NTV

"Yemezler!"

Türkiye

Biyogüvenlik Kurulu'nun 9 yeni GDO'lu mısır çeşidini kamuoyu görüşüne açması üzerine Greenpeace'in başlattığı "Yemezler" kampanyası toplumu GDO'lu ürünler konusunda bilgilendirmeyi hedefliyor.

Daha önce balıkların yasal avlanma boylarının yeniden belirlenmesi için "Seninki kaç santim" sloganıyla düzenlediği kampanya ile büyük ses getiren Greenpeace bu kez de GDO'lu ürünler hakkında dikkat çekici bir kampanyaya imza atıyor.

"Yemezler" kampanyası, toplumu GDO'lu, yani genetiği değiştirilmiş organizmalara karşı uyarmayı hedefliyor. Kısa bir işlemle üye olunabilen sitede katılımcılar "Senin rozetlerin" isimli sayfaya yönlendiriliyorlar ve bu sayfa üzerinde bulunan rozet resimlerinin üzerinde yer alan görevleri yerine getirebiliyorlar.

Katılımcılar bu sayede hem kampanyanın bir adım ilerlemesini sağlamış oluyorlar, hem de kampanyaya dair hediyeler kazanıyorlar. Siteye göre, söz konusu rozetlerden 4 adet toplayana rozet, 10 adet toplayana kupa, 14 adet toplayana ise tişört hediye ediliyor. Greenpeace herkesi yemezler.org sitesine davet ediyor.

Kampanya çerçevesinde Greenpeace eylemcileri,Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın giriş kapısındaki tabelanın yazılı olduğu platforma çıkmak istedi. Bakanlığın özel güvenlik görevlilerinin sert müdahaleleri ile karşılaşan, inek kostümü giymiş eylemciler, ellerinde “GDO mu? Yemezler!” yazan pankartlarla GDO yönetmeliğinde dün yapılan sözde değişkliği protesto ettiler.


Greenpeace Akdeniz Tarım Kampanyası Sorumlusu Tarık Nejat Dinç: “Dün GDO’larla ilgili dünyada iki önemli gelişme yaşandı. Birincisi Çin Hükümeti’nin GDO’lu gıdaları ülke genelinde yasaklama kararıydı. Diğeri ise Türkiye’de Danıştay’ın aldığı yürütmeyi durdurma kararı gereğince Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın GDO yönetmeliğinde yaptığı değişiklikti. Bakanlık yaptığı değişiklikle antibiyotik direnç geni içeren GDO’ları yasaklamış gibi gösterirken, gerçekte izne tabi hale getirdi. Yani bir önceki yönetmelikte varolan yasağı fiiliyatta kaldırarak esasen hukuğun arkasından dolaştı. Çin’de ve Türkiye’de yaşanan bu iki farklı uygulamayı görünce ‘Herkes gider Mersin’e, Bakan Eker gider tersine’ demekten kendimizi alamıyoruz” dedi.