Birleşmiş Milletler'e bağlı UNESCO'nun raporuna göre Türkiye'de tehlike altında bulunan 15 dil var. Bunlardan bazıları (Hertevince gibi) çok az sayıda insan tarafından konuşuluyor ve her an yokolabilir. Bazıları ise, karşılaştırmalı olarak, daha güvenli durumda. Çerkes dilleri, Abhazca ve Zazaca; risk altında olmakla beraber halen kayda değer sayıda insan tarafından konuşulan diller.

ntvmsnbc, 'Türkiye'nin yokolan dilleri' dosyasını açıyor. Bugün başladığımız dizide ilk konu başlığı Zazaca... Kırmancki, Zazaki, Dımıli gibi isimlerle de anılan bu dile dair, önümüzdeki yıllarda gündemi daha fazla işgal etmesi muhtemel bir tartışma alttan alta devam ediyor. Kimi görüşlere göre Zazaca diye ayrı bir dilden söz etmek mümkün değil çünkü bu Kürtçe'nin bir lehçesi. Bu görüşü savunan Kürt milliyetçi çevreleri, Zazaki'nin ayrı bir dil olarak ortaya konmasını, ardında devletin bulunduğu bir "nifak" girişimi olarak yorumluyorlar.

Ancak Türkiyeli Zaza toplumunun önemli bir kısmı Zazaki'nin ayrı bir dil olduğunu belirtiyor. Bu konuda akademyanın ne dediğini öğrenmek için, tanınmış dilbilimci Sevan Nişanyan'ın görüşlerine başvurduk. 

"Zazaca gerçeğiyle" tanışmama, TRT Şeş'te çalışmaya başladığını öğrendiğim Tuncelili (Dersimli) bir meslektaşıma "Demek ki bundan sonra bir süre Kürtçe habercilik yapacaksın" dediğimde aldığım yanıt vesile olmuştu geçen yıl: "Ben Kürtçe'den anlamıyorum ki, benim anadilim Zazaca". UNESCO'nun 'tehlike altındaki diller' listesinde Türkiye'yi "temsil eden" 15 dil üzerine bir yazı dizisi hazırlamam söz konusu olduğunda, bu seriyi Zazaca ile başlatma kararı almamı sağlayan ise Kürt yazar Altan Tan'ın bir söyleşideki su sözleri oldu: "Bugün Kürtçe için konuştuğumuz konular, Kürt sorunu çözüldükten sonra Zazaca için konuşulacak". 

Sevan Nişanyan, kendisiyle gerçekleştirdiğimiz ve birkaç paragraf aşağıda okuyabileceğiniz söyleşisinde Zazaca ile Kürtçe arasındaki mesafenin, İtalyanca ile İspanyolca arasındaki mesafeden bile fazla olduğunu söylüyor. Bu, tepki çeken bir görüş. Farklı görüşleri yansıtma etik sorumluluğu gereği, Nişanyan'ın ortaya koyduğu görüşe muhalefet edenlere de burada yer açmak gerekiyor. 

Diyarbakır'ın yerel kanalı Gün TV'nin Kürtçe haber spikeri Hangül Özbey'e göre "gerek internet üzerinden, gerekse farklı basın kuruluşları aracılığıyla, Zazaların farklı bir halk olduğu, Kurmanclar tarafından asimile edilmek istendiği, Dimilî lehçesinin lehçe değil kendi başına bir dil olduğu, Kurmanclar tarafından önemsenmediği, kısacası Zazaların ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü iddia ediliyor". Özbey şöyle devam ediyor: "Bu iddiaların temel nedeni, Kurmanclar ve Zazalar arasında çelişki yaratmak ve bu çelişkiler üzerinden kendini yaşatma çabasıdır. Kürtler arasında böyle bir ayrım söz konusu olamaz". 

Şair-yazar İbrahim Halil Baran da Zazaca'nın Kürtçe'den gayrı bir dil olduğu görüşüne şiddetle karşı çıkıyor: "Kürtçe ve Zazaca diye iki ayrı dilden bahsetmek için ortaya bir mihenk konulmalıdır. İkisinin ayrı dil olduğuna karar vermelerini gerekçelendiren morfolojik, semantik sentaks ya da gramatik şey ne? Elbette diller zamanla gelişir ve birbirlerinden koparak yeni diller, dil aileleri meydana getirirler ama Kürtlerin kullandıkları diller için bunu söylemek henüz çok erken ve ikisinin ayrı dil olduğuna dair bir ayrımdan bahsetmek mümkün değil. Türkiye’de bunun tartışılması da ne yazık ki diğer bütün meseleler gibi bilimsel bir kaygıdan değil siyasi durumdan kaynaklanıyor".

Baran, Zazaca'nın gündeme getirilme şeklini, ardında devletin olduğu bir "PR" çalışması olarak gördüğünü ima ediyor: "Bazen bir şeyin yaygın kanaat haline gelmesi için o şeyin doğruluğu değil, doğru bir iletişim diliyle pazarlanması yeterlidir. Zazalık meselesinde de ne yazık ki bu böyle olmaya devam ediyor ve devletimiz ‘bölücülükte’ başarılı olduğunu bir daha kanıtlamakta. Kürt-Zaza gibi bir ayrımda bulunmak Kürt toplumunun üzerinde durduğu sosyolojik temelleri bilmemek demektir. Kürtlük, içinde birçok etnik yapıyı barındıran bir şemsiye kimlik konumundadır. Bu yüzden Kürtler kendilerini Kürt ve Zaza olarak değil Kurmanc ve Kirmanc olarak tasnif ediyorlar. Bugün kendisine Zaza diyen 70 yaşında bir Kürde rastlayamazsınız". 

Şimdi ise dilerseniz Sevan Nişanyan'a kulak verelim: 

Zazaca meselesinde Kürt milliyetçi çevrelerinde şöyle bir eğilim var biliyorsunuz; “Bu ayrı bir dil değil, Kürtçe’nin lehçesi. Kürt dilleri var Sorani, Kurmanci gibi. Bu da onlardan bir tanesi”… Buna karşı da şöyle bir görüş var; “Hayır, Zazaca ayrı bir dil”. Kürt milliyetçi literatürü ise buna “hayır, bu aramızda yapay farklılık yaratmak isteyenlerin uydurduğu bir şey” diye karşılık veriyor. Sizin görüşünüz? 
Ben bir tarihte Taraf’taki köşemde bu konuda iki üç yazı yazdım. Gökyüzü tepeme yıkıldı diyebilirim. Korkunç bir duygusal fırtına yaratan bir konu. Akademik görüş son derece nettir, Zazaca ayrı bir dildir. Lehçenin standardı bellidir, iki dil karşılıklı olarak, özel bir eğitim almadan ve tam teşekküllü cümlelerle konuşulduğunda birbirini anlayabilir mi anlayamaz mı… Zazaca ve Kurmanci birbirini anlayabilen diller değildir. Dolayısıyla teknik olarak bunlar iki ayrı dildir.

Parantez açıp bir şey sorabilir miyim? Azerice ayrı bir dil mi lehçe mi?
Bence lehçe olması gerekir. Çünkü Azerice ile Türkçe birbirini anlayabiliyor. Buna karşılık Türkçe ile Özbekçe iki ayrı dil sayılmalıdır. Tam sınırı kestirmek güçtür bu işlerde. Yorum meselesidir, biraz meşrebe bakıyor. Günümüzde genel trend dünyada, arada en ufak bir fark varsa ayrı dil kabul etme yönündedir. Yani İspanya’da Galego lehçesinin dil sayılması bundan 15-20 yıl öncesine kadar düşünülebilecek bir şey değilken şimdi genel “doğru görüş” bunların ayrı dil olarak kabul edilmesi yönündedir. İsviçre Almancası da ayrı bir dil kabul ediliyor artık. 

Dolayısıyla da gerek bilimsel yaklaşım, gerekse dünya çapında baktığınız zaman bugünün trendlerine uygun olan yaklaşım; Kürtçe ve Zazaca’yı iki ayrı dil olarak kabul etmektir. Buna karşılık bu görüş Kürtler arasında çok şiddetli bir tepki topluyor, duygusal bir fırtına yaratıyor. İkinci olarak, Zazaların kendisi de tastamam ikiye bölünmüş durumda. Bir yarısı bu bir lehçedir diyor, diğer yarısı bu ayrı bir dildir diye gazeteye bir cümle yazdığınızda “ağam babam elini öpeyim” duygularına kapılıyor. Çok duygusal bir konu ve bu kadar duygusal konularda net görüşler ifade etmek bence iyi değildir.

Ama ben şunu anlıyorum. Dünyadaki trendi de bir kenara bırakarak söylemek gerekirse, siz bu iki dili konuşan iki kişinin, biraraya geldikleri zaman, özel bir eğitim almamışlarsa birbirlerini anlayamadıklarını söylüyorsunuz…
Evet, apaçık… Yani İrani diller disiplininde iki ayrı dil kabul edilir. Zazaca Kürtçe’ye nazaran çok daha arkaik özelliklerini koruyan, yani eski İranca hakkında daha fazla bilgi veren enteresan bir dildir. Kurmanci dili fazlasıyla evrilmişken Zazaca çok daha muhafazakâr ögelerini korumuş olan bir İrani dildir. Benim anladığım kadarıyla Zazaca ile Kürtçe arasındaki fark, mesela İspanyolca ile İtalyanca arasındaki farktan çok daha fazladır.

O zaman bitmiş bu iş demektir…
Bana da öyle geliyor. Ama bunu söylediğiniz zaman linç edilebilirsiniz, anlatabiliyor muyum… Bunda da haklı bir takım kaygılar var. Gerçekten doğrudur, Türk devleti nifak amacıyla bu tez üzerinde çalışmıştır. 

Devletin böyle bir tutumu olduğuna dair somut bir kanıt var mı?
Somut bir şey şu anda aklıma gelmiyor ama geçmişte “Kürtçe diye bir dil yoktur” tezini savunmuş çevrelerde aynı zamanda Zazaca ile Kürtçe’nin farklı iki dil olduğunu savunan görüş de egemendir. Türk milliyetçiliği Zazaca ile Kürtçe’nin ayrı olduğuna dair ısrarlı bir bakış açısını korumuştur. Bu haksız oldukları anlamına gelmez, sadece bir gerçeği kötü amaçla da kullanabilirsiniz…

Zazaların “lehçe mi dil mi” tartışmasında ikiye ayrılmış durumda olduğunu söylediniz. Bu ayrım hattı Sünni ve Alevi Zazaların arasından mı geçiyor?
Tam değil. Sünni Zazalar daha çok Kürtçülüğe yatkın, Alevi Zazalar daha fazla Zazacılığa yatkın. Ama tam olarak böyle bir farklılaşma yok. Söz gelimi Siverek Zazaları Sünnidir ama şiddetle Zaza milliyetçisidir.