HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Yüksekdağ, HDP olarak bir süredir il ve ilçe kongrelerini gerçekleştirdiklerini belirtti. HDP'nin "ateş altındaki yürüyüşünün" devam ettiğini söyleyen Yüksekdağ, "baskılara, gözaltılara inat" il kongrelerini yapan örgütleri kutladı.

HDP'yi oluşturan çoğul yapının biat etmeyenlerden oluştuğunu, AKP'nin biat etmeyenlere aralıksız baskı, gözaltı ve kıyım operasyonları sürdürdüğünü iddia eden Yüksekdağ, "Temmuz ayından bu yana ablukalar kesintisiz biçimde sürdürülüyor. Kamu düzeni sağlama adı altında tam anlamıyla kamu yıkımı gerçekleştirdi bu siyasi iktidar. Bu yıkım operasyonları yetmedi halkın yaşam alanlarına, kültürüne el koyma operasyonlarıyla bu tavrını sürdürüyor" diye konuştu.

Hükümetin, asayişi sağladığını açıkladığı Silopi'de sokağa çıkma yasaklarının tekrar başladığını dile getiren Yüksekdağ, "Demek ki yıkımla, sıkı yönetimle sorun çözülmüyor, çözülemiyor. Bugün Türkiye'nin yarısını darbe hukukuyla yönetiyorlar. Hiçbir meşruiyet bağlantısı bırakmadılar. Çatışmaların bitmesine rağmen Silopi'de sokağa çıkma yasağı ilan ettiler. Sözde bu operasyonlar halkı korumak için gerçekleştiriliyor. Bu süre içinde yaşanan sivil ölümlerin hesabını bu iktidar hala vermedi. Sur'daki cenazeler hala çıkarılamıyor. Bizden susmamızı, bu zulmü onaylamamızı bekliyorlar. Asla... O ilçelerde yaşayan halkın tek günahı biat etmemekti, Kürt kimliğini onurlu bir şekilde taşımaktı. Kamulaştırma adı altında el koyma kararları kamulaştırma değil askerileştirme siyaseti uygulanıyor" ifadelerini kullandı.

Torba Yasa Tasarısına da değinen Yüksekdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Torba Yasa'nın içerisindeki bir madde aldıkları acil kamulaştırma kararını, mahkemeye götürme hakkını dahi gaspetmeyi içeriyor. Bu yasa onaylandığı takdirde, değil Sur'u akıllarına esen her yeri istedikleri gibi gaspedecekler. Bunun için torba yasalarla karşınıza çıkıp gaspettikleri hakları o çuvallara doldurup, karanlığa gömmeye çalışıyorlar. El koyma yasalarına karşı hep birlikte direnmeliyiz ve direneceğiz.

Sur'da halkın yaşam alanına el koymaya çalışanlar, Maraş'ta, Sivas'ta da aynısına yapmaya çalışıyorlar. Mültecilere kamp yapma adı altında Alevi vatandaşların yaşadığı bölgeye el koydular. Maraş katliamını yaşamış halk, haklı olarak, çetelerin yaşam alanı bulabileceği o kampın yapılmasını istemiyor. Kamp adı altında paramiliter güçlerin oraya yerleşmesinin önünü açmaya çalışıyorlar. Biz onlara sormadan mücadele etmeliyiz. Bu işgal kültürüne karşı, her yerde birleşik bir biçimde mücadele etmeliyiz. Bizleri vatandaşlıktan çıkarmakla tehdit ediyorlar. Söyledik, yine söylüyoruz, Allah bizi insanlıktan çıkmaktan korusun, siz insanlıktan çıkmışsınız. Bizleri vatandaşlıktan çıkarmakla tehdit etseniz bile bu tehdidin bizim gözümüzde 5 paralık değeri yoktur. "

"MİLLİ GELİRDEKİ KAYIP 120 MİLYAR DOLAR"

Yüksekdağ, Hükümetin mülteci sorununu çözmek istemesi halinde HDP olarak destek vermeye hazır olduklarını belirterek, sorunu çözmenin tek yolunun Suriye'deki savaşın durdurulması olduğunu savundu.

Savaş diliyle atılan her adımın, halkın yaşamını olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Yüksekdağ, "AKP ve saray iktidarı savaşa ve sermayeye yaptıkları yatırımla bu ülkenin milli gelirinde kara delikler oluşturdular. Milli gelirdeki kayıp 120 milyar dolar. Savaşı, şiddeti kışkırtarak bu halkın cebinden 120 milyar doları çaldılar. Sadece 120 milyar dolar kayıpla bu ülkede işçinin maaşına bin lira zam yapılabilirdi. Ama '300 liralık zamla idare edin' dediler. 11 milyon insanı siyasi şantajla sosyal yardımlara muhtaç hale getirdiler. 3,5 milyon insan borcunu kredi kartı ile ödüyor. Bu borçlarla Türkiye halklarını felç etmiş durumdalar" görüşünü savundu.

Karaman'daki cinsel istismar olayına ilişkin de Yüksekdağ, bu konunun insani bir olay olduğunu, üstünün kapatılmasının mümkün olmayacağını, HDP olarak konunun yakın takipçisi olacaklarını aktardı.

Yüksekdağ, Vodafone Arena İnönü Spor Kompleksi'nin açılışı sırasında yaşananları da eleştirerek, "Boş statta kendi aralarında top çevirenler, dostlar alışverişte görsün diyenler bu gösterilerle Türkiye halklarını kandıramazlar. O stadlar da kentler de sokaklar da halka aittir. Stadın gerçek açılışında gezi ruhuyla faşizme karşı tutum alan Beşiktaş taraftarını selamlıyorum. Gaza, suya inat trübün, faşizme teslim olmayacak" dedi.

"ACELELERİ VAR"

TBMM'de bulunan dokunulmazlık fezlekelerine ilişkin AK Parti'nin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın acelesi olduğunu iddia eden Yüksekdağ, şu ifadeleri kullandı:

"Cumhurbaşkanı 'Benim zamanım az, sizin vekilliğinizin bitmesini mi bekleyeceğim yaa' diyerek bizi tehdit etti. Özellikle saraydakinin acelesi var. Ama bizlerin de kaybedecek zamanı yok. Onlara verilecek hiçbir hakkımız, yaşam alanımız, hiçbir tavizimiz yok. Hani diyor ya, 'Ya baş eğeceksiniz, ya baş vereceksiniz' Bizim baş verdiğimiz doğrudur ama tarih de biliyor hiç baş eğmedik. Cumhurbaşkanı çıkıp her gün bizi tehdit ediyor. Nedir bu nefret, nedir bu hazımsızlık Açıklama yapmadığı hiçbir konu yok, sadece Ensar Vakfı hakkında açıklama yapmadı. Bize her baktıklarında ödleri kopuyor. Yine yenileceksiniz. Hak ettiğiniz yerde değilsiniz ve bu hak etmediğiniz yerden gideceksiniz. Baskılarla çeşitli operasyonlarla yolumuzdan çıkarmaya çalıştınız. Ama hala buradayız. Milletvekili dokunulmazlığını biz senden mi aldık. Bize bu vekaleti halklarımızın oyları verdi. Bu yasama dokunulmazlığını nasıl bir mücadele vererek devraldıysak dayandığımız güce, verdiğimiz sözle savunacağız. Bundan emin olun."