Afgan halkı soruyor: Şimdi ülkeme ve bana ne olacak?

Afganistan’da Taliban 20 yıl aradan sonra bir kez daha ülke yönetimine hakim oldu. Bugüne kadar büyük güçlerin bir bahane ile işgal ettiği ancak tutunamadığı Afganistan, 1996-2001 yılları arasındaki Taliban tecrübesini yeniden yaşamaya hazırlanıyor. (Haber: Ali Asgar Çabuk, NTV Tahran muhabiri)

ntv.com.tr 21.08.2021 - 19:35

Afgan halkı soruyor: Şimdi ülkeme ve bana ne olacak?

Taliban Sözcüsü Zabibullah Mücahit, düzenlediği ilk basın toplantısında kendilerinden önceki 20 yıllık toplumsal kazanımları korumak istercesine toplumsal yaşamda radikal değişimlere gitmeyecekleri mesajını verdi. Taliban sözcüsünün verdiği mesajda tek değişim ise şeriat ve İslam hukukunun uygulanacağı oldu. Diğer yandan şehirler tek tek Taliban kontrolüne girerken duvarlarda ve mağazalarda asılı olan kadın yüzlerinin boyanarak yok edilmesi, öngörülen toplumsal değişimin ilk ipuçlarını taşıyordu.

Her 20 yılda bir bayrak değiştiren Afganistan’da gözler Taliban’ın bu ülke için nasıl bir gelecek öngördüğünde. Dünyaya daha önceden ezberlenmiş ve çalışılmış barış mesajlarını vermeyi sürdüren Taliban, henüz Afgan halkının endişe ve korkularını gidermiş değil. Afganistan İslam Cumhuriyeti’nin Taliban ile birlikte İslam Emirliği olarak yönetileceğini biliyoruz ancak hükümet sistemi, geçiş hükümetinin olup olmayacağı, devlet kurumlarının nasıl işleyeceği, yargının nasıl olacağı, çıkartılan genel affın geçerliliği ve eğitim sistemine ilişkin sayısız belirsizlik devam ediyor.

Afganistan’dan konuştuğum genç bir kadın, Kabil’in Taliban kontrolüne geçtiğinde korktuğunu ve birkaç gün dışarı çıkmadığını söyledi. Taliban’ın genel af kararı sonrası tek başına dışarı çıktığını, pazara gittiğini ve hiçbir Taliban askerinin kendisine uyarıda bulunmadığını belirtti.

“Bunun geçici bir durum olup olmayacağını bilmiyorum. Hala belirsizlikler var. Şimdilik hayat normal ama sonrası ne olur bilmiyoruz”

Aynı zamanda öğrenci olan bir diğer genç Afgan kadını ise, “Talipler şehre girdikten sonra hiç dışarı çıkmadım. Sadece penceremden dışarıda olup bitenleri izliyorum. Cadde ve sokaklar boş. Kadınlar dışarı çıkmaktan korkuyor. Ben belki dışarı çıkabilirim ve ama Talipler ile karşılaşmak istemiyorum. Üniversitemizin kapıları hala kapalı. Bizim hakkımızda ne karar verecekler belli değil.”

Tek istediği Afganistan’da güvenlik ve istikrar olan ve Taliban ile bir sorunu olmadığını belirten bir Afgan ise, “Taliplerin Afganistan’da olması veya olmaması benim için fark etmiyor. Ben ülkemde iç savaş da istemiyorum. Ancak özgürlüğümüzün ve haklarımızın elinden alınmasından korkuyorum. Eğitim hayatımız ne olacak? Ben zaten örtülü birisiyim, okula örtülü gitmek benim için zor değil. Ama Taliplerin ileride neler yapabileceğinden korkuyorum.”

Taliban sözcüleri uluslararası alanda güçlü bir piyar çalışması yaparken, içeride “Şimdi ülkeme ve bana ne olacak?” sorusu soran endişeli bir kitle var. Taliban bu belirsizlikleri kısa zaman içerisinde netleştirmez ve dışarıya önceden ezberlenen barış mesajlarını vermeye devam ederse endişeli kitleler Taliban’ı doğrudan karşılarına almaya başlayabilirler. Taliban öncesi ülkelerinin durumundan memnun olmayanlar, Taliban’ın nasıl bir yol haritası izleyeceğini anlamaya çalışıyorlar.

Taliban’ın başkent Kabil’i ele geçirdiğinde konuştuğum bir Afgan genç, Afgan ordusuna ait karargahların çatışmasız bir şekilde Taliban kontrolüne geçtiğini anlattı. Cumhurbaşkanı Gani, ülkeyi terk ettiğinde şehirde kaosun olduğunu söyleyen Afgan, çetelerin mağaza ve dükkanlara saldırdığını ve yağmaların yaşandığını belirtti.

“Taliban’ın şehre gelmesiyle yağma ve hırsızlık son buldu. Artık her yerde Taliban askerleri var. Ama tüm dükkanlar ve mağazalar kapalı. Genç kızlar ve kadınlar şehirde hiç görünmüyorlar. Genel af çıkardıklarını ve herkesin normal hayatına devam edebileceğini söylüyorlar. Buna inanmak zor. Çoğu Taliban’ın bu söylediklerinin kandırmaca olduğunu düşünüyor.”

Yine başkent Kabil’den görüştüğüm bir Afgan, “Bir kaç gündür şehirde durum iyi. Güvenlik sağlanmış durumda. Halk Taliban’ın ilan edeceği hükümeti ve yeni kanunların ne olacağını bekliyor. Şimdilik Taliban’ın davranışlarından memnunlar ama bu nereye kadar devam edecek bilmiyoruz.”

Taliban’ın ülkede çatışmasız bir şekilde hakimiyeti ele geçirmesi ve siyasal bir değişim sürecine girdiğini iddia etmesi şuana kadar halk nezdinde olumlu bir karşılık buldu diyebiliriz. Ancak Taliban’ın geçmiş uygulamaları ve iktidarı ele geçirmesine rağmen şuana kadar halkın endişelerini giderecek adımlar atmaması bu olumlu karşılığın etkisini hızla zayıflatıyor. Şimdiden bazı şehirlerde Taliban askerlerinin herhangi bir mahkeme kararı olmadan hırsızlık ve eski rejime çalışma gibi suçlamalar ile insanları cezalandırmaları ve şehir merkezlerinde teşhir etmeleri huzursuzluklara neden oluyor.

Taliban’ın siyasal değişim söylemini tabana nasıl yayacağı ve kendi tabanında kültürel değişimi nasıl gerçekleştireceği Afganistan’ın geleceği için ciddi bir konu. Bu konuya ilişkin görüştüğüm Afganlar, Taliban’ın zamanla sertleşeceğini öngörüyorlar. Meşru bir zeminde kalarak kendi uluslararası meşruiyetini oluşturmaya çalışan Taliban’ın örgüt olmaktan çıkarak devletleşmesi beraberinde huzursuzluklara ve örgüt içi anlaşmazlıklara neden olabilir. Uzun bir süredir değişim sürecinde olduğunu gördüğümüz Taliban’ın kendi tabanını buna ikna etmesi kolay görünmüyor. Bu ise zamanla Taliban’ı sertleştirebilir. Afganistan'ın yanı başında bulunan İran'da İslam Devrimi sonrası değişim ve reform süreci 40 yılı bulmuşken, Taliban'ın bunu Afganistan'da elinde sihirli bir değnek olmadan yapması çok zor.

Taliban öncesi 20 yıllık süre içerisinde Afganistan toplumsal yaşamında önemli değişimler de oldu. Artık başkent Kabil veya Herat’taki dindarlık ve toplumsal yaşam ile Kandahar şehri aynı değil. Bu ise ilerleyen süreçte sertleşmek zorunda kalacağı öngörülen Taliban’dan farklı uygulamalar görebileceğimiz anlamına gelebiliyor. İslam hukukuna uygun bir şekilde olabilecek bu ton farklılıkları içerisinde karma bir eğitim sistemi dahi görebiliriz.

Bugün Afganistan’ın Herat şehrinde özel okul ve devlet okullarından yetkililer Taliban temsilcileri ile görüştü. Görüşmenin konusu ise eğitime karma olarak mı devam edileceği yoksa kız-erkek ayrı sınıflarda mı okuyacağı oldu. Taliban temsilcileri eğitimin kız-erkek ayrı devam etmesini istiyor ve karma eğitimin bir fitne unsuru olduğunu ve kabul etmediklerini belirtiyorlar.

Görüşmeye ilişkin bilgi veren özel okul yetkilisi, bazı bölgelerde sadece 4 kız öğrencinin olduğunu ve 4 kişi için ayrı bir sınıf açacak kaynak ve imkanlarının olmadığını belirtti. Çünkü Taliban’ın teklifi sadece öğrencilerin ayrı olması değil, tüm okul çalışanları ve hocalarında hemcins olması yönünde. Ancak şehir buna hazır değil ve bunu yapacak bütçeden de yoksun. Bunun üzerine Taliban temsilcileri Herat şehrinde ancak yaşlı erkek hocaların kız öğrencilere eğitim vermesini kabul ettiklerini belirttiler. Çünkü bu onlara göre İslam hukukuna en uygun olan karar. Ancak Taliban’ın merkezi sayılan Kandahar’da yaşlı da olsa bir erkeğin kız öğrenciye eğitim vermesi ne kadar kabul görebilir? Afganistan içerisinde zamanla uygulamalarda benzer ton farklılıklarını ve meşru zemine oturdukça sertleşebilen bir Taliban’ı görebiliriz.

Kabil'in düşmesi ile birlikte geçiş sürecini olabildiği kadar az hasar alacak şekilde ve meşru zemini kaybetmeden yapmaya çalışan Taliban, kendi tabanı içerisindeki şahinlerinden gelebilecek tepkileri bastırabildiği ölçüde değişebilecektir. Ancak zamanla tabandan gelen tepkilere duyarsız kalamayacak olan Taliban, kültürel değişim sürecinde sertleşebilir.

Sayfa Yükleniyor...