Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Bakanlığının bütçesi üzerindeki görüşmelerde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı. 

TBMM Genel Kurulu'nda görüşmeleri devam eden, sağlık alanında yeni düzenlemeler içeren kanun teklifinin 5. maddesine ilişkin soruyu yanıtlayan Koca, FETÖ'nün darbe girişimden sonra yapılan soruşturmalar neticesinde, terör örgütüne mensubiyeti, iltisakı ya da bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek, kamu görevinden çıkarılan veya güvenlik soruşturması sonucuna göre kamu görevine alınmayanların bulunduğunu hatırlattı. 

Bu kapsamdaki hekimlerin mesleklerini icra etmesinin mevcut kanunlar kapsamında da yasaklandığını vurgulayan Koca, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Sağlık Bakanlığı olarak biz, yüce Meclisimizden bu husustaki beklentimiz şu; devlet hizmeti yükümlüsü olup bu yükümlülüğü yerine getirmeyen hekimlerin, buna karşılık nasıl bir yaptırıma maruz kalacağının belirlenmesi ve devlet hizmeti yükümlülük süresi bittikten sonra mevzuat çerçevesinde mesleklerini kamu dışında her yerde icra edebilmelerine yönelik kanuni düzenleme yapılmasıdır. Bizim talebimiz, devlet hizmeti yükümlülüğü yapmayan veya yapamayanların, mesleklerini icra etmeleri ile ilgili bir düzenlemeyi gerçekleştirme zorunluluğudur. KHK ile çıkarılmış olanların nerede çalışması ile ilgili bir durum değildir."

Koca, sağlık alanında yeni düzenlemeler içeren söz konusu kanun teklifinin iki bölümden oluştuğunu ifade ederek, "Maddeyi benim çekme yetkim yok. Meclisin vekilleri sizlersiniz. İkinci kısımla ilgili herhangi bir düzenleme talebimiz yok. KHK ile veya bir sebeple ihraç edilip mesleklerini icra etmeyen hekimler var. Biz diyoruz ki buna bir düzenleme getirilsin. Bu bir karara bağlansın. Belli bir dönem mesleğini icra edememe durumu veya hukuktan gerekli kararı alarak devam ettirmek mi? Belli bir süre gerektiğinde devlet hizmeti yükümlülüğü karşılığı bir ücret vermek midir? Takdir Meclisin. Meclis de bu düzenlemeyi yaptı. Düzenleme de bundan ibarettir. Bu var olan bir sorunu çözme yaklaşımı." diye konuştu. 

"SAĞLIKTA ŞİDDETİ ÖNLEME EYLEM PLANI HAZIRLANACAK" 

Şiddetin önlenmesi için çok yönlü bir yaklaşımla tedbirlerin artırılması gerektiğine işaret eden Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sağlıkta şiddeti önleme eylem planı hazırlığı içindeyiz. Bu kapsamda, hasta ve sağlık personelinin buluştuğu fiziksel ortamların rehabilitasyonu, sağlık personelinde yorgunluk vebitkinliğe yol açan aşırı iş yükünün azaltılması, doktorlarımızın tazminat tehdidinden kurtarılması, vatandaşlarımızın sağlık okuryazarlığının artırılması, sağlık hizmeti verme vealma kültürünün toplumsal barış anlayışıyla geliştirilmesi, hasta hekim iletişimini geliştirici eylemlerin hayata geçirilmesi, caydırıcı cezai yaptırımların uygulanması gerekmektedir." 

Sağlık çalışanlarının güvenli bir ortamda hizmet vermelerini sağlamak, şiddeti caydırmak vesuçluların hak ettikleri biçimde cezalandırılmalarını temin etmenin kamunun sorumluluğu kapsamında olduğunun altını çizen Koca, bu konunun, sağlık alanında düzenlemeler içeren kanun teklifinde de ele alındığını anımsattı. 

Koca, söz konusu düzenlemeye göre, sağlık personeline karşı şiddet uygulayanların şikayete gerek kalmaksızın doğrudan kolluk kuvvetlerince yakalanması, cumhuriyet savcılığına sevk edilmesi, müşteki, mağdur veya tanık olan sağlık personelinin ifadesinin iş yerinde alınmasının yasal zorunluluk haline geleceğini söyledi. 

Fahrettin Koca, "Bu teklifin kanunlaşmasının, sağlıkta şiddete karşı caydırıcılıkta önemli bir adım olacağına inanıyorum. Yasalarımıza göre belli durumlarda cezaların uygulanmadığını, ötelendiğini, paraya çevrildiğini görüyoruz. Ceza Kanunu'nda sadece sağlık çalışanlarına yönelik değil bütün şiddet olaylarında, hırsızlık, gasp ve benzeri olaylarda herkesi ilgilendiren kamu vicdanını rahatlatıcı genel bir düzenlemenin yapılması gerektiği kanısındayım. Yüce Meclisimizin önümüzdeki dönemde bu hususu gündemine almasını temenni ediyorum." 

"271 SMA HASTASININ BİN 49 DOZ İLACI TEMİN EDİLDİ"

Spinal Müsküler Atrofi (SMA) hastalarının ilaç temininde yaşadıkları sorunların giderilmesine yönelik yürütülen çalışmalar hakkında da bilgi veren Koca, hastalığın tedavisinde Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği'nde ruhsatlı tek bir ilaç bulunduğunu, bu ilacın da bir buçuk yıl önce çıktığını hatırlattı. 

Koca, Tip 2 ve Tip 3 hastaların ilaçlarına yönelik çalışmaların bu yıl nisan ayında tamamlandığını ifade etti.

Türkiye'de bu ilacın henüz ruhsat başvurusunun bulunmadığını belirten Koca, "Bu firma özellikle başvuruyu yapmamaktadır. Bütün söylemlerimiz, dışarıdaki eylemlerimiz, gündemde kalışı bu firmanın ekmeğine yağ sürmektedir. Türkiye’de yürürlükte olan genel sağlık sigortası, dünyanın en geniş kapsamına sahiptir. Ülkemizde ruhsatlı olan tüm ilaçlar, uygun şartlar karşılandığında hastaların tedavisi için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmaktadır. Hiçbir hastamızın herhangi bir gerekçe ile ilaçsız kalmasına izin vermeyiz." dedi. 

Koca, Türkiye'de ruhsatlı tüm ilaçlara erişimi sağlamanın yanında, kanıta dayalı doktor reçetesi olması halinde, ruhsatlı olmayan veya temininde sıkıntı çıkan ilaçların da hastalara ulaştırıldığını bildirdi. 

Bilim Komisyonunun kararıyla tedaviden fayda görecek hastalar için SMA Tip 1 tanısına yönelik ilaçların getirilerek uygulandığını dile getiren Koca, "1 Kasım 2018 itibarıyla 271 hastanın bin 49 doz ilacı temin edilmiştir. Bir dozun 55 bin avro olduğunu da hatırlatmak isterim. Kimyasal, biyolojik olmayan, protein diziliminden oluşan bu ilacın maliyetinin bin avroların da çok altında olduğunun da altını çiziyorum. İlgili ilaç, İngiltere ve Hollanda'da yüksek maliyet gerekçesiyle geri ödemeye dahil edilmemiştir." dedi. 

Koca, Türkiye'de SMA hastaları için sağlanan imkanların zaman zaman istismar edildiğine işaret ederek, "Firmalar ülkemizde ilaçlarını ruhsatlandırma gereklerini yerine getirmeden ticari hale getirme çabası içine girmektedirler. Bu sayede ilaçlarını kendi uygun gördükleri fiyattan, ruhsat vermediğimiz için istedikleri fiyattan, yani yurt dışı satış fiyatından ülkemize getirmektedirler. Bilindiği üzere ülkemizde satışa sunulacak ilaçların fiyatları uluslararası referans fiyatlandırma politikası ile belirlenmektedir." ifadesini kullandı. 

İlaçlara erişim konusunda ortaya çıkan sorunların da yakından takip edildiğini vurgulayan Koca,  şöyle devam etti:

 "Bu konuda bakanlığımız bugüne kadar kullanmadığı bugünden sonra kullanmaya karar verdiği ve benim de imzaladığım hızlı ruhsatlandırma ve zorunlu ruhsat serbestleştirme yöntemi dahil olmak üzere alternatif temin yollarla temin süreci başlamıştır. Tip 2 ve Tip 3 hastalar için bireysel başvuralar işleme alınmış olup, işleme alınırken bununla ilgili uygunluk belgesi verilen hastalar da oldu. İncelemeler devam etmektedir. Bu tür hastalarımızı ilaçsız bırakmayacağız ama mutlak tedbirimizi de hızlı ruhsat ve özellikle de ruhsat serbestleştirmeyi de devreye sokarak üretim yapmak hedefindeyiz." 

Koca, SMA hastalığının tedavisindeki ilaçların uygun fiyata tedariki için tüm imkanları seferber ettiklerine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bakanlık görevine geldiğimden itibaren 3 aydır bu konuyla uğraşıyorum. Son olarak firma bir ay kadar önce önemli oranda indirim yapacağını söyleyerek gelmek istedi. İki hafta önce firma geldi. O zamandan itibaren medyada ve siyasi platformlarda bunun ne kadar gündemde tutulduğunu takdirlerinize sunuyorum. Bu firma, bu kadar önemli oranda indirim yaparak gelmeyi söyleyip geçmiş 3-4 gün içinde ciddi indirim yapmama noktasına gelmesini de takdirlerinize bırakıyorum."

Sağlık Bakanı Koca, koklear implantla ilgili kamu ve üniversite hastanelerinin ihtiyacını gidermek üzere yapılan ihalenin sonuçlandığını bildirdi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şehir hastenelerinde hasta garantisi verildiği iddialarının gerçek dışı olduğunu bildirdi.

Koca, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığının bütçesi üzerindeki görüşmelerde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Şehir hastanelerine ilişkin yöneltilen eleştirileri yanıtlayan Koca, Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın başladığı 2003 yılında mevcut hastanelerin yaş ortalamasının 48 olduğunu vebirçoğunun da deprem güvenliği ve fonksiyonel açıdan çok kötü durumda bulunduğunu söyledi. Koca, toplam 107 bin yatağın sadece 7 bininin nitelikli olduğunu ifade ederek, çağdaş bir sağlık hizmeti verebilmek için 100 bin civarında yatağın yenilenme ihtiyacı yanında artan nüfus nedeniyle yeni tesislere ve en az 50 bin ilave yatağa ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. 

Koca, günün ekonomik imkanları çerçevesinde yapılan planlamada bir kısım hastanelerin klasik ihale yöntemle planlanırken, özellikle büyük yapıların kamu-özel iş birliği modeliyle yapılmasının programlandığını söyledi.

Mevcut kaynaklarla ve kısa sürede sonuç alacak şekilde 150 bin yatak üretmenin finansal olarak mümkün olmayacağını, bu sebeple dış finansman kullanılması gerektiği yönünde değerlendirme yapıldığını dile getiren Koca, "Birçok ülkenin başvurduğu kamu-özel iş birliği modeli bu yüzden tercih edilmiştir. Ayrıca, hastane faaliyete geçinceye kadar kamu adına herhangi bir faaliyetin üstlenilmemesi, klasik yöntemle kamuda ortalama 8-10 yılı bulan bina yapım süresinin 3 yılın altına düşürülmesi ve yatırım yükünün uzun yıllara yayılması gibi hususlar birçok ülkenin de dikkatini üzerimize çekmiştir." diye konuştu.

Koca, şunları kaydetti:

"Nitekim Macaristan, Romanya en son bin 100 yataklı talebi ve yeni 3 bin yeni yatak talebi... Avrupa ülkeleri yanında Kazakistan, Pakistan gibi birçok ülke bizim kamu-özel iş birliği modelimizi kendi ülkelerinde uygulamak, hatta Türk firmalar tarafından üstlenilmesini talep etmektedir.

Son 15 yılda inşa ettiğimiz hastanelerle birlikte ortalama hastane yaşımız 13'e düşmüş durumdadır. Kamu-özel projelerinin toplam yatak sayısının yüzde 65'i yenileme, yüzde 30'u tamamen yeni yatak olacak şekilde tasarlanmıştır. Bu yüzden bazı bölgelerimizde yeni ihtiyaçlar karşılanırken, eski hastanelerimizin bir kısmı ihtiyaca göre renöve edilerek özelleşmiş sağlık hizmetlerine ayrılmaktadır. Bir kısmı ise kullanım dışı kalarak arazilerin tahsisi iptal edilerek Hazine'ye devredilmektedir."

 "SUT FİYATLARI ÜZERİNDEN YÜZDE 40 İNDİRİM YAPILMAKTADIR" 

Şu ana kadar faaliyete geçirilen şehir hastanelerinin, hastaların yanı sıra çalışan memnuniyetini de yükselttiğini ifade eden Koca, şu bilgileri verdi:

"Kamuoyunda bazı platformlarda ve burada da dile getirildiği gibi şehir hastenelerinde hasta garantisi verildiği iddiaları gerçek dışıdır. Ne acil hizmetlerde, ne poliklinik muayenelerinde, ne yatan hastada ne de herhangi bir ameliyatta (ameliyat sayısında veya ameliyatın kullanım doluluk oranında) herhangi bir taahhüt ve garanti söz konusu değildir. Yatak doluluk oranı ile ilgili olarak da herhangi bir garanti söz konusu değildir. Yükleniciden tıbbi laboratuvar vegörüntüleme gibi miktara bağlı hizmet alımı yapıldığında fizibilitede öngörülen ve güvence altında olan aylık miktarın yüzde 70'i için SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) fiyatlarıyla, yani MR'ın 65 lira, tomografinin 56 lira olduğu bir rakamdan bahsediyorum. Almanya'da 250 avro ile 500 avro arasında değişen bir ücretten bahsediyorum. Bu SUT fiyatları neyse o SUT fiyatları üzerinden yüzde 40 indirim yapılmaktadır. Yani, yüzde 70 garantin olmazsa siz yüzde 40 indirimi alamayacaksınız. O yüzde 40 indirimi almak için bunu yapıyorsunuz. 

Bu miktarı aşan hizmetler için laboratuvar tetkiklerinde yüzde 15, görüntülemede ise yüzde 40 indirim daha yapılmaktadır. Bir daha söylüyorum, SUT fiyatları değişmiyor. Bu SUT fiyatları üzerinden yüzde 70 garantiyi sağladığınızda yüzde 40 indirim sağlamış oluyorsunuz. Yüzde 70'e kadar yüzde 40, hem laboratuvar hem görüntüleme için söylüyorum, yüzde 70'i uygulamazsanız bu yüzde 40 indirimi alamazsınız. Yüzde 40 indirimi almak için yapıyorsunuz. Burada 65 lira MR'dan bahsediyorum, bu MR'ı yüzde 70 oranında dolulukta yüzde 40 indirim almış oluyorsunuz, yetmiyor yüzde 70'in üzerinde bir yüzde 40 daha indirim alıyorsunuz. Kaç liraya geliyor, 25-26 liraya geliyor MR."

Bakan Koca, "Şu anda hiçbir devlet hastanesinde bu oranda indirim yapılarak hizmet alımı söz konusu değildir." diye konuştu.

 "BURALARI ÜNİVERSİTELER HASTANESİ YAPMAYI HEDEFLİYORUZ"

Şehir hastanelerinin sadece bir hastane olmadığını anlatan Koca, alanında özelleşmiş çok sayıda hastanenin bir arada olduğu bir hastene şehri olduğunu söyledi. Koca, amaçlarının, bu hastanelere başvuran hastaların sağlıkla ilgili sorunlarının tamamının bir merkezde sonuçlandırılması olduğunu ifade ederek, "Daha ötesi buraları üniversiteler hastanesi yapmayı hedefliyoruz." dedi.

Şehir hastanelerinin üniversitelere açılmasının hem hizmet kalitesine hem de üniversitelerin yeni bir açılım yapmasına fırsat sağlayacağını belirten Koca, nitelikli insan kaynağına, altyapısı güçlü modern tesislerde görev yapma fırsatının verilmesinin, bu esnada belli teşvik modelleriyle desteklenmesinin ileri eğitim ve beceri gerektiren özellikli tıbbi hizmetlerin başarıyla verildiği mükemmeliyet merkezlerinin kurulmasını kolaylaştıracağını kaydetti. 

Koca, birçok özellikli işlemlerin özel hastenelerde yapıldığını belirterek, "Bu anlamda mükemmeliyet merkezleriyle farklı bir yaklaşım içinde olmuş olacağız. Bu merkezlerini, uluslararası boyutuyla da biz entegre kılmak istiyoruz." dedi.

"HAZİNE ARAZİSİNİN YÜKLENİCİ FİRMAYA ÜCRETSİZ VERİLMESİ SÖZ KONUSU DEĞİL"

Şehir hastaneleriyle sadece geleceğin hastanelerini inşa etmekle kalmadıklarını anlatan Koca, aynı zamanda buralarda planlanan mükemmeliyet merkezleriyle birlikte Türkiye'ye katma değer üretimeyi hedeflediklerini vurguladı.

Koca, sözlerine şöyle devam etti:

"Üniversitelerimizle iş birliği içinde Türkiye'yi sağlık turizminde önemli bir marka haline getirmek hedefinin en önemli yapı taşlarından biri şehir hastaneleri olacaktır. Burada da Ahmet de Agop da hizmet görecektir.

Şehir hastaneleri projelerinde hastanelerin yapılacağı Hazine arazisinin yüklenici firmaya ücretsiz verilmesi söz konusu değildir. Şirketin inşata başlayabilmesi amacıyla arsanın üs kullanım hakkı devredilmekte ve 25 yılın sonunda arsa ve bina tüm takyidatlardan arınmış bir şekilde kamuya devredilmektedir. Hazine ile Sağlık Bakanlığı kamu-özel iş birliği sözleşmelerine yönelik bugüne kadar hiçbir sözleşmeye borç üstlenim anlaşması imzalanmamıştır." 

Koca, kamu-özel iş birliği projeleri ihalelerinin nasıl yapıldığına ilişkin bilgi verdi. Ön yeterlik ihale ilanının kamuoyuna, Resmi Gazete ve ulusal basın aracağılıyla duyurulduğunu belirten Koca, şöyle devam etti:

"Şu an ihale aşamasında olan projelerimize 17 firma katılmıştır, 3 tane değil. Ön yeterlilik ihale aşamasında mali yeterli olan firmalar ilk teklifini idareye sunar. Nihai teklif aşamasında ihale isteklilerinin eşitlenmiş projeye verdikleri teklifler eşit şartlarda değerlendirilir ve açık eksiltme aşamasına geçilir. Bunlar da üç günde değil aylar içinde olur. Açık eksiltme aşamasında ihale isteklileri kendi istemleriyle eksiltmeler yaparak minimum kullanım bedelini teklif eden firmayla sözleşme imzalanmaktadır. Dört aşamada yapılan ihale, süreç dahilinde açık eksiltmede kamu menfaati göz önünde bulundurularak en uygun kullanım bedelini teklif eden firmayla sözleşme imzalanır. 

2018 yılı bütçeleri konulan hizmet bedelleri Yozgat, Isparta, Mersin ve Adana hastaneleri, 2018 yılı içinde açılan Eskişehir, Elazığ, Kayseri ve Manisa şehir hastanelerinin hizmet giderlerine esas planlanmıştır. 2019 yılı bütçelerinde Eskişehir, Manisa, Kayseri, Elazığ şehir hastaneleri ile açılacak olan Ankara Etlik ve Bilkent şehir hastanesiyle Bursa şehir hastanesinin hizmet bedelleri ve aylık artış oranları da dahil edilerek hesaplanmıştır. 

Şehir hastaneleri ödemeleri zorunlu gider dediğimiz kira ve kullanım bedelleriyle hizmet bedellerinden oluşmaktadır. Bu giderler, genel bütçeden yapılmaktadır. İşletme dönemi giderleri, tüm boyutlarıyla finansal açıdan izlenmekte ve ilgili mevzuatı kapsamında hak edişleri düzenlenmektedir. İddia edildiği gibi kamu-özel iş birliği ödemelerinde kontrolsüz bir alan bulunmamaktadır." 

Koca, 2019 yılında şehir hastanelerinin ödemeleri için 6 milyar 210 milyon TL kaynak ayrıldığını dile getirerek, "2018 yılında, bugüne kadar bir milyar 626 milyon ödeme yapıldı. Bu kadar net." bilgisini verdi. 

"AKILCI TEŞHİS VE AMELİYATA KADAR GİDEN YAKLAŞIMLARIMIZ OLACAK" 

Koca, döner sermayelere el konulduğuna ilişkin bir soru üzerine de "El konulmadı, öyle bir durum yok." yanıtını verdi. 

Türkiye'de MR çektirme oranlarının çok yüksek olduğuna ilişkin eleştiri üzerine Koca, bu konuda dijitalleşmenin önemini dile getirdiğini hatırlatarak, e-Nabız sistemi sayesinde, MR çektirme oranlarında en az yüzde 20 düşüş kaydedildiğini bildirdi. Koca, "Bunun önümüzdeki dönem akılcı ilaç kullanımında olduğu gibi akılcı laboratuvar, akılcı görüntüleme hatta daha ötesi akılcı teşhis ve ameliyata kadar giden yaklaşımlarımız olacak." açıklamasında bulundu.

Bakan Koca, her geçen gün bu noktada dijitalleşme ve akılcı yaklaşımlarla devreye girerek istismarın önleneceğinden emin olunması gerektiğini vurguladı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, tıbbi cihaz alımına ilişkin, "Bundan böyle malzeme alımı kontrolsüz, herkesin istediği fiyatta verebileceği şeklinde olmayacak. Özellikle ilaç konusunda bu tarz bir sıkıntı yaşanması durumunda alabileceğimiz muhtelif tedbirler var." dedi.


Sağlık malzemelerinin teminine ilişkin bilgi veren Koca, Sağlık Uygulama Tebliğinin (SUT) üzerinde fiyat oluştuğunda bazı sağlık malzemelerinin alınmasının genel bütçeden karşılanmasına devam edildiğini ve bunun en son kalp pillerinde yaşandığını belirtti.

SUT fiyatlarının düşük kalması sebebiyle ilaç veya malzeme alınmamasının ise söz konusu olmadığının altını çizen Koca, "Özellikle tekel durumundaki firmalar, döviz kurundaki dalgalanmaları fırsat görerek farklı yaklaşımlara girme hevesinde olabiliyorlar. Zamanında 6 bin dolar teklif verdiği cihazı, 10 bin dolar karşılığı fiyatla teklif edebiliyorlar." dedi.

Kanser hastalığının tedavisinde en çok kullanılan iki ilaçla ilgili bazı firmaların indirim yapmadığını ve zam talebiyle geldiklerine dikkati çeken Koca, "Bu durumda ise biyobenzer eş değer olan ilacın ruhsatını vererek kamu olarak alımını yaptık. Yüklü alım ile biyobenzer yeni ruhsatını verdiğimiz listeye koyduğumuz firma, yüzde 40'a kadar indirim yapabildi. Daha önce bize hiç indirim yapmayıp zam talebinde bulunan firma yüzde 71 oranında indirim yaptı. Bunun bize bir yıllık toplam tasarrufu 427,6 milyon TL'dir. Bundan sonraki süreçte, bu anlamda fırsatçılık yapmak isteyen firmalarla ilgili benzer toplu alımlar sadece kamu için değil üniversiteleri de katarak en son implantta yaptığımız gibi gerektiğinde özel sektörü de katarak o firmanın piyasadaki tekelini kırmak anlamında bunu yapmakta kararlıyız." diye konuştu.

Bakan Koca, Sağlık Market uygulamasıyla Devlet Malzeme Ofisi (DMO) ile işbirliği içinde tıbbi cihaz ve malzemelerin daha uygun fiyata alınabileceği bir tedarik modelinin oluşturulduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bundan böyle malzeme alımı kontrolsüz, herkesin istediği fiyatta verebileceği şeklinde olmayacak. Özellikle ilaç konusunda bu tarz bir sıkıntı yaşanması durumunda alabileceğimiz muhtelif tedbirler var. Yurt dışından doğrudan toplu alım, hızlı ruhsatlandırma, zorunlu ruhsatlandırma ve lisans serbestleştirmesi gibi yollara başvurma hakkımızı kullanmak istiyoruz, gerektiğinde bunu kullanıyoruz."

 "YATAK ÜCRETİ ADI ALTINDA ALINAN 93 LİRA, ÖZEL SEKTÖR DAHA FAZLA ALAMAZ" 

Acil, yoğun bakım, kanser ve kalp cerrahisi uygulamalarından da fark alınmadığının altını çizen Koca, "Bunu alan var mı, bundan sonraki süreçte bunu takip ediyor olacağız. Bu ve benzeri hizmetleri her geçen gün fark almadan SUT düzenlemesi yapıyor olacağımızı da görmüş olacağız. Yani, bundan sonraki süreçte vatandaşın özellikle sıkıntı çekeceği, özellikle yük olabileceği acil, yoğun bakım gibi kendi iradesiyle gittiği hizmetler dışındaki kanser, radyo terapi ve benzeri birçok hizmeti özellikle SUT düzenlemesi yaparak özel dahil hiçbir yerde fark alınmama yöntemini kullanacağımızdan emin olun." diye konuştu.

Yatak ücreti adı altında fark alındığının belirtilmesi üzerine de Koca, "Yatak ücreti adı altında alınan sadece 93 lira, özel sektör daha fazla alamaz, otelcilik hizmeti adı altında alır." dedi.

Koca, temelde böyle bir sistem için gelişen toplum beklentilerini ve yeni ortaya çıkan durumları başarıyla karşılayacak sağlık insan gücünün en uygun sayıda ve yüksek kalitede eğitilmesinin sağlanması gerektiğine işaret etti. Bunun için Bakanlığın eğitim kurumları ile her zaman iş birliği içinde çalışacağının altını çizen Koca, şunları kaydetti:

"Bugün ihtiyaç duyduğumuz sağlık personelini değil, geleceğin sağlık teknolojilerini ustalıkla kullanabilecek 'sağlık profesyonellerini' yetiştirmeliyiz. Meslek eğitiminde hedefimiz sadece kontenjan değil, kaliteli eğitim olacaktır.

Yine, insan gücü, süreç ve teknoloji verimliliğini ölçülebilir ve kıyaslanabilir hale getirerek, performans yönetimi ile ilişkilendirilmiş bir hizmet modelini ortaya koyacağız.

Sağlığı sadece bu alanda görevli profesyonellerin sorumluluğu olmaktan çıkarıp, toplum hayatına etkili olan tüm yapı ve sektörlerin gündemine sokarak, 'çok sektörlü sağlık sorumluluğu' bilincini geliştireceğiz. Toplumun yapı taşları olan bireylerin ve sivil grupların sadece sağlık hizmeti tüketicileri olmaları değil, 'sağlık avukatlığı' yapma bilincine ulaşmalarını sağlamak, sağlıklı bir toplum yaratmanın ön şartıdır.

'Sağlıklı Yaşam Kültürünün', aileden başlayarak, okulda, iş yerinde, ulaşımda, barınmada, üretimde, ticarette, şehirleşmede, kent ve kırsal yaşamda ve hatta uluslararası ilişkilerde yerleşmesini sağlamamız gerekir.

Sağlıklı bir gelecek için tütün, alkol, madde ve teknoloji dahil her türlü bağımlılığı ve kötüye kullanımı engelleyeceğiz."

Bakan Koca, uzman aile hekimleri, genişletilmiş ekip çalışması ve iki yönlü aile hekimliği-hastane iletişimi ile birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlü ve daha örgütlü hale getirerek sistemin güçlendirileceğine işaret ederek, hızlı bir şekilde yaşlanan toplumunda, aile hekimlerinden başlayarak etkin bir kronik hastalık yönetimi sistemi ile insanların sağlıklı yaşlanmasının temin edilmek zorunda olduğunu belirtti.

"ÜLKEMİZİ SAĞLIK TURİZMİ ÜSSÜ HALİNE GETİRMEK ZOR DEĞİL"

Anne ölümü, bebek ölümü, bağışıklama ve kronik hastalık yükü dahil tüm temel sağlık göstergelerinde en üst düzeye ulaşılmasının hedeflendiğini vurgulayan Koca, sözlerine şöyle devam etti:

"Oldukça düşük maliyetlerle vatandaş memnuniyetini yüksek tutmayı başaran sağlık sistemimize yeni katacağımız hizmet modeliyle ülkemizi sağlık turizmi üssü haline getirmek zor değildir.

Sağlık sistemimizdeki hızlı gelişme Türkiye'ye dünyada sağlık turizmi odağı haline gelme potansiyeli sunmaktadır. Bu potansiyelin uygun şekilde değerlendirilmesi, üniversitelerimize hızla sağlık meslekleri eğitim turizmi şansı verecektir.

Aşı, ilaç ve tıbbi cihaz teknolojisini olabildiğince yerelleştirip, ülkemizin jeopolitik durumu ve son dönemde bölgesinde kazandığı nüfusu da göz önüne alarak önemli bir ekonomik fırsat oluşturmamız mümkündür."

Bakan Koca'nın soru ve eleştirileri yanıtlamasının ardından Sağlık Bakanlığı, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı bütçeleri ile Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun kesin hesapları kabul edildi.