Soner Yalçın tahliye oldu

Odatv davası tutuklusu gazeteci Soner Yalçın 687 gün sonra serbest kaldı. Cezaevi çıkışında gazetecilere açıklamalarda bulunan Yalçın, "İnadına yazmaya devam edeceğiz" dedi. Eski cumhurbaşkanlarından Ahmet Necdet Sezer de Yalçın'a telefon ederek 'geçmiş olsun' dileklerini iletti.

27.12.2012 - 11:32

Soner Yalçın tahliye oldu

Odatv davasında hakkında tahliye kararı verilen gazeteci Soner Yalçın, işlemlerinin tamamlanmasının ardından 687 gündür tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nden ayrıldı.

Çıkışta Yalçın'ı, oğlu Aren Yalçın, eski eşi ve avukatı Feza Kutanoğlu ve kız arkadaşı Halide Didem Kurt'un da aralarında bulunduğu yakınları ve arkadaşları karşıladı.

Cezaevi önünde basın mensuplarına açıklama yapan Yalçın, 'İçimde kimseye karşı bir kin yok, kimseye karşı bir nefret yok ama içimde büyük bir öfke var'' dedi.

Soner Yalçın, tutuklu sanık Yalçın Küçük ve diğer sanıklara işaret ederek, şunları kaydetti:

''75 yaşındaki bir Yalçın Küçük'e bu yapılmaz. Bu insan bir bilim insanı. Bu insanın kitapları dünya üniversitelerinde konuşuluyor. Bu insanın hepinizin boyu kadar kitapları var. Ben niye dışardayım, Küçük niye içeride Arkadaşlar, lütfen bunun peşini bırakmayın. Sadece Prof. Dr. Küçük değil, burada Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu da var. Bu insan bir rektör. Bu insan binlerce insana ameliyatlarla hayat vermiş. Bu insan kanser. Bu insan işte böyle bir evladını kaybetmiş.

Ve bu insanı içeride tutmakta neden inat ediyorlar İşte Prof. Dr. Mehmet Haberal. Yazıktır, ayıptır, bu ülkenin vicdanı nerede Sadece birkaç tane onurlu gazeteciye mi kaldı bu Nerede ülkenin gazetecileri, öğretim üyeleri nerede Bir tek biz değiliz. Hepiniz ayağa kalkın.''

'GAZETECİLİK YAPACAKSANIZ ZULMÜ GÖRÜN'
Bu davanın sadece Odatv davası olmadığını söyleyen Yalçın, ''Biz Odatv davasında Ergenekon'u yazdığımız için... Ben oradaki insanların büyük çoğunluğunu tanımam. Tanıdıklarımla da mahkemelik olmuşum. Ama bir gerçek var. Gazeteci gerçeğin yanında durur. Hakikate aşkla bağlıdır. Size sesleniyorum meslektaşlarım; Bu dönemde gazetecilik yapacaksanız buradaki zulmü görün'' diye konuştu.

'İNADINA YAZACAĞIZ'
Gazetecinin sadece gerçeğin yanında duracağını vurgulayan Soner Yalçın, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Biz gazeteciler, kendimizi iktidarlara, cemaatlere beğendirmek zorunda değiliz. Böyle bir sorumluluğumuz ve zorunluluğumuz yok. Kimseden izin alarak yazmayız. Biz kimseden izin alarak düşünmeyiz. Özgürce düşünür ve özgürce yazarız. Birileri Yalçın'ı ve diğer yürekli, onurlu gazetecileri cezaevine atarak, kalemini eğeceğini, kalemini kıracağını düşünebilir.

Ama biz öyle olmayacağız. Çünkü biz cezaevinde yatmayı, zindanda kalmayı Namık Kemal'den öğrendik. Biz bu vatana hasret içinde sürgünde yaşamayı Nazım Hikmet'ten öğrendik. Biz Aziz Nesin'den, Sabahattin Ali'den, Rıfat Ilgaz'dan inadına gazete çıkartmayı öğrendik. Biz Abdi İpekçi'lerden, Uğur Mumcu'lardan, Bahriye Üçok'lardan, Hrant Dink'lerden, Ahmet Taner Kışlalı'lardan, Hablemitoğlu'dan ölmeyi öğrendik. Ama bize yenilgiyi öğretemeyeceksiniz. Biz yenilgiyi öğrenmeyeceğiz ve inadına yazacağız.''

AHMET NECDET SEZER'DEN TELEFON
Yalçın, daha sonra Silivri'de görülen ''Ergenekon'' ve ''Balyoz'' davalarını takip edenler tarafından kurulan çadırı ziyaret etti.

Çadıra doğru yürürken Yalçın'ı telefonla arayan 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ''geçmiş olsun'' dileklerini iletti. Sezer ve Yalçın yaklaşık 5 dakikalık bir görüşme yaptı.

DOSTLARIYLA BİR ARAYA GELDİ
Yalçın, tahliye edildikten sonra Beyoğlu Asmalı Mescit'deki bir restoranda, aile yakınları ve dostlarıyla bir araya geldi. Soner Yalçın, Cumhuriyet Halk Partisi Denizli milletvekili İlhan Cihaner, gazeteci Hakan Aygün, Ertuğrul Mavioğlu, Tuğçe Tatari ve Yalçın Bayer'in de aralarında bulunduğu 100-150 kadar arkadaşıyla yemek yiyerek, sohbet etti.

'HAKİKAT NE İSE ORADA OLACAĞIZ'
Yalçın'ın dostlarıyla restorandaki buluşması yaklaşık 5 saat sürdü. Çıkışta, basın mensuplarına, dostlarıyla sohbet ettiğini açıklayan Yalçın, şunları söyledi.

''Bizi içeri atanlar kalemimizi eğeceğimizi, kalemimizi kıracağımızı düşünebilirler. 26 yıllık gazeteciyim. Bundan sonra da gazeteciliğe devam edeceğim'' diyen Yalçın, hayatının sonuna kadar gazetecilik yapmaya ve kitap yazmaya devam edeceğini söyledi.

Kendisi için değişen bir şey olmadığını belirten Yalçın şöyle konuştu:

''Gerçek ne ise, hakikat ne ise biz orada olacağız. Kim acı çekiyorsa, biz acı çekenin yanında olacağız. Gerçeği sadece halk ister. Dün nasıl halkın yanında gazetecilik yapıyorsam, aynı şekilde devam edeceğim. Hayatımda değişen bir şey yok'' diye konuştu. 

YURTDIŞINA ÇIKAMAYACAK
İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, Odatv davasında yargılanan Soner Yalçın hakkında tahliye kararı vermişti. Yurtdışına çıkış yasağı konulan Yalçın, her hafta karakola giderek imza verecek.

KÜÇÜK VE AVCI'YA TAHLİYE YOK
Davanın diğer tutuklu sanıkları Yalçın Küçük ve eski emniyet müdürü Hanefi Avcı'nın tahliye talepleri ise reddedilmişti.

Duruşmada gün boyu yaşananlar




Ergenekon soruşturması kapsamında Odatv'de yapılan aramalar sonrasında gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener ve Soner Yalçın'ın da aralarında bulunduğu 13 sanık hakkında açılan davanın 15. duruşması görüldü.

'BİZE YENİ İNSANLAR KAZANDIRDINIZ'
Duruşmada, Mahkeme Heyeti Başkanı Mehmet Ekinci, talebinin alınması için tutuklu sanık Yalçın Küçük'ü kürsüye çağırdı. Bu sırada, söz almadan konuşan sanık Ahmet Şık'ın, ''Avukatlar yok, bu şekilde duruşmaya başlayamazsınız'' demesi üzerine Başkan Ekinci, ''Bekleyen yok, avukatların yeri de boş isterlerse gelir oturur. Zorla duruşmaya alacak halim yok'' dedi. Ahmet Şık'ın ''Zorla içeri almıyorsunuz ama...'' şeklinde konuşması üzerine Başkan Ekinci, ''Ahmet Bey sizinle polemiğe girmeyeceğim. Yerinize oturun lütfen'' dedi.

Sanık Yalçın Küçük taleplere ilişkin konuşmaya başladığı sırada, adliye dışında açıklama yapan sanık avukatları duruşma salonuna girdi. Salonun kalabalık olmasından dolayı avukatların girişi sırasında Mahkeme Başkanı ile bazı izleyiciler arasında tartışmalar yaşandı.

Tartışmaların ardından yeniden konuşmaya başlayan Yalçın Küçük, sanıkları göstererek, ''Size ve 'Ergenekon' davasına bakan mahkemeye teşekkür ederiz. Bize yeni insanlar kazandırdınız. Bu insanlara iyi bakın, bu insanlar yarın ülkeyi yönetecek'' diye konuştu.

‘BANA İYİ BAKIN, BÖYLE SANIK BULAMAZSINIZ’
İddianameyi eleştiren Küçük, ''İddianameye göre PKK'yı yönetiyorum, 'Ergenekon'u yönetiyorum, 'Odatv'yi yönetiyorum, ben CHP'yi yönetiyorum, ben siyaset dünyasını da yönetmeye çalışıyorum. Ben nasıl bir insanım. O yüzden bana iyi bakın, böyle sanık bulamazsınız'' dedi.

Cumhuriyetin kendisine bir görev verdiğini belirten Küçük, kendisini bu ''cumhuriyetin görücüsü'' olarak nitelendirerek, şunları söyledi:

''Cumhuriyet, bana görme görevi verdi. Ben kimsenin görmediklerini görüyorum. Hanefi Avcı huzurunuzda sanık. Burada Hanefi Avcı'ya sordum. 'Beni takip eder misiniz?' dedim. 'Mesleğim sizi takip etmek' dedi. Mehmet Eymür'e sordum, 'evet' dedi. Bir yere gittiğimde havayı koklar, polisimi ararım. Eğer bir yerde polis bulamıyorsam, 'bu devlet artık beni ciddiye almıyor' derim. Her şeyimizi takip ediyorsunuz. Neyi takip ediyorsunuz. Hukuk mantıktır, hukuk akıldır. Akıl ve mantık dışı hiçbir şeyi TÜBİTAK'a gönderemezsiniz.''

‘SİZ DE HİÇ VİCDAN YOK MU?’
Davanın sanıklarından Barış'a talimat verip bazı haberleri internete koydurduğunun iddia edildiğini anlatan Küçük'ün, mahkeme heyetine seslenerek ''Siz de hiç vicdan yok mu? Beni hala tutuklu yargılıyorsunuz'' demesi üzerine Başkan Ekinci, ''Böyle konuşamazsınız, bu şekilde konuşma hakkınız yok'' dedi.

Bunun üzerine Küçük, özür dileyerek sözlerini tamamladı.

‘NEDİM BEY'İN İŞİ VAR, BİTSİN GELECEK’
Bu arada, salonun kapısından bir izleyici içeriye seslenerek, ''Nedim (Şener) dışarı çıksın'' dedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Ekinci, ''Ne oluyor orada? Burada duruşma yapıyoruz. Nedim Bey'in işi var, bitsin gelecek'' şeklinde konuştu.

‘BU KÖTÜLÜK ÖRGÜTLÜ’
Tahliye talebine ilişkin söz verilen tutuklu sanık Soner Yalçın ise kötülüğün sıradan olduğunu ve ülkede zalim bir kötülüğün var olduğunu savunarak, ''Bu kötülük örgütlüdür ve ne yazık ki devlet içinde yuvalanmıştır. Düzenlediği tertiplerle insanları itibarsızlaştırmakta, hapse attırmaktadır'' dedi.

Yalçın, bu kötülüğün yolun sonuna geldiğini ve açığa çıkmaya başladığını ifade ederek, şöyle devam etti:

''Baksanıza, Başbakan Erdoğan bile kendisinin dinlendiğini, ofislerinde dinleme cihazı, böceklerin bulunduğunu açıkladı. Şimdi sıra bu böceği yerleştiren kötülük merkezini ortaya çıkarmaya geldi. Buradan açıklıyorum, biz bu tertipçileri biliyoruz. Yazdık ve 2 yıldır da bu mahkeme salonundan haykırıyoruz.

Bu tertipçiler, Deniz Baykal'a kaset komplosu yapanlardır. Bu tertipçiler, 10 MHP'liye seks kaseti komplosu kuranlardır. Komplo yapacağı kişinin telefonunu dinleyecek, adım adım takip edecek, gizlice evlere girip kamerayı yerleştirecek, görüntüleri kaybedecek, yurt dışından internete sızdıracak ve hiç yakalanmayacak! Böylesine bir tertibi kim yapabilir? Sırtını devlete dayamadan, devletin istihbarat olanaklarına sahip olmadan bu tezgah kurulabilir mi, yapılabilir mi? Türkiye'nin merakla aradığı asıl derin devlet işte budur.''

‘TERTİPÇİLERİN YENİ HEDEFİ BAŞBAKAN’
Bu konuları yazdıkları için kendilerine de komplo kurulduğunu iddia eden Yalçın, ''Bilgisayarlarımıza virüslü word dosyaları yükleyip bizi hapse attırdılar. Devlet içindeki bu kötülük merkezinin kim olduğunu hükümetin bilmediğini sanmak saflık olur. Tek eksik olan Türkiye'de bunları ortaya çıkaracak siyasi iradeye sahip olup olmamasıdır. Ama sanıyorum düğmeye bastılar.

Çünkü biliyorlar ki bu tertipçilerin şimdiki yeni hedefinin Başbakan Erdoğan olduğu gün gibi açıktır. Devlet içindeki bu güç-iktidar çatışması kaçınılmazdır'' diye konuştu.

‘MİT KOZİNOĞLU’NUN HESABINI SORMAZSA YAZIKLAR OLSUN’
''Kendime yapılan bu büyük haksızlığın hesabını sormayacak mıyım?'' diyen Yalçın, şunları söyledi:

''Eğer biz gazeteciysek bunun hesabını sorarız. Sadece biz mi? Eğer bu ülkenin istihbarat örgütü MİT, komplo sonucu hapse atılan ve cezaevinde yaşamını kaybeden meslektaşları Kaşif Kozinoğlu'na yapılanların hesabını sormazlarsa, yazıklar olsun onlara. Kozinoğlu'na yapılan tertibi açığa çıkarmazlarsa tarih önünde hep 'suç ortağı' olarak anılacaklardır. Bitmedi. Türk Polis Teşkilatı, bir kitap yazdı diye hayatı felaketlerle didik didik edilen emniyet müdürleri Hanefi Avcı'ya, kendi içlerinden yapılan bu tertibi ortaya çıkarmazlarsa onlara da yuh olsun. Tarih onları da suç ortağı olarak yazacaktır. MİT'e, Emniyet'e sesleniyorum, bu iftiralar komplolar, tertipler atölyesini ortaya çıkarmak boynunuzun borcudur.''

Yalçın, mahkeme heyetinden bu örgütlü kötülüğün ortaya çıkarılmasına yardımcı olmalarını isteyerek, ''(Odatv) davasını sonlandırınız artık. Bilgisayarlara virüslü word dosyaları gönderen şebekenin ortaya çıkarılması için savcılığa suç duyurusunda bulununuz. Bunu yaparak, salt ülkemizde değil dünyada da 'Türkiye'de hakimler varmış' dedirtiniz. Adalet adına bu ülkenin umudu olunuz'' diyerek sözlerini tamamladı.

YER KAVGASI
Adliyedeki büyük salondaki ses sisteminin bakımdan geçmesi nedeniyle İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kendi küçük salonunda yapılan duruşma öncesi, salona girme konusunda avukatlar ve kapıda görevli güvenlik mensupları arasında tartışma yaşandı.

Sanık avukatları, ''yer darlığı nedeniyle sadece kapıdaki listede ismi bulunan avukatların içeri alınmasını ve bunun için kapıda turnike oluşturulmasını'', adliye önünde protesto etti. Açıklamada, yapılan uygulamalarla  savunma makamına saygısızlık yapıldığı savunuldu.

DURUŞMA ÖNCESİ BASIN AÇIKLAMASI
Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı önünde duruşma öncesi basın açıklaması yapıldı, gazetecilerin serbest bırakılması istendi.

Yapılan açıklamaya Gazetecilere Özgürlük Platformu, CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ve Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu da destek verdi.

3’ü tutuklu 13 sanığın İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşması öncesi Gazetecilere Özgürlük Platformu adına basın açıklamasını yapan Ümit Kurtulan, gazetecilerin siyasi iktidarın hoşuna gitmeyen yazılar yazdıkları gerekçesi ile yargılandıklarını belirterek, “Meslektaşlarımıza yöneltilen suçlamalara, dava dosyalarına sehven konulan düzmece nice delilin dayanak oluşturması bu davanın meşruluğuna gölge düşürmektedir" dedi.

'MİLLETİN YÜREĞİ ÇAĞLAYAN'DA VE SİLİVRİ'DE'
Tutuklu 30 gazetecinin de fotoğraflarının bulunduğu pankart, basın açıklaması sırasında yerlere serildi.

Grup, “Hapisteki gazetecilere özgürlük" yazılı pankart açtı. Ümit Kurtulan’ın ardından açıklama yapan Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu, “Milletin yüreği bugün Çağlayan’daki Odatv davasında, milletin yüreği bugün Silivri’deki Ergenekon davasında. Bellerine bomba mı sarmışlar? Ellerine tüfek mi almışlar? Karakol mu basmışlar ki Terörle Mücadele Kanunu’nu ihlalden yargılanıyorlar" diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, grup adına açıklama yaptı. CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, grup adına açıklama yaptı.

'İPİN KİMİN ELİNDE OLDUĞUNU BİLİYORUZ'
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ise, davaların siyasi olduğunu belirterek, “Bu davaların ipinin kimin elinde olduğunu biliyoruz. Kurda kuzu postu giydirmek gibi görüyorum bu davaları. Postu kaldırdığınızda altından intikam, rövanş, nefret çıkıyor" dedi.

Davaların bir an önce sonlandırılması gerektiğini belirten Tarhan, “İktidarın Rektörlerinin karşısında ODTÜ’nün olduğunu düşünürsek, iktidar yargısının da karşısında gerçek gazeteciler olduğunu düşünürsek kimin kazanacağını biliyoruz demektir. Bugün olumlu bir karar çıkmasını diliyorum" diye konuştu.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...