Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, Eskişehir Barosu’nun düzenlediği ''Hukuk Devleti ve Yargı Bağımsızlığı'' panelinde yaptığı konuşmada hukuk devletinin, 1980'den beri sürekli siyasi iktidarlardan dolayı darbe aldığını belirterek, kendisinin 13 siyasi partinin kapatılmasına imza atan bir kişi olduğunu söyledi.

''Vicdanımı yastık yapıp yatıyorum, hiçbir zaman pişmanlık duymadım. Siyasal taktiklerle, yalanlarla, halkı aldatma çabalarıyla ödünler vererek haklı olan tarafı haksız yere düşüren bir siyasal yaygaranın asla taraftarı olmadım'' diyen Özden, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Halkımın yanında oldum. Siyasi partiler madem demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru, demokrasinin kendilerine verdiği değeri gözeterek demokrasiye hizmet etmelidirler. Gelin görün ki 1950'den başlayarak siyasi partiler bir liderin iki dudağı arasındadır. Bana sorarsanız Türkiye'de bazen konuşmamayı bile düşünüyorum. 'Hukuk devleti, demokrasi' diyorlar, yalan söylüyor. Siyasal iktidarlar kendi geleceklerini garantiye almak için yargıyla oynamayı hukuku araç kılmayı başlıca araç olarak gördüler. Biz o yüzden onların bugünkü mutluluğunu üzüntü ve esef olarak yaşamak zorunda kaldık. Bakınız Anayasa Mahkemesinin bütün üyelerini Cumhurbaşkanı seçiyor. Hukuktan anlayıp anlamadığı belli olmayan bir Cumhurbaşkanı... Danıştayın dörtte bir üyelerini seçiyor. HSYK üyelerini, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkeme üyelerini seçiyor. Yargı siyasetin elindedir, bağımsız değildir.''

İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal da hukuk fakültesini yeni bitirdiğinde dinlenmek amacıyla Brezilya dizilerini izlediğini anlatarak, o dönemin en meşhur dizi filminin ''Yalan Rüzgarı'' dizisi olduğunu, şu anda Türkiye'de oynanan dizinin de bu olduğunu iddia etti.

Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi olan hukukun, bu ülkenin ve herkesin onuru olduğunu ifade eden Kocasakal, ''Dolayısıyla şu anda bizim onurumuz ve namusumuzla oynuyorlar'' görüşünü savundu.

Anayasa Mahkemesi’nin ''harikulade kararlarla hukuk devletinin ne olduğunu ortaya koyduğunu'' belirten Kocasakal, ''Hukuk devleti derken, tüm isyan ve eylemlerinin hukuka uygun olduğu, bağımsız bir yargı tarafından denetlendiği, bireyleri hukuk güvenliği içinde endişeden uzak bir şekilde yaşadığı devlet'' diye konuştu.

HSYK'nın, artık Adalet Bakanlığının bir dairesi haline geldiğini öne süren Kocasakal, şunları söyledi:

''Danıştay da tamamen bürokratlardan oluşan bir yapı haline geldi. Hukuk devleti diyoruz değil mi? Yargının bağımsız olmadığı bir ülkede hukuk devleti olmayacağı aşikardır. Zaten bizde başka bir sıkıntı vardı. Onu kimse söylemiyor. Çünkü işine gelmiyor. O üç kuvvet vardı ya 'yasama, yürütme, yargı'... Şimdi ise 'yasama, yürütme, kaygı' türünde şekillendi. Üçüncü kuvvet, o kaygı kuvveti. Hatta ben artık eyvah eyvah mahkemeler hakkımda şöyle karar verecek diye kaygılanıyorum ama Türkiye'de bu üç kuvvet hiçbir zaman ayrı olmadı ki. Yasama ve yürütme iç içe oldu. Çünkü, Siyasi Partiler Kanunu'ndan dolayı ileride hükümetin yani yürütmenin başı olacak parti lideri, yasamanın içini bizzat kendisi belirliyor.''