İlişkili Haberler

Son dakika haberi! 

Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, A Haber'de gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları cevapladı.

Canikli, olası Afrin operasyonuna ilişkin bir soruya, "Bu operasyon gerçekleştirilecek, yapılacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi. Ama zamanı, saati tamamen harekatın gerekliliği çerçevesinde, harekatın en etkili, en başarılı şekilde yürütülmesiyle alakalı bir planlamanın bir parçası. Dolayısıyla o çerçevede şu anda gereği yapılıyor" dedi.

Harekatın zamanı konusunda bir şey söylemenin mümkün olmadığını vurgulayan Canikli, "Ama şunu söylemek ve altını çizmekte fayda var. Suriye'nin kuzeyindeki bütün terör hatların varlığı ortadan kaldırılacaktır. Bunun başka çaresi yok" ifadesini kullandı.

Bunun, teröre yönelik bir mücadele ve Türkiye'nin güvenliğini tehdit eden, çok ciddi bir risk ortaya çıkaran bir terör faaliyetinin bertaraf edilmesi olduğunun altını çizen Canikli, "Bunu hiçbir zaman unutmamak gerekiyor" diye konuştu.

''BU BİZİM EN DOĞAL HAKKIMIZDIR"

Terörle mücadelenin uluslararası hukuktan doğan bir hak olduğunu anımsatan Canikli, şöyle devam etti:

"Onu kullanıyoruz. Yine zaman zaman 'Başka ülkelerin yaklaşımları, tavır ve davranışları bu mücadaleyi etkiler mi?' gibi sorular ya da tartışmalar gündeme geliyor, değerlendirmeler söz konusu olabiliyor. Elbette etkilemez. Çünkü bu bizim en doğal hakkımızdır. Bu toprakların korunması, ülkeye yönelik terör saldırılarının ortadan kaldırılmasına yönelik mücadele bizim hakkımızdır, en doğal hakkımızdır."

Bu saldırı ve tehdidin reel olduğunu ifade eden Canikli, "Afaki, sanal bir tehdit unsuru değildir. Şu anda Suriye'nin kuzeyinden Türkiye'ye, ülkemize yönelik terör tehditi gerçek bir tehdittir, reel bir tehdittir ve büyük bir tehdittir" değerlendirmesinde bulundu.

"BAZI ÜLKELER BU TERÖR KURULUŞLARINA DESTEK VERİYOR"

Canikli, özellikle bazı ülkelerin, bazı istihbarat örgütlerinin bu terör kuruluş ve organizasyonlarına silah ve mühimmat gibi çok ciddi destek verdiklerine işaret etti.

"İsim vermeniz mümkün mü?" sorusu üzerine Canikli, artık bunu bütün dünyanın bildiğini, bazı hadiselerin dünyanın gözü önünde cereyan ettiğini söyledi.

Amerika'nın en büyük silah yardımını bu örgüte sağladığını bildiklerini belirten Canikli, "Bunu kendileriyle de defalarca her seviyede paylaştık, ettik. Yardım yaptıkları, silah araç-gereç, mühimmat desteği verdikleri yapının, kendilerinin de terör örgütü olarak tanıdığı PKK terör örgütünün Suriye uzantısı olduğunu kabul ediyorlar" dedi.

Bununla ilgili her türlü bilgi, doküman, görüntü, fotoğrafı da sayısız kereler verdiklerini hatırlatan Canikli, zaten o dosyaların irdelenmesinden sonra PYD/YPG'nin PKK'nın Suriye kolu bir terör örgütü olduğunun kabul edilmemesinin mümkün olmadığını kaydetti.

Bunun kabul edilmesine rağmen bu desteğin verildiğini belirten Canikli, ayrıca örgüt mensuplarına finansal destek ve kucak açma şeklinde Avrupa'da çok ciddi anlamda lojistik destek sağlandığını söyledi.

"BUNUN DA GECİKMEDEN YAPILMASI GEREKİYOR"

Canikli, özellikle son 6 ayda örgüte çok önemli destek verildiğinin bilindiğini, bu terör örgütünün de her geçen gün Türkiye'ye yönelik tehdit seviyesini yükselttiğini kaydetti.

"O zaman operasyon olması ihtiyaç gereği sonucu çıkıyor?" sorusuna Canikli, şu yanıtı verdi:

"Elbette, tabii ki. Dolayısıyla ve bunun da gecikmeden yapılması gerekiyor. Bir başka ifadeyle her geçen gün örgüt söylediğim ilişkiler nedeniyle orada güçlendiriliyor. Onun için bunun bir an önce, gecikmeden... Elbette şartların olgunlaştırılması gerekiyor. Bundan kastımız şu: Temel hedefimiz örgütün o bölgede tamamen ortadan kaldırılması, Türkiye'yi artık tehdit edecek kuvveti bulamaz hale getirilmesi. Elbette böyle bir harekat önemli bir harekat, sınır ötesi bir hareket. Bu yapılırken olabildiği ölçüde muhtemel kayıplarımızın da en aza indirilmesi noktasında yapılması gereken ne varsa onun da yapılması gerekiyor. Arazide, orada, burada, Türkiye'de alınması gereken tedbir, başka birtakım hamleler yapılması gerekiyorsa ki birçok adım atılması gerekiyor, atılıyor, atıldı. Muhtemel kayıplarımızın da en aza indirilmesi için gerekli bütün şartların olgunlaştırılması ve bunların bir araya getirilmesi gerekiyor."

Bu çalışmaların da uzun zamandan beri yapıldığını belirten Canikli, "Tamam, elbette terörü bir an önce bitireceğiz ama diğer taraftan da bu hassasiyetimizi de harekatın her aşamasında uygulamaya geçireceğiz ve onunla ilgili de yapılması gereken bir şey varsa onları da yapacağız" dedi.

"GÜLLÜK GÜLİSTANLIK BİR ALAN DEĞİL"

Canikli, şu anda Suriye topraklarında çok farklı yapıların, devletlerin hakimiyetinin, ağırlıklarının söz konusu olduğunu belirterek, "Yani öyle güllük gülistanlık bir alan değil, bir mayınlı alan" ifadesini kullandı.

"Böyle bir operasyonda Suriye hava sahasını kullanabilecek miyiz? Bu konuda Rusların mutabakatı var mı?" sorusu üzerine Canikli, tek tek spesifik konular üzerinden gitmenin çok fazla bir anlamı bulunmadığını kaydederek, şu değerlendirmede bulundu:

"Ama burada bu ve buna benzer başka konularda hareket alanının olgunlaştırılması için yapılması, atılması gereken adımlar... Bunlar bugüne yönelik değil sadece bu ve buna benzer orada çok etkili, hızlı hareket etmemizi sağlayacak bütün şartların oluşturulması gerekiyor. Bunun için ne gerekiyorsa yapılıyor. Orada yaşayan insanlarla olan ilişkilerden tutun da başka gündeme gelmeyen birçok konu bu çerçevede analiz ediliyor ve taraflarıyla mutlaka görüşmeler yapılıyor. Orada çok kaygan bir zemin var Suriye'de. Farklı grupların, güçlerin şu anda orada bir alan hakimiyeti oluşturduklarını görüyoruz. Bunun adı realite, bunun adı gerçek. Bunları yok sayarak, bunları olmamış gibi kabul ederek bir operasyon yapmanız mümkün değil. Yapılabilir ama maliyeti çok yüksek olur."

"BURADAN DÖNÜŞ YOK"

"Rusya bu operasyona sıcak bakıyor mu?" sorusu üzerine Canikli, şunları söyledi:

"Elbette bu harekatın sorunsuz yürütülmesi noktasında oradaki ülkelerin, devletlerin, yani ağırlığı olan, arazide olan, şu anda belli bir hakimiyeti olan ülkelerin kaanatleri, görüşleri, düşünceleri, tavırları, politikaları son derece önemli. Onların bizim politikalarımızla olabildiğince örtüştürülmesi, yakınlaştırılması gerekiyor. Bizim oradaki başarımızı artıracak ve aynı zamanda Allah korusun muhtemel kayıplarımızı en aza indirecek adımlardır. Bunları atıyoruz ama sonuç itibarıyla bu harekat yapılacak. Terörle bu mücadele gerçekleştirilecek. Bizim bu nihai hedefimizi engellemek için, ortadan kaldırmak için, zayıflatmak için atılacak herhangi bir adım bizi bu hedefimizden kesinlikle vazgeçirmeyecektir. Buradan dönüş yok."

"Moskova ile temaslar devam edecek sonucu çıkarabilir miyiz?" sorusuna Canikli, "Elbette devam edecek. Arazide olan bütün ülkelerle devam edecek. Ediyor, etmesi de gerekiyor" karşılığını verdi.

Canikli, olabildiği ölçüde orada en uygun ve olgunlaştırılmış şartlarla bu operasyonun yapılmasının son derece önemli olduğunu yineledi.

"Afrin'de Rus askeri varlığının kademeli olarak çekildiği" yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine Canikli, Rusya'nın bu konuda daha önce en üst seviyeden resmi açıklamalarını yaptığını söyledi. Canikli, "Orada artık bir varlık bulundurmayacaklarını, askeri varlıklarını çekeceklerini söylediler" diye konuştu.

"Bu çekilme başladı mı?" sorusunu da Canikli, "Rusya'nın kendi açıklaması, kendi politikalarının bir gereği. Rusya bunun gereğini yapıyor elbette" şeklinde cevapladı.

"Moskova ile temaslar sırasında bir pazarlık söz konusu mu?" sorusu üzerine Canikli, "Astana süreci çerçevesinde İdlib ile ilgili alınan kararlar geçerlidir. Onda herhangi bir değişiklik söz konusu değil. Onlar yürütülüyor şu anda. Tabii benzer değerlendirme orası için de geçerli. Rusya'nın geçtiğimiz günlerde İdlib'den üstlerine bir saldırı gerçekleşti ve onun akabinde bir açıklaması oldu, oradaki gözlem noktalarının bir an önce oluşturulması çerçevesinde. Orada da aynı hassasiyet söz konusu. Orada da çok farklı yapılar var. Farklı yerlerden destek alan, kumanda edilen, farklı ülkelerden kumanda edilen çok farklı silahlı gruplar söz konusu" dedi.

"PARASAL MALİYETİ KASTETMİYORUM"

"İran'ı mı kastediyorsunuz?" sorusuna ise Canikli, "Hayır" karşılığını vererek, şunları söyledi:

"İdlib'i söylüyorum, genel söylüyorum. Ülke bazında şey yapmaya gerek yok. Aşağı yukarı Suriye'de bulunan bütün ülkelerin orayla ilgili mutlaka bir politikaları vardır. Oradaki gruplarla alakalı kayıtsız kalmaları mümkün değil . Dolayısıyla bir şekilde oradaki grupları da etkileyebildikleri ölçüde etkileyip kendi politikalarını orada kolaylaştırıcı adımları onlara attırmaya çalışıyorlar.

DEAŞ'ı da bu çerçevede görmek lazım. DEAŞ da böyle bir örgüt. DEAŞ sonuçta sanal bir örgüt, elbette reeldi de yani kamuoyuna aktarıldığı şekliyle olan bir örgüt değil. Hedefleri, düşünceleri, İslamiyet ile olan ilişki seviyesi...Bu açılardan bakıldığında ülke ismi zikretmeye gerek yok. Aslında biliniyor. Sonuç itibarıyla orada belli ülkelerin taşeronu ve politikalarını uygulamak için piyasaya sürdükleri, ortaya koydukları piyondan ibaret diğer örgütler için de geçerli. İdlib'de böyle bir durum, hassasiyet var. Orada da yine olabildiği ölçüde en düşük maliyetle Türkiye açısından. Parasal maliyeti kastetmiyorum elbette. İnsani."

Canikli, çatışma ortamına olabildiği ölçüde girmeksizin, gerek kalmaksızın bir platform, ortamı ve araziyi oluşturmaya çalıştıklarını belirterek, bunun için de her türlü yöntemin kullanıldığını söyledi.

Bakan Canikli, şunları kaydetti:

"Aynı şey Afrin için de geçerli. Bunu sağlamak için her türlü yöntem, bütün yöntemler kullanılıyor ve kullanılacak, kullanılması da gerekir. 'Şunu da deneseydik daha düşük maliyetle biz bu operasyonu yapardık' gibi bir pişmanlığı ya da bir eleştiriyi sonradan yapmak durumunda kalmayalım diye aklımıza gelen her şeyi şu anda hayata geçiriyoruz. Bunlar yapılırken sonuç itibarıyla ülkeler arasındaki ilişkiler müzakereden ibarettir. Her şey bir müzakerenin parçasıdır. Bu bütün ülkeler için geçerli. Sadece bu olaya ilişkin değil diğer görüşmeler için de geçerli. Uluslararası ilişkilerde her görüşme bir müzakeredir ve müzakerelerin de değişkenleri, parametreleri vardır. Her bir görüşme konusuna münhasır olmak üzere elbette. Dolayısıyla hepsi masaya gelir, onlar karşılıklı konuşulur ve belli bir yerde de buluşulur."

Suriyeli yetkililerin, "Türk uçaklarının, Afrin'de bir operasyona katılması halinde düşürüleceği" şeklinde açıklamasının aktarılmasının ardından, "Nasıl yorumluyorsunuz? Bunu ne kadar ciddiye alıyorsunuz? Acaba Suriye birileri adına mı böyle konuşuyor?" şeklindeki soru üzerine Canikli, bu ortamda bunların hepsinin mümkün olduğunu söyledi.

Orada Rusya'nın rejime çok büyük destek verdiğinin bilindiğini dile getiren Canikli, rejimin aktif, etkin silahlı gücünün de başka ülkeler tarafından temsil edildiğine dikkati çekti.

Canikli, "Rejimin kendi başına bu tür söylemleri hayata geçirme kapasitesi son derece sınırlı olduğunu biliyorum ama realiteye baktığınızda arazide olan ülkeler var. İşte rejime destek veren ülkeler de dahil olmak üzere. Dolayısıyla bu hamleyi sadece rejimin bir düşüncesi, planı olarak görmemek gerekiyor" diye konuştu.

Çok tarafın, çok dar bir alanda operasyon yapmaya çalıştığı bir bölgeden bahsedildiğini anımsatan Canikli, dolayısıyla yapılacak operasyon ve adımlarla ilgili çok hassas birtakım dengelerin ortaya konulması gereğini ortaya çıkardığını söyledi.

"ŞAM YÖNETİMİ İLE BİR TEMAS OLDU MU?"

"Şam yönetimi ile bir temas oldu mu?" sorusu üzerine Canikli, "Esat yönetimine karşı politikamız bellidir. O politikanın gereğini, söylemlerimizin fiili olarak da gereğini yapıyoruz. Onun dışında herhangi bir adımımız söz konusu değil" dedi.

Afrin'deki silahların durumuna ilişkin bir soru üzerine Canikli, bunların hepsinin bilgilerinin olduğunu ifade etti.

"YPG'nin şu anda sahip olduğu tüm sistemleri biliyoruz ve onların aşağı yukarı büyük bölümünün nerede tutulduğunu da biliyoruz." diyen Canikli, Amerika'nın 25-30 bin kişilik bir orduyu donatacak kadar silah ve mühimmat desteği verdiğini belirtti.

"TERÖRİST SAYILARI DA DAHİL OLMAK ÜZERE BÜTÜN BU BİLGİLERE SAHİBİZ"

Canikli, El Bab operasyonu öncesinde örgütüne verilen silahlar konusunda net bilginin olmadığını dile getirerek, "Orada biraz bizim açımızdan sıkıntı oldu ama şu an itibarıyla sahip oldukları silah sistemleri noktasında bütün bilgiye sahibiz. Terörist sayısı dahil olmak üzere... Ayrıca muhtemel başka bölgelerden örgütün oraya aktarabileceği terörist sayıları da dahil olmak üzere bütün bu bilgilere sahibiz" açıklamasında bulundu.

Operasyonda Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) aktif olacağını belirten Canikli, operasyonda Türkiye'nin esas politikasının ÖSO'ya destek olduğunu ifade etti.

"EL BAB'DAN SONRA GELİŞTİRDİK"

Canikli, hava araçlarına karşı da PYD/PKK'nın ellerindeki sistemleri bildiklerini aktararak, şöyle konuştu:

"Bunların çok etkili ve çok sofistike olduğunu söylemek doğru değil. Özellikle antitank füzelerinde, (PYD/YPG'nin) yeni füzeler var ellerinde. En son bir saldırı yapmışlardı, bir askerimizin şehit olmasıyla sonuçlanan. Orada da o silahı kullandılar. Ama bizim onları da bertaraf edecek, durduracak, tamamen yerli silah sistemleri geliştirdiğimizi de kısa süre içerisinde El Bab'dan sonra geliştirdiğimizi de söyleyebilirim. Biz şu anda bilinen en gelişmiş, en teknolojik, en sofistike antitank füze mühimmatına karşı koyacak, tanka ulaşmadan onu imha edecek sistemi yerli olarak geliştirmiş durumdayız. Bu bir örnek, bütün alanlarda onlara karşı koyacak, onları durduracak sistemlere yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Ayrıca vurucu gücümüzü artıracak saldırı sistemlerinin de geliştirilmesini elbette yapıyoruz."

''ÇOK ANLAMSIZ BİR AÇIKLAMA"

ABD'nin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünün Afrin açıklamasına ilişkin değerlendirmesi sorulan Canikli, şunları söyledi:

"Boş ve anlamsız bir değerlendirme. Bir defa DEAŞ bitti. Aslında şu ifade bile DEAŞ'ın, Amerika tarafından özellikle Suriye'de, belli bölgelerde nüfuzunu oluşturması, kurması, orada hakim olmak için araç olarak kullandığının bir yansıması. 'En büyük tehdit DEAŞ'tır, dolasısıyla herkes DEAŞ'a yönelik olarak bütün politikalarını belirlemeli, ona göre hareket etmeli' gibi bir yaklaşım bugün itibarıyla son derece anlamsız, içi boş bir sözdür, açıklamadır. DEAŞ tehdidinin bittiği resmi olarak ilan edildi zaten. DEAŞ tehdidi artık hem Suriye'de hem Irak'ta ortadan kaldırılmıştır. Bu gerçek ortadayken halen 'DEAŞ'a karşı odaklansın' gibi açıklama gerçekten çok anlamsız bir açıklama."

Afrin konusunda başından beri çok çelişkili açıklamalar bulunduğuna dikkati çeken Canikli, bu açıklamaların günlük, taktiksel açıklamalardan ibaret olduğunu belirtti.

Bakan Canikli, "Biz onların gerçek niyetini biliyoruz. Oradaki dengelere yönelik olarak hangi ülkenin hangi ölçüde müdahil olma isteğini ve onu hangi araçlarla, hangi örgütlerle orada hayata geçirmeye çalıştıklarını biliyoruz. Dolayısıyla bunlar bizim için önemli değil" ifadesini kullandı.

"YARIN OLABİLİR, AKŞAM OLABİLİR"

Sınırdan 20 araçlık askeri konvoyun Suriye sınırına geçtiğinin aktarılması üzerine de Canikli, "harekatın zamanı, hangi koldan yapılacağı" şeklinde bir tartışmanın olamayacağını vurgulayarak, "Bizim söylediğimiz şudur; bu harekat yapılacak. Terör örgütleri oradan temizlenecek. Diğerleri detaydır. Diğerleri gelişmelere göre, arazinin olgunlaşmasından sonra atılacak adımlardır. Onun zamanı, en uygun zaman seçilmeye çalışılıyor. Yarın olabilir, akşam olabilir. Esasında filli olarak da harekat başlamış durumda. Sınırı geçmek hariç, onun dışında Türkiye'ye yönelik tacizleri kaldırmak için yapılan atışlarla operasyon zaten başladı" ifadelerini kullandı.

Bakan Canikli, Afrin merkezdeki harekatın bir miktar daha uzun sürmesinin beklenebileceğini belirtti.

Terör örgütünün kısa süre içerisinde çözüleceğini tahmin ettiklerini söyleyen Canikli, Afrin'deki demografik yapının böyle bir örgütü kaldıracak yapıda olmadığının altını çizdi.

TSK'DA FETÖ İLE MÜCADELEDE GELİNEN NOKTA

Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) rütbeli askerlerin FETÖ'cü olduğunu itiraf etmesinin ardından TSK'da FETÖ ile mücadelede gelinen noktanın ne olduğuna ilişkin soruya cevap verirken de Bakan Canikli, şunları kaydetti:

"Son aylarda FETÖ mensupları arasında binlerce itirafçı söz konusu oldu. Bu aslında, örgütün çökertilmesi açısından bakıldığında bir imkan, bir fırsat, güzel bir şey. Ama tabii burada şu önemli, etkin pişmanlık mekanizmasından faydalanmak amacıyla bu şekilde itirafçı olunuyor. Burada önemli olan itirafçıların verdiği bilgilerin gerçekten örgütün çökertilmesi, örgütün gizli kalmış bölümlerinin açığa çıkartılması, gizli kalmış örgüt üyelerinin tespit edilmesine katkı sağlaması gerekir. Eğer buna imkan vermiyorsa o zaman başka bir şey aramak lazım. Hakikaten yüzlerce, binlerce itirafçı olan örgüt üyesinin verdiği bilgiler örgütün çökertilmesine, çok büyük oranda zarar görmesine ve deşifre edilmesine katkı sağlamıyorsa burada başka bir hedef aramak lazım, başka bir politika aramak lazım örgüt açısından. Öyle değilse, acaba örgütün bilinçli bir politikası mı? 'Örgüt üyeleri itirafçı olsun, itirafçı olduğu için serbest bırakılsın ve özellikle kamudakiler, TSK'dakiler aktif olarak görevine dönsün.' Eğer böyle bir şeyi planlamış ise örgüt, bu hedefi çerçevesinde harekete geçirmişse o zaman itirafçılar işe yarar bir bilgi vermeyecektir anlamına geliyor."

Canikli, bedelli askerlikle ilgili bir soru üzerine de "Hayır. Hükümetimizin gündeminde bedelli askerlik söz konusu değil" açıklamasında bulundu.