Ergenekon davasının 57. duruşmasında tutuklu sanıklardan Hüseyin Görüm savunmasını tamamladı. Görüm, silahla oynarken arkadaşını kazayla vurup öldürmesi nedeniyle 1981 yılında Paşakapısı Cezaevi'nde yattığını belirtti. Kendisine 'imam' lakabının takıldığını ancak imam hatip okumadığını belirten Görüm, cezaevinden çıkınca evlenip 3 çocuk sahibi olduğunu ve taksicilik yaptığını söyledi.

Ağabeyi Yusuf Görüm'ün 'Nihat' adlı bir arkadaşının 2001 yılında kendisine gelerek vatansever insanların bir araya geldiği bir oluşumda yer almak isteyip istemediğini sorduğunu anlatan Görüm, "Ulusal Güç Birliği Yeniden Kuvayi Milliye" adlı bu oluşuma bu şekilde dahil olduğunu ve kendisine İstanbul teşkilatını kurma görevinin verildiğini ifade etti.

Hüseyin Görüm, Ankara'da bu oluşumun başındaki Arif İskender Könder'in de bulunduğu kişilerle görüştüğünü, bu kişilerin kendisine oluşum hakkında bilgi ve kırmızı bir kitapçık verdiklerini, bu kitapçıkta beğendiği fikirlerin bulunduğunu söyledi. Görüm, İstanbul'a geldiğinde bu oluşumu çevresine, arkadaşlarına anlatmaya başladığını ve oluşuma katılmaya davet ettiğini, daha sonra Ankara'da ATO'da düzenlenen toplantıya çağrıldığını, bu mahkemedeki sanıklar tarafından dile getirilen ''Bugünün Düyun-u Umumiyesi, Sevr'' gibi konulardan bahsedildiğini anlattı.

DURUŞMADA KUR'AN OKUDU
"Az sonra Kur'an-ı Kerim konuşacak, ama önce bir şu cürufları atayım" diyen Görüm, konuşması sırasında zaman zaman Kur'an-ı Kerim'den sureler okudu. Küçük bir Kur'an-ı Kerim çıkarması ve bunu kürsüde bırakması üzerine Görüm, Mahkeme Başkanı Köksal Şengün tarafından bunu cebine alması konusunda uyarıldı.

Görüm, Arif İskender Könder'in birlikten ayrıldığını öğrendiğini, bunun kafasını kurcaladığını belirterek, daha sonra oluşumu kuran isimlerin kendi aralarında birbirlerine düştüğünü öğrendiğini ileri sürdü.

TÜZÜĞE EKLENEN MADDE
Daha sonra aynı ekibin oluşumun adını ''Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi'' olarak değiştirdiğini öğrendiğini ve buna davet edildiğini anlatan Görüm, bu oluşumun tüzüğünü okuduğunu, beğendiğini, tüzüğe, ''Mukavemet güç birlikleri kurulur'' diye de bir madde konulduğunu gördüğünü söyledi.

HEPSİNİ KANDIRDIM SAYILIR
Hüseyin Görüm, oluşumun Genel Başkanı'nın Erdal Ünal olduğunu, bu oluşum içinde çalışmaya ve oluşumu çevresine anlatmaya başladığını ifade ederek, ''Haklarını helal etsinler. Hepsini kandırdım sayılır'' diye konuştu.

Düzce teşkilatını da tanıdıklarına kurdurduğunu belirten Görüm, bunu yapmasını istediği kişiyi hatırlayamayınca, tutuklu sanıklardan, kardeşi Yasin Görüm'e dönerek, ''Yasin, neydi bacanağının adı'' diye sordu. Yasin Görüm'ün ''Ersin'' cevabını vermesi üzerine, Hüseyin Görüm, sözlerine devam etti.

ÖĞRETMENEVİ'NDEKİ HERKES 4 YILDIZ
İstanbul'da Vali Erol Çakır Öğretmenevi'nde Erdal Ünal'ın bir toplantı yaptığını, bu toplantıyı organize ettiğini anlatan Görüm, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Alpaslan Aslan'ı da orada gördük demişler. Yalan. Herkes 4 yıldız. Hava, Kara, Deniz, Jandarma hepsi onun içindeydi. Ben öyle biliyorum yani. Muzaffer Tekin Bey ve arkadaşları ile Fikri Baba da (Karadağ) geldi. Benim için babadır. Yine vatan millet söylemleri işte. O olacak bu olacak"

Kerem Topal'a oluşumun İstanbul İl Başkanlığının teklif edildiğini ve para istendiğini öğrendiğini anlatan Görüm, ''Bunlar vatansever falan değil sevgili Reisim. Ne vatanseveri ya, vatan satar bunlar. Demişler ki ben eroin tüccarıymışım. Bunu yapacak en son adam olarak kendimi biliyorum ama eroinci ne kadar iş yapmış adam varsa hepsini tanıyorum'' diye konuştu.



ALPARSLAN ARSLAN BİRAZ TAKIKTI
Bir gün televizyon seyrederken Alpaslan Arslan'ın Danıştay saldırısını yaptığını gördüğünü anlatan Görüm, "Baktım bizim Alpaslan, buradaki avukatlar alınmasın, Alpaslan Aslan avukat olarak çok dürüst, çok düz bir çocuktu. Biraz takıktı, ama çok dürüsttü. Sonra İbrahim Özcan aradı. 'Gördün mü? Gördüm tabii' dedim. Oraya gidip Alpaslan'ın cinayet işlemesi için uçması lazım'' dedi.

Alpaslan Arslan'ı tanıdığını ve kendisinin de ifadesine başvurulabileceğini Mehmet Fikri Karadağ'a söylediğini belirten Görüm, bir süre sonra gözaltına alındığını, Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde ilkokuldan itibaren tüm hayatını anlattığını bildirdi.

Hüseyin Görüm, Ankara'daki sorgusunda polislerin Muzaffer Tekin ile Zekeriya Öztürk'ün aleyhine ifade verdiğini söylediklerini iddia eden Görüm, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Muzaffer Tekin'in, 'Alparslan Arslan'ı, Hüseyin Görüm'ün yanında gördüm' diye söylediğini anlattılar. Yok öyle bir şey. 'Muzaffer Tekin kendini vurdu' dediler. 'Muzaffer Tekin kendini vurmaz. Böyle bir dava varsa onun da ismi geçmişse gider ifade verir. Muzaffer Tekin'i Kadıköy'de tanımayan yoktur. Alparslan Arslan'ın onu tanıması da gayet normaldir' dedim. Muzaffer Tekin, Alparslan Arslan'a git bu işi yap diyecek en son insandır dedim."

SIK SIK KONUDAN KOPTU
Savunması sırasında sık sık anlattığı konudan koparak başka şeylerden bahsetmeye başlayan Görüm'e nerede kaldığı, Mahkeme Başkanı Şengün tarafından hatırlatıldı. Dağınık konuştuğunun farkında olduğunu, ancak anlatacak çok şeyi bulunduğunu belirten Görüm, mahkeme heyetine yönelik olarak ''İddianamedeki gibi konudan konuya geçiyorum, ama iddianameyi çalıştınız, benim söylediklerimi de çalışır bir araya getirirsiniz'' dedi.

SALONDA GÜLÜŞMELER
Görüm'ün konuşmaları sırasında sık sık Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün'e ''Başkanım'' diye hitap ettikten sonra kendisine kızarak ''Allah'ım al bu sözü benim ağzımdan'' diye dua etmesi salonda gülüşmelere neden oldu. Salondaki diğer sanıklara yönelik olarak ''Sıkılıyorsunuz arkadaşlar ama çok doluyum. Hakkınızı helal eden. İnanın sizin için de iyi olacak'' diyen Görüm, yaşattıklarından dolayı ailesinden de özür diledi.

Danıştay saldırısı sanığı Alparslan Arslan'ın bir davada avukatlığını yaptığını, Ahmet Baydar'ı da kendisine Arslan'ın tanıştırdığını ileri süren Görüm, konuşması sırasında zaman zaman sesini yükseltmesi üzerine Mahkeme Başkanı Köksal Şengün tarafından, 'Bu şekilde bağırırsan sözünü kesmek zorunda kalacağım'' diye uyarıldı. ''Çok doluyum sevgili Reisim. Sigarayı da bıraktım. Sesim ondan çok çıkıyor. Özür dilerim'' diyen Görüm, Kuvayi Milliye Derneğinden eşyasının sokağa atıldığını, bu nedenle çok üzgün olduğunu anlattı.

'ÜZGÜNÜM' DEDİ VE AĞLADI
Görüm'ün bu sırada gözyaşlarını tutamadığı görüldü.

"İhsan Göktaş'la Kahraman Şahin, bizim herşeyimizi sokağa atmışlar. Biz onlara ne yaptık? Herşeyi ellerimizle yaptık. Ne yaptım? Allah'ın davasını anlattım. Allahım bağışla beni'' diye konuşan Görüm, duruşmada bir süre daha kendisini affetmesi için Allah'a dua ederek ağlamaya devam etti.

''İmam Hüseyin'' lakabına gönderme yaparak, ''Bu davanın hahamı var, papazı var. İmamı olmadan olur mu?'' diyen Görüm, Mahkeme Başkanı Şengün'e, ''Ben konuşurken pek not almadınız. Siz de biliyorsunuz. Siz de benim yerimde, burada olsanız, burada konuşan sanıkların aynısını konuşacaksınız'' dedi.

Kuvayi Milliye kelimesindeki ''kuvva''nın, ''birlik'' anlamına geldiğini söyleyen Görüm, ''Yani Kuvva'nın birliğidir. Tek bir başı vardır, o da yaradan Allah'tır. Kuvayi Milliyenin bu olması lazım. Bir olmak için olmalı'' şeklinde konuştu.

OKKIR KASA MASA DEĞİL
Görüm, Kuddusi Okkır'la ilişkilendirilen ve davada suçlanan kişilerin bir arada görüldüğü, basına da yansıyan fotoğraflara da değinerek, ''Kuddusi Okkır, hiç birini tanımazdı. Hepsiyle tanıştıran benim. Okkır, kasa-masa değildir. Okkır, iş adamı olduğu için İsmail Eksik bunu söylemiş. Okkır, aynı zamanda fotoğrafçıydı. O basına yansıyan ıvır zıvır fotoğrafların tamamını çeken arkadaştı'' diye konuştu.

BİNBAŞI ABDURRAHMAN ÖZ DE VARDI
Muzaffer Tekin ve Fikri Karadağ'la tanışmasının bir arkadaşı sayesinde olduğunu ifade eden Görüm, onlarla tanışmaya gittiğinde yanında Binbaşı Abdurrahman Öz'ün de bulunduğunu, ancak bunu polisteki ifadesinde söylemeyi unuttuğunu, ilk kez burada açıkladığını belirtti.