Başbakan Tayyip Erdoğan, Ergenekon'daki son gözaltıları değerlendirdi. Ancak değerlendirme sırasında hükümetin Ergenekon soruşturmasında daha önce takındığı tavırda değişiklik yaptığı görüldü.

Başbakan Erdoğan, 22 Temmuz seçim sürecinde eski CHP Lideri Deniz Baykal'ın "Ergenekon'un avukatıyım" sözlerine "Ben de savcısıyım" yanıtını vermişti. Baykal'ın sözleri unutulmuş ama Erdoğan'ın "Savcısıyım" sözleri üzerine yapışmıştı.

Dün başlayan gazetecilerin gözaltına alındığı Ergenekon dalgasını değerlendiren Erdoğan bu kez "Ne savcıyız ne de hakim" sözlerini dile getirdi.

İstanbul Adalet Sarayı'nın Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'ndan, Adalet Bakanlığı'na devri dolayısıyla düzenlenen törende konuşan Erdoğan şunları söyledi: "Yargıyı ele geçirmek gibi bir arzumuz olamaz. Hantallaşmış, tozlu dosyaların altında ezilmiş bir yargıyı cüzdanı ile vicdanı arasında sıkışmış bir yargıyı bağımsız, tarafsız bir yargıya dönüştürmek için mücadele verdik.

Personel yetersiz deniliyor, ama personel alımında engeller çıkarılıyor. Yargıyı bağımsız hale getirecek her adıma muhalefet ediliyor. Kimin yargıyı siyasallaştırdığını milletimin görmesini istiyorum. Kimin yargıyı kendi arka behçesi gibi gördüğünü vatandaşın bilmesini istiyorum.

Tutukluluk süresi dolduğu için dosyalar zamanında incelenmediği için terör zanlıları serbest bırakıldı. Önlerine farklı dosya geldiğinde ışık hızıyla karara bağlıyorlar. Benimle ilgili 24 saatte karar verdiler. Onama mı istersin, bozma mı diyerek ısmarlama kararlar veriyorlar.

KCK operasyonları yapılıyor, hükümet hedef tahtasına oturtuluyor. Tutukluluk süresi dolduğu için zanlılar serbest bırakalıyor, birileri gözaltına alınıyor. Hükümet eleştiriliyor.

SAVCI DA, HAKİM DE DEĞİLİZ
Türkiye bir hukuk devletidir. Türkiye kuvvetler ayrılığı üzerine bina edilmiş bir demokratik rejimdir. Yürütmenin görev ve sınırları bellidir. Hiçkimse yargının tasarruflarından dolayı bize fatura kesmeye, çamur atmaya, hedef tahtasına yerleştirmeye kalkışmasın. Biz sadece ve sadece yargıya yardımcı oluruz, yardımcı oluyoruz. Ana muhalefet partisini, muhalefet partilerini, özellikle de medyayı, son günlerdeki operasyonlar nedeniyle takındıkları tavırdan dolayı sorumlu olmaya, sorumlu davranmaya davet ediyorum. Biz savcı da değiliz, hakim de değiliz, birileri gibi avukat da değiliz.

Bir başbakan olarak yargının yıpratılmasına, hedef tahtası haline getirilmesine de razı olamayız. Yargı bir tasarrufta bulunuyorsa bunu anayasa ve yasalar çerçevesinde yapmaktadır. Herkes yargıya bu noktada yardımcı olsun. Adaletin en hızlı şekilde tecellisine katkıda bulunsun. Yargının işini zorlaştıran davranışlar sorumsuzca olur.

Yasama ve yürütme olarak adalet altyapısına ilişkin adalet sarayları yapmakla kalmıyoruz. Yargının ihtiyaçlarını en hızlı şekilde karşılamanın gayreti içerisindeyiz."