NTV

Ve Veli Küçük konuştu

Türkiye

Ergenekon davasının 26. duruşmasında iddianamenin 1 numaralı sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük ilk kez konuştu. “Devletin komplo kuracağını hiç düşünmemiştim” dedi.

44’ü tutuklu 84 sanıklı Ergenekon davasının 26. duruşması bugün yapılıyor. Duruşmaların başladığı 20 Ekim tarihinden bu yana bayram tatili nedeniyle en uzun aranın verildiği davada bugün emekli Tuğgeneral Veli Küçük savunma yapıyor.

Veli Küçük, uzun zamandan beri planlı bir şekilde üzerine gelindiğini ve bu planın icra safhasına konulması sonucu gözaltına alındığını söyledi. Küçük, gözaltına alınmadan bir gece önce rahatsızlığı nedeniyle geceyi hastanede geçirdiğini, ertesi gün de hastaneye gitmesi gerekirken emniyete götürülmesine itiraz dahi etmediğini anlattı.

Küçük, “Çünkü hayatım boyunca hiç hata yapmadım, yasaların dışına çıkmadım. ‘Veli Küçük korktu’ dememeleri için hastalığımı sakladım. Ancak devletin komplo kuracağını hiç düşünmemiştim” diye konuştu. Evinde arama yapılırken, cezaevi firarisi ya da PKK’lı militanlar aranıyormuş gibi evinin kuşatıldığını ileri süren Küçük, bu görüntülerle polisin darbe yaptığının düşünülebileceğini savundu.

Gözaltına alındığını ilgili askeri birime bildirdiğini ancak bunun yardım isteniyormuş şeklinde kamuoyuna yansıtıldığını dile getiren Küçük, kimseden yardım istemediğini, yardıma da ihtiyacı olmadığını belirtti.

Bu olayın kendisini topluma tanıtması açısından bir fırsat olduğunu dile getiren Küçük, iddianamenin yüce Türk milletine karşı hazırlandığını öne sürdü. İddianamede ‘terör örgütü’ deyiminin, Türk’ün Kabe’si olan Ergenekon ile birlikte kullanıldığını ifade eden Küçük, iki kelimeyi birlikte kullanmasının kendisinin ayıbı olmadığını, bu yüzden de yüce Türk milletinden özür dilediğini söyledi.

İDDİANAME DİNİ DEĞİŞTİRMEK İSTİYOR
Küçük, iddianame ile Atatürk’ün Cumhuriyeti’nin yargılanmak istendiğini, rejimin, dinin değiştirilmek istendiğini savundu.

Veli Küçük şu ifadeleri kullandı: Aziz Türk milletine 40 yıldan fazla sadakatle hizmet etmiş, Cumhuriyet kanunlarına bağlılığı ve her türlü yasa dışı faaliyetlerle yasal yollardan sonuna kadar mücadele etmeyi şiar edinmiş Veli Küçük olarak, yüce heyetinizi ve tarihe not düşmekte olan herkesi saygıyla selamlıyorum. Milletlerin tarihinde emsallerine rastlanması çok güç olan komik, aynı zamanda da trajik bir davada sanık olarak bulunmaktan hem memnun hem üzgün hem de gururluyum. Yıllardır her puslu ortamda yeniden yoğrulup üzerime sıçratılan çamurları temizleme ve yüce mahkemeniz huzurunda milletime doğruları anlatma fırsatı buluyorum. Acımasız ve vicdansız senaryolar çerçevesinde uydurulan tamamen asılsız gerekçelerle sanık olarak mahkeme huzurunda bulunmaktan son derece üzgünüm. Üzgünüm çünkü, bu hazin, hazin olduğu kadar da gülünç oyunda başta Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’ni ayakta tutan kurumlar hedef alınmaktadır. Huzurunuzda bulunmaktan aynı zamanda gururluyum. Gururluyum çünkü, askerliğe girdiğim anda ettiğim yemine uygun olarak devletime, milletime, Cumhuriyete hep sadık kaldım ve bu uğurda canımı ortaya koymaktan çekinmedim.”

İDDİANAMEDEKİ VELİ KÜÇÜK ‘SANAL’
Küçük, şöyle devam etti: “Gururluyum çünkü, yıllardan beri benim üzerimden Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmaya çalışanların tahriklerine kapılmadım. Medyatik olmaktan sürekli uzak durdum, sustum. Ben sustukça bunu fırsat bilenler tarafından, esasen faili yıkıcı şer güçleri olan olaylar benim üzerime yıkılmaya başlandı. Devletine, milletine legal alanda hizmet eden Veli Küçük yerine, bölücü, yıkıcı çevrelerin algıladığı puslu ortamın yaratılmasına katkı sağlayan gerçek veya uydurulmuş her olayın faili gibi gösterilen, illegal ve sanal bir Veli Küçük yaratılmaya çalışıldı. Esasında Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmayı hedefleyen bilinçli, sinsi ve sürekli bir şekilde oluşturulan bu Veli Küçük imajı üzerine kurulan, bu uydurma, bu hayali senaryolarla huzurunuza sanık olarak getirilmiş bulunmaktayım. Şu anda karşınızda bulunan Veli Küçük, gerçek bir Veli Küçük’tür. İddianamede belirtilen Veli Küçük ise sanal bir Veli Küçük’tür. Yine sanal olan fiillerin faili gibi gösterilen sanal Veli Küçük, sanal olarak yaratılmış olan bir örgüt ile birlikte huzura getirilmiş gerçek Veli Küçük ve uzun yıllar hizmet etmekten büyük gurur duyduğu Türk Silahlı Kuvvetleri karalanmaya çalışılmıştır.”

KAZANIN DİBİ TUTTU
Küçük, savunmasını şöyle sürdürdü: “Bir kısım medyanın ve uluslararası karanlık çevrelerin desteğiyle bir yamyam kazanı oluşturulmuş ve sesi çıkan herkes bunun içine atılmaya başlanmıştır. Bir türlü inandırıcılık dediğimiz nefaseti ve ayarı tutturamadıklarından, kazanın dibi tutmuş ve hatta yanmıştır. Artık pis kokular herkes tarafından algılanabilmektedir. Artık aklı selim her insan, rejimin koruyucu unsurlarını hedef alanların büyük bir hesaplaşma içerisinde olduklarını açıkça görebilmektedir. Kazanda gerçekte kaynatılmak istenen ben veya benim gibiler değil, bizim üzerimizden laik ve bağımsız Cumhuriyet rejimidir. Böylece buharlaştırılmak istenen büyük Atatürk’ün rejimi emanet ettiği ve bu görevini sonuna kadar yapmaya amade olan kurumlarımızdır. Buharlaştırılmak istenen Türk milletinin tarihi ve milli değerleridir. Türk milletinin Cumhuriyeti savunma refleksleridir. Bu değerler, buharlaşmaya devam ettiği ve önü alınamadığı sürece, Cumhuriyet rejimi de devlet de, millet de tarihin akışı içerisinde acımasızca yok olacak ve tarih sahnesinden silinecektir.”

KİRALIK EV BULAMADIM
Bazı özel nedenlerden İstanbul’da kalması gerektiğinden lojmandan ayrıldıktan sonra ev kiraladığını belirten Küçük, “Sayın Başkanım; Veli Küçük olmak çok zor. Arkasında 4 korumayla dolaşan Veli Küçük’ü gördüklerinde insanlar evlerini kiralamak istemiyorlar. Tabii haklılar. Emlakçı ile anlaşıyorsunuz, ev sahibi sizi görünce kiralamaktan vazgeçiyor. En sonunda yol seviyesinin altında, perdeleri hiç açılmayan bir ev kiraladım” diye konuştu.

‘KÜRT SORUNU’ DEĞİL ‘ERMENİ SORUNU’
Küçük, “Doğu sorunu” ile ilgili yaptığı konuşmanın metnini avukatının mahkemeye sunacağını ifade etti. Bu konuşmasında, Kürt ve Türk’ün kardeş olduğunu, Doğu sorununun Kürt sorunu olmadığını anlattığını kaydeden Küçük, Kinsay Kartal’ın risalelerini ve Mehmet Şükrü Sekman’ın Kürt sorunu ile ilgili kitaplarını kendi imkanlarıyla çoğaltarak bölgede dağıttığını anlattı. Doğu sorununun bir Kürt sorunu değil, Ermeni sorunu olduğunu anlattığını söyleyen Küçük, “Bunlar bazılarının hoşuna gitmedi ve buradayım” dedi.



FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER
Kocaeli’de faili meçhul cinayetler meydana geldiği yönünde basında sık sık haber yapıldığını hatırlatan Veli Küçük, şunları söyledi:

“Benim bölgemde faili meçhul olmaz. Ben ortaya çıkartırım. Benim avukatım da görev yaptığım süre içinde faili meçhul cinayet olup olmadığının araştırılması için mahkemeye dilekçe verdi. Bu, ertesi gün basında ‘mahkeme faili meçhulleri araştırıyor’ diye çıktı. Ama benim avukatımın bu konuda dilekçe verdiği yazılmadı. Öyle komik şeyler oldu ki bir defterime not aldığım turşu yapımı ile ilgili tarif, bomba yapımıyla karşılaştırılarak gazetelerde yer aldı.”

JİTEM TSK’YA YAPILAN BİR SALDIRIDIR
İstihbarat görevinde çalışmış olmasının iddianamede suç gibi aktarıldığını savunan Küçük, kısa bir süre için Jandarma Genel Komutanlığı istihbarat gruplarında görev yaptığını söyledi. Söz konusu birimin resmi bir birim olduğunu ifade eden Küçük, şöyle dedi:

“İddianameye ısrarla JİTEM adı konulmuştur. Jandarma Genel Komutanlığı’nın hiçbir zaman böyle bir birimi olmamıştır. Bu isim konularak sanki gizemli, gayriyasal bir oluşum varmış izlenimi yaratılmaktadır. Jandarma Genel Komutanlığı’nın istihbari grupları gayri yasal bir faaliyette bulunmamıştır. JİTEM, TSK’ya yapılan bir saldırıdır” dedi.

SEDAT PEKER ÇETE LİDERİ DEĞİL
İddianamede çıkar amaçlı suç örgütü lideri olarak bahsedilen görüştüğü kişilerin Sedat Peker ve Sami Hoştan olduğunu belirten Veli Küçük, “Sedat Peker ve Sami Hoştan’ın çıkar amaçlı suç örgütü lideri olduklarını kabul etmiyorum” diye konuştu.

SUSURLUK’U SAMİ HOŞTAN HABER VERDİ
Susurluk’un merkezinde olduğu yönünde iddialar bulunduğunu belirten Küçük, kazayı kendisine Sami Hoştan’ın haber verdiğini dile getirdi. Hüseyin Kocadağ ve Sedat Bucak’ı tanıyor olması nedeniyle Hoştan’ın kendisine de haber verdiğini belirten Küçük, bunun üzerine kazanın meydana geldiği yerdeki emniyet müdürünü arayarak bilgi aldığını, bu sırada Mehmet Özbay isimli kişinin de öldüğünü öğrendiğini söyledi.

Küçük, olaydan yaklaşık 1 ay önce Abdullah Çatlı’nın “Mehmet Özbay” sahte kimliği ile dolaştığına dair bazı resmi makamlara başvuruların olduğunun duyulduğunu anlatarak bu konuda emniyet müdürünü uyardığını dile getirdi. Kazanın ardından kendisi ile ilgili basında yayınlar yapıldığını belirten Küçük, bunun üzerine hakkındaki iddiaların soruşturulması için talepte bulunduğunu söyledi. Jandarma Genel Komutanlığı’nca görevlendirilen 3 general tarafından yapılan inceleme sonucunda iddiaların doğru olmadığı sonucuna varıldığını kaydeden Küçük, söz konusu iddiaların orduyu yıpratma faaliyetleri çerçevesinde olduğu kanaatine varıldığını söyledi.

SUSURLUK KOMİSYONU’NA ÇAĞRILMADIM
İddianamede ayrıca Susurluk Araştırmada Komisyonu’na ifade vermek üzere gitmediği yönünde iddiaların bulunduğunu hatırlatan Veli Küçük, “Susurluk Araştırma Komisyonu’na çağrılmadım. Bu durum, Fikri Sağlar tarafından da bazı medya kuruluşlarına yaptığı açıklamalarda dile getirilmiştir. Anadolu’da bir laf vardır ‘Çağrılmayan yere simitçi ile leblebici gider” dedi.

TUNCAY GÜNEY İLE TANIŞMA
Tuncay Güney ile kendisinden yaşça büyük emekli bir asker tarafından tanıştırıldığını belirten Küçük, Giresun’da görev yaptığı süre içerisinde Güney’in zaman zaman kendisine gelerek doyurucu olmayan, doğruluğu tartışılır bilgiler verdiğini anlattı.

Bilgileri Güney’in kendisi ile olan irtibatını kesmemek için verdiğini düşündüğünü belirten Küçük, Güney ile yapılan ve mülakat adı verilen görüşmeden bu kişinin ne derece güvenilir olduğunun ve bugünlere hazırlık yapıldığının açıkça anlaşıldığını söyledi. Tuncay Güney ile yapılan bu görüşmeden örnekler okuyan Küçük, sorguyu yapan kişinin Güney’i ısrarla yönlendirdiğini, hatta daha önceden yazılan senaryoyu zaman zaman hatırlattığını savundu.

Tuncay Güney’in kendisinin adını kullanarak dolandırıcılık yaptığını daha önceden öğrendiğini söyleyen Veli Küçük, davanın sanıklarından Semih Tufan Gülaltay’ın ifadelerinden de Gülaltay’ı cezaevinde kendisinin adını kullanarak ziyaret ettiğini, istihbaratçı bir subay olduğunu söylediğini öğrendiğini anlattı. Küçük, Güney’in kendisinin adını kullanarak başka şeylere de karışmış olmasına şaşırmayacağını ifade ederek, Güney’i Gülaltay’ın ziyaretine kimlerin gönderdiğinin araştırılması gerektiğini belirtti.

TUNCAY GÜNEY’İ UZAK TUTMAYA ÇALIŞTIM
Tuncay Güney’i kendisinden uzak tutmaya çalıştığını belirten Veli Küçük, Güney’in yakında emekli olacağını bildiğinden ve belki de oturacak evinin ve kullanacak arabasının da bulunmadığını bildiğinden kendisine bir cip getirdiğini vurguladı. Bu cipi kabul etmediğini, sert bir tavırla reddettiğini ve bir daha Güney’le görüşmediğini anlatan Küçük, “Cipi alsaydım -bu mümkün değil ama- bu operasyon çok daha önce başlayabilirdi” dedi.