Sohbetin konusu Şemdinli

Ankara'da 30 Ağustos törenlerinde Başbakan Erdoğan'ın yanında oturan CHP Genel Başkan Yardımcısı Keskin, uzun sohbetin ayrıntılarını anlattı.

Sohbetin konusu Şemdinli

Ankara'daki 30 Ağustos Zafer Bayramı törenlerinde Başbakan'la samimi görüntüler sergileyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin, neler konuştuklarını NTV'ye anlattı.

Keskin, Başbakan'a BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın Şemdinli Çukurca arasındaki bölgenin PKK denetiminde olduğuna yönelik sözlerini sordu. Erdoğan'dan bu iddianın hayali olduğu yanıtını aldı.

Dokunulmazlık konusunda ana muhalefetle bir birliktelik oluşacak mı?
Adnan Keskin:
Sayın Başbakan'la konuşmamızın birinci maddesi teröre ilişkin BDP milletvekillerinin iddialarıydı. Belli bir bölgenin PKK militanlarının hakimiyetine geçtiğine dair iddialarla ilgili sayın Başbakanla karşılıklı söyleşimiz oldu. Bu konuda oldukça rahatsız olduğunu gördüm. Başbakan bazı milletvekillerinin PKK militanlarının silahların gölgesinde yapmış olduğu görüşmelerin kamuoyunda yaratmış olduğu olumsuzlukların rahatsızlığı içinde. Bana konuşmamızda milletvekili dokunulmazlığının yeni bir düzenlemeye gereksinim duyulduğunu bu konuda AKP olarak kendilerinin bir hazırlık içinde olduklarını vurguladılar.

Ben tabi kendilerine bir cevap vermedim o konuda. Benim anladığım kadarıyla dar kapsamlı bir dokunulmazlığın sınırlandırılmasına ilişkin bir yaklaşımları var. Biz CHP olarak biliyorsunuz kürsü özgürlüğünün dışındaki bütün dokunulmazlıkların kaldırılmasını istiyoruz. Sayın Başbakan'la yaptığım görüşmede bu konuda CHP'nin görüşlerini sormadı, ben de kendisine yansıtma fırsatını bulmadım. Ama Başbakan'ın konuşması dar kapsamlı bir dokunulmazlık sınırlamasının getirileceği doğrultusundaydı.

CHP'nin eski yönetiminden beri ''kürsü dokunulmazlığı hariç dokunulmazlığı kaldıralım'' biçiminde bir tavrı var zaten.
Yolsuzluğa bulaşanlar başka suçlara karışanlar nasıl vatandaş hakim karşısında savcı karşısında hesap veriyorsa parlamenterlere farklı bir ayrıcalık tanımanın demokrasi kavramıyla, yargının bağımsızlığı kavramıyla, insanların sisteme karşı işlediği suçların hesabını verme anlayışıyla bağdaşmadığı anlayışı içindeyiz. Bizim bu konudaki anlayışımız parlamentoda görev alan milletvekilleri hiçbir baskı altında kalmadan parlamenterlik görevini özgürce yerine getirebilmelidir. Kürsüde söylemiş oldukları sözlerle ilgili herhangi bir yaptırımla karşı karşıya kalmamalıdır. Onun ötesindeki işlenmiş olan bütün suçlarda milletvekilleri de sade insanlar gibi hesap vermelidir.

Peki buna rağmen bir orta yol bulunabilir mi? Partinizin BDP-PKK karşılaşması olayındaki tavrı nedir? Bu sadece onların dokunulmazlıklarının kaldırılmasını mı gerektirir?
Bu tabi partimizin yetkili organları tarafından verilecek bir karardır. Bizim genel çizgimiz bu doğrultudadır. Genel başkanımız döndükten sonra eğer iktidar partisi tarafından bize böyle bir talep yansıtılırsa yetkili kurumlarımız toplanır o konuda partimizin görüşünü kamuoyuna yansıtır.

Anayasa değişikliği gerektiriyor anladığım kadarıyla. İktidar partisi ile MHP’nin oyları yetiyor gibi ama CHP o zaman ciddi bir tavrını ortaya koymak durumunda kalacak galiba.
Eğer iktidar bizim söylediğimiz gibi yalnız kürsü özgürlüğünü korumak için dokunulmazlığı sınırlayan bir düzenleme getirirse CHP açısından zaten genel çizgimiz itibariyle bir olumsuzluk ortaya çıkmaz. Ama yapılacak teklifin içeriğini kapsamını bilmediğimiz için sübjektif bir değerlendirme yapmak istemiyorum.

'PKK PROPAGANDASI OLDUĞUNU SÖYLEDİ'
400 kilometrelik bir alanın PKK’nın kontrolünde olduğu yönündeki görüşü Başbakan'a iletmişsiniz yanılmıyorsam.

O gün BDP’nin genel başkanının bir açıklaması vardı. PKK’nın çok geniş bir alanda alan hakimiyetini kurduğunu buna inanmayan insanlar, bakanlar varsa ''beraberce gidip orada gerekli incelemeyi yaparız'' diye bir açıklama yapılmıştı. Ben Başbakan'a bunun çok vahim bir iddia olduğunu, insanlarımız üzerinde çok olumsuz etki bıraktığını bu konunun vakit geçirilmeden aydınlığa kavuşturulması gerektiğini ve bunun kendisine düşen bir görev olduğunu hatırlattım.

Sayın Başbakan bu uyarıma teşekkür etti bu haberlerin gerçeği yansıtmadığını, tamamıyla PKK’nın propagandasını desteklemek amacıyla yapılan bir açıklama olduğunu, zaten bunun maddi temelinin de bulunmadığını bu kadar geniş bir kapsamda hakimiyet kurmanın 700 tane militanla gerçekleştirilemeyeceğini, böyle bir geniş alanda hakimiyet kurmak için 10 binlerce militana gereksinim olduğunu söyledi. Bunun üzerine birkaç gün içinde kendisinin bir televizyon programına katılacağını ve bu konuda toplumun beklentilerine yanıt oluşturacak açıklamaları yapacağını ve önümüzdeki günlerde doğu ve güneydoğu bölgesinde çok kapsamlı bir geziye çıkacağını, toplumu bu haberlerin gerçek olmadığı konusunda uyaracağını vurguladı. Ben de bunun yapılması gerektiğini, insanların böyle bir beklenti içinde olduğunu belirttim.

Bu ortak girişim konuları özellikle Gaziantep katliamı sonrasında yeniden gündeme geldi. CHP’nin bir girişimi vardı, bu konuda yeni girişimler görebilir miyiz?
Bizim girişimimizin ne kadar haklı olduğu, ne kadar yerinde olduğu, TBMM Başkanı'nın yapmış olduğu son açıklamayla bir kere daha tescil edildi. Anlaşılıyor ki, şiddet konusunda dış politika konusunda TBMM’nin vakit geçirmeden toplanması gerekiyor. Bu sorunun tartışılacağı çözüm üretileceği zemin TBMM’dir. Meclis Başkanımız da CHP'nin çağrı yaptığı dönemde bu kadar duyarlı bir yaklaşım sergilemedi ve TBMM’nin toplanması konusunda bir gayret sarfetmedi. Ama anlaşılıyor ki Meclis Başkanımız da Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullardan rahatsız TBMM’nin toplanmasına yönelik bir açıklama yaptı. Biz hala bu görüşümüzün arkasındayız; TBMM’nin vakit geçirilmeden toplanması gerektiği kanısındayız.

TBMM bu kadar devasa iç ve dış sorunla karşı karşıya kaldığımız süreçte toplanmayacak da ne zaman toplanacak. Şiddetin de, dış politikadaki olumsuzlukların da çözüm üretileceği yer TBMM’dir. Bizim talebimizi yerinde görmeyen siyasal iktidar çağırsın TBMM’yi, şiddeti ve terörü görüşmek, bu konuda ortaklaşa bir çözüm üretebilmek için toplantıya çağırırsa CHP bu konuda toplantıya katılmaya hazırdır. Düşüncelerini de parlamento zemininde aktarmaya hazırdır.

Şu ana kadar diğer partilerden bir açıklama gelmedi. Biz bu konunun ortaklaşa bir yaklaşımla çözüleceği inancı içindeyiz. Bu konuda aslında iktidar partisinin bir öncülük yapması gerekmektedir. CHP'nin teklifini aldıktan sonra BDP’ye MHP’ye gerekli girişimleri yaparak ortaklaşa çözüm üretecek bir mekanizmanın işletilmesi gerekmektedir. Umuyorum Başbakan son günlerde duymuş olduğu bu rahatsızlığı dikkate alarak bu konuda gerekli girişimi sergilerler. TBMM’de grubu bulunan siyasi partiler 28 yıldır Türkiye'nin kalbinde sürekli kanayan bu yaraya ortaklaşa bir çözüm üretme şansını yakalar.

Bizim çağrımızdan sonra özellikle Suriye konusunda çok ciddi gelişmeler olmaya başladı. Bir takım olumsuzluklar basına yansıdı, gelen sığınmacıların sayısı arttı. Bu konuda meclisin konuya el koyması gerekmektedir. Milletvekillerimizin kamplara girişleri engellendi, orada yaşayan yurttaşlarımız rahatsız, basına bu konuda ciddi haberler yansımıştır. Sanırım bunları da dikkate alarak ortaklaşa bir girişimin kaçınılmazlığı bir kere daha gün yüzüne çıkmıştır.

Eninde sonunda iktidar ve ana muhalefet bu konuda bir araya gelebilir mi?
Toplumda böyle bir beklenti var. Her gün genç insanlarımız yaşamlarını yitiriyorlar. PKK zaten toplumda yaygın bir kutuplaşmanın devreye girmesini istiyor. Alan hakimiyetine yönelik bütün girişimlerde bunu görmektedir. Umuyorum önümüzdeki günlerde Türkiye insanı beklediği böyle bir yumuşak yaklaşım devreye girer insanlarımızın siyasetten beklediği çözüm önerilerini hayata geçirme şansını yakalarız.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...