriyor. İskeletlerdeki uzun kol kemikleri, geniş yüzeyli eklemler, kol ve bacakların ilkel görünümü, (küçük baş ve beyin kabı), küçük boy uzunluğu, türü Australopithecus cinsine dahil ediyor.

Bilimcileri asıl heyecanlandıransa, bulunan kafatasındaki dişlerin küçüklüğü ve dik yürümeye uyarlanmış leğen (kalça) kemikleriyle bir insan gibi yürümeye, hatta belki de koşmaya olanak sağlayan uzun bacaklar. Bunlar Homo cinsinin ilk türlerinde görülen özellikler.

Antropologlar, türün güney Afrikalı insansımaymun (Australopithecus africanus) ile insan soyunun ilk atalarından olan Homo habilis arasında bir geçiş formu adayı, hatta belki de Homo erectus türünün doğrudan atası olabileceği düşüncesinde.

Lee Berger, keşfin önemini “Bu fosiller bize insan evriminin yen bir bölümüne olağanüstü ayrıntılı bir bakış sağlıyor ve hominidlerin ağaca bağlı bir yaşamdan , toprak üzerinde yaşama kararlı bir geçiş yaptığı o kritik döneme bir pencere açıyor” sözleriyle dile getiriyor. Öteki araştırmacılara göre de Australopithecus sediba fosilleri, hem ağaç yaşamına hem de yerdeki yaşama uyumu gösteren özelliklerin bir mozayiğini oluşturuyor.

Bu tür de çok daha önce bulunan ve Australopithecus afarensis (Etiyopya’daki Afar bölgesinde bulunduğu için) türünün ünlü temsilcisi Lucy’nin fosilleri ile yakın özelliklere sahip. Ancak, Lucy, yeni keşfedilen kalıntıların sahiplerinden yaklaşık 1 milyon yıl önce yaşamış.

Bu da ilk hominidlerden Homo cinsine geçişin çok yavaş aşamalarla gerçekleştiğinin ve önce Homo-benzeri değişik türlerin ilk gerçek atalarımızdan önce sahne aldıklarının bir göstergesi.

Güney Afrika'daki bir mağarada bulunan iki iskelet parçası, insan öncesi döneme ait bir türü temsil ediyor. Bu fosillerin insan evrimine yeni bir ışık tutabileceği belirtiliyor.