Quinzaine çadırında Gece Gündüz programı için Nuri Bilge Ceylan’la keyifli bir söyleşi yaptık. Ceylan aldığı Carosse D’Or ödülünün kendisi için ne ifade ettiğinden tutun da, Cannes’a ilk kez üzerinde herhangi bir baskı olmadan gelmenin nasıl bir şey olduğuna kadar bir çok şeyden bahsetti. Ama benim aklımda en çok yer eden birkaç şeyi ben size hemen fısıldayayım dedim.

Bu yılki film seçkisini nasıl bulduğunu sorduğumuzda usta yönetmen özellikle birkaç filmi çok merak ettiğini söyleyerek başladı sözlerine. Hangi filmler derseniz, Ceylan öncelikle Carlos Reygadas’ın son filmi “Post Tenebras Lux”u çok merak ediyormuş. Reygadas’ı öteden beri sevdiğini söyleyen Ceylan ayrıca Avusturyalı sinemacı (hayır Haneke değil) Ulrich Seidl’ın filminden de umutlu olduğunu belirtti. Hatta Ceylan Nanni Moretti başkanlığındaki jürinin kompozisyonunu da düşünerek Seidl’ın Paradies: Liebe adlı filminin Altın Palmiye’yi bile alabileceğini tahmin ettiğini söyledi.

Öte yandan izlemek istediği asıl seçkinin de Un Certain Regard ya da Quinzaine gibi daha yenilikçi ve cüretkar filmlere yer veren bölümler olduğunu da sözlerine ekledi.

Ceylan’ın üzerinde durduğu bir diğer konu da Türkiye’de bir süredir tartışılan salon meselesiydi. Birçok yerli filmin yeterli salon bulamamasından şikayet ettiği hatırlatıldığında Ceylan bu durumun işin ticari doğası gereği kaçınılmaz olduğunu ama internetin bu konuda önemli bir çözüm alternatifi sunabileceğine inandığını belirtti.

'BUNLAR ZOR İNSANLARDIR'
Ödüle gelirsek... Quinzaine des Realizateurs bölümünün açılışı Cannes Film Festivali’nin açılışından bir gün sonra yapıldı. Perşembe akşamki açılışta Nuri Bilge Ceylan’a da Carosse D’Or ödülü verildi. Quinzaine’in açılışı, önünde bir hayli uzun bir kuyruğun oluştuğu bir otelde yapıldı ve biz de törenin başlamasına 45 dakika kala o uzun kuyrukta bekleyen sabırlı kalabalığın kıskanç bakışları altında elimizi kolumuzu sallayarak içeri girip erkenden yerimizi aldık.

Quinzaine’in başkanı tarafından Nuri Bilge Ceylan’a dair son derece övücü sözlerin sarf edildiği tören koltuklarımızı kabartmadı desek yalan olur. Ama sanıyorum herkes yine de Nuri Bilge Ceylan’ın sözlerini daha çok hatırlayacak. Ceylan’ı ödülü aldıktan sonra yaptığı kısa konuşmada bu ödülün kendisine yönetmenler tarafından verilmiş olduğunu özellikle çok önemsediğini belirtti ve “Bunlar zor insanlardır. Kolay kolay bir şeyi beğenmezler. O yüzden çok mutlu oldum” diyerek tüm salonu kahkahaya, hemen ardından da alkışa boğdu.

Nuri Bilge Ceylan sahneden indikten sonra Edouard Waintrop açılış filmi olan The We and The I’dan söz etti ve filmin yönetmeni Michel Gondry’yi sahneye davet etti. Gondry her zamanki tuhaf ama zihin açıcı tavrıyla Quinzaine’in 15 gün anlamına geldiğini ama İngilizcesinin Forthnight olduğunu yani 14 gün anlamına geldiğini hatırlattı. Ve herkesin önünde bir hesap yaparak bu yıl 44.sü düzenlendiğine göre bir dilde 660, diğerinde ise 616 günü geride bıraktığımızı kanıtladı ve o da salondan alkışını kaptı. Gencecik oyuncularını (ki anladığım kadarıyla hepsi amatördü) sahneye çıkarıp hepsine de kısaca mikrofon tutmasıysa ayrıca çok sempatikti.