Mustafa Kemal Atatürk'ün Erzurum'a gelişinin 100. yıl dönümü dolayısıyla Atatürk Üniversitesi Sergi Salonunda, Atatürk'ün Milli Mücadele'de faaliyet gösterdiği tarihi yapılar ve "Atatürk Posterleri Gravür Sergisi"nin açılışı yapıldı.

Erzurum Valisi Okay Memiş ve İlber Ortaylı, kurdele keserek Atatürk portrelerini çizen Cemal Akyıldız'ın eserlerinin yer aldığı serginin açılışını gerçekleştirdi.

Serginin gezilmesinin ardından Ortaylı, etkinlikler kapsamında Atatürk Üniversitesi 15 Temmuz Milli İrade Salonu'nda "Milli Mücadele" konulu konferans verdi.

Ortaylı, konuşmasının başında, "Erzurum'un müstesna bir bölge olduğunu ve burada İstiklal Harbi'nin başladığını" hatırlattı.

Erzurum Kongresi ile geleceğin temellerinin atıldığını ifade eden Ortaylı, şöyle konuştu:

"Bildiğim kadarıyla Erzurum, 1820'den beri üç tane Rus istilası geçirdi ve üçünü de atlattı. Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıktıktan sonra neden Amasya, Sivas ve Kayseri'nin ardından Ankara'ya geçmedi de buraya kadar geldi, çünkü burası önemli bir yer. Burada önemli bir direniş başlıyor ve önemli bir dalgalanma var. Erzurum, 1. İstiklal Harbi'nden sonra mütareke devrinde işgal edilmedi fakat işgal tehlikesini taşıyordu. Burası Ruslara verilecekti ama Ruslar gidince boş kaldı. Burada yerli Ermeniler ile yerli halk arasında iç harp gibi bir şey başladı."

"ERZURUM MUKADDES BİR BÖLGE VE BAŞKENTTİR"

Ortaylı, Mustafa Kemal Paşa'nın üniforması alındıktan sonra Kurtuluş Savaşı'na komutan olarak devam ettiğini belirterek, Erzurum'daki kongrede Trabzon tarafının Atatürk'e cephe aldığını ve kongre reisi olarak seçmek istemediğini dile getirdi.

Buna rağmen Erzurumluların Atatürk'ü seçtiğini aktaran Ortaylı, "Burası onun için çok önemli bir yerdir. Burası her şeyden evvel düşman istilasının acı tadına varan ve o konuda bilenen, her zaman kolayca kilitlenen mukaddes bir bölge ve başkenttir. Bunun için burada İstiklal Savaşı başladı." diye konuştu.

Dünya gündemindeki son durumlara ve Türkiye'nin çevresindeki savaşlara da değinen Ortaylı, şunları kaydetti:

"Komşumuz olan devletler tarihte görülmedik şekilde büyük kuvvetlerin istila alanına dönüştü. Rusya, Akdeniz'e indi, daha evvel böyle bir şey yoktu. İran, neredeyse bir nükleer güç haline dönüşmektedir ve bölgedeki tehdit eden unsurlara karşı kendisini çok iyi korumaktadır. Fakat hangi ittifakın içinde yer alacak, kiminle ne kadar bir araya gelecek, bu belli değil. Rusya ve Amerika var, bunların düşmanlığı yalan. Bunlar tarihte iki defa birleştiler. Birinci ve ikinci harbi de birlikte yaptılar ve tekrar bir araya gelebilirler, çok açıktır. O zaman Türkiye'nin durumu ne olacak? Uzakta bir Çin var. Son derece tehlikeli olduğunu da size söylemeliyim ve bu memleketin Doğu Türkistan'da Uygurlar üzerindeki operasyonları fevkalade rahatsız edicidir."

"KÜLTÜREL BAKIMDAN BÖLÜNMÜŞÜZ VE KENDİMİZİ TANIMIYORUZ"

Ortaylı, Türkiye'nin 1. Cihan Harbi'ndeki bir ülke olmadığını ifade ederek, ülkenin sanayi, ordu ve münakale sisteminin daha kuvvetli olduğunu aktardı.

Köylülerin artık daha bilinçli ve eğitimli olduğuna işaret eden Ortaylı, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Kötü olan kültürel yapımızdır, kafamızın içidir. Yani biz 1. Cihan Harbi'nde şehit verdiğimiz o Türkler gibi şarkın ve garbın kültürüne sahip insanlar değiliz. Kültürel bakımdan bölünmüşüz ve kendimizi tanımıyoruz. Tarih ve coğrafyamızı tanımıyoruz. Bu en önemli noksanımızdır. Bu yüzden maalesef propagandalara açığız. Bu kadar çok memleketi terk edip gitmeyi doğrusu pek hayırlı görmüyorum. 20'nci asır Türkiye'si, 19'uncu asır sonu ve 20'inci yüzyıl başındaki Türkiye değil. Kültürel ve şuur bakımından bazı kayıplarımız var ama sanayi, ilim, teknoloji ve iktisadi bakımdan kazançlarımız var. Bütün bunları göz önüne alarak şarkın ve garbın efendisi olmak önemli.