Daha önce Kenger, Yalnız Mor ve Roza’nın Gözleri romanlarıyla yerel motifleri işleyen Kemal Siyahhan, bu kez umutsuz bir aşkı, hayal ve gerçeğin iç içe geçtiği acımasız bir dünyayı betimliyor.

Erken ölen anne babanın ardından kendi başına hayatı öğrenmeye çalışan genç kız, masumca girdiği bir maceradan ötekine sürükleniyor.

''“Doğduğu andan itibaren çocuğa doktor, mühendis olacaksın diye kondurulur. Diş çıkarırken bana kondurdukları meslek büyülü kimyasallar satmaktı, insanları iyileştiren türden tabi. Eczacı olacağım düşüncesiyle yıllarım geçti, sonunda söyledikleri gibi de oldu. O kadar benimsemişim ki daha ilkokuldayken bile ne olacaksın diye soranlara hiç tereddüt etmeden eczacı diyebiliyordum…'' (Kitaptan)

Dilimi yutmuş gibi önüme bakıyorum, konuşamayacağımı anlayınca devam ediyor Duygu. “Dünyaya erken geldiği için içerleyip ağladı. Davetiyeyi alırken elleri titriyordu. O kadar aklı başında ve olgun yaklaştı ki şu an onun sarf ettiği kelimeleri telaffuz edemiyorum. Sadece şunu anladım, Mithat bekâr olsaydı bile seninle evlenmeyecekti, çünkü onu engelleyen yaş farkı. Ama yaşadığınız hiçbir şeyden pişmanlık duymamış.”

'Sanrı ve Gerçek' Sel Yayıncılık etiketiyle kitapçılarda.