İran’daki İslam devrimi dünyayı silip süpüren siyasal İslamcı dalganın yayılmasının başlangıcı idi. O vakitten bu yana dünya bir anda üniversitelere, sokaklara, genel seçimlere giren, hükümetlere katılan, hükümetler kuran, siyasi rejimlerle silahlı çatışmalara giren İslamcı hareketlerle meşgul. Bütün bu gelişmeler görüldüğü üzere İran’la güçlü şekilde bağlantılı.

Bugün İran 1979 devrimini hatırlatan karşı bir devrime sahne oluyor. O vakitler milyonlar ve yüz binlerle sokaklara çıkanlar, ısrar ve inatla polis ve istihbaratla karşı karşıya gelen kalabalıklar Şahı gitmeye mecbur bırakmıştı. Hali hazırdaki devrimin 79 devrimi yoğunluğunda ve halkçı yapısında olmadığı doğru ancak İslamcı dalganın yaşlandığı ve zayıfladığının göstergesi olabilir. Acaba İran, Siyasal İslam’ın tıpkı oluşturulması gibi çözülmesinin de başlangıcı olur mu?

İran İslam devriminden otuz yıl sonra bugün açıkça görülüyor ki bu devrim, etrafında bölgesel çekişmelerle ilgili bütün olayları ve süreçleri oluşturan bir nüveydi. Sovyetler’in Afganistan’ı işgali ve sonuçları hala etkisini sürdürüyor. İran’daki Amerikan yenilgisi, Sovyetler Birliği’ni ABD’ye ikinci bir darbe vurması yönünde kışkırtıcı bir etken olmuştu. Ayrıca Şii İslamcı devrim Amerikalılar ve Batı için acı verici güçlü bir gerekçe oldu. Derhal Sünni İslamcı devrim oluşmaya başladı. ABD bu devrime silah, para, siyasi ve medya noktasında korkunç destek verdi. Ölüme hazır intiharcı gönüllülerden binlercesinin bir araya geldiği büyük bir Sünni İslam ordusu kuruldu.

Irak-İran savaşı ve savaşın getirdiği dönüşümlerin bölgede derin etkisi oldu. İran’da oluşturulan Irak Şii İslam orduları, Hz. Hüseyin’in intikamını Emevilerden alma zihniyetiyle bugün Irak’a hükmediyor. Kuveyt savaşı oldu, ABD ile Afganistan’da oluşturulan Sünni İslamcı ordular ve cemaatler arasında çatışma baş gösterdi. Çatışma Dünya Ticaret Merkezi kulelerine saldırılması, ardından ABD’nin Afganistan ve Irak’ı işgaliyle taçlandı.

İSLAMCILIK SONA MI GELD?
Acaba İslamcılık kendi tarihinin sonuna mı geldi? İran’daki İslam devrimi İranlılar ve özellikle de istedikleri ile elde ettikleri arasında korkunç uçurum yaşayan orta ve zengin sınıflar için kabusa dönüşüyor. Bu kesimler, bu denklemin belki silahlı ve kanlı olmayacak karşı devrimi teşvik ettiğinin bilincindeler. Silahlı ve kanlı devrim orta sınıfların, sosyal, ekonomik ve kültür çevrelerinin yöntemi ve tabiatı değil. Belki dindar fakir çoğunluğu da yanlarına alamayabilirler ancak bu durum Şii ve Sünni genel İslamcı hareketler ve İran devriminin çözülmesinin teyididir.

İkinci veya karşı İran devrimi zayıflamış gibi görünüyor. Zaten bunun dışında başka bir ihtimal beklenmiyordu. Fakat sadece sokaklara dökülüşü ve çekilmesiyle ölçülmesi haksızlık olur. Halk desteğine sahip bir hareket değil ve onlarca destekçisi öldürülse de silahlı şiddet yanlısı bir devrim de olmadı. Fakat İran’daki bölünmenin gücünün ve derinliğinin ifadesiydi. Bölünme İslam örtülü yeni despot Pehlevicilik ile iktidarın rolünü değiştiren ve Müslüman Şahinşah’a dönüşen velayeti fakih rejimini sonlandıracak yeni sosyal sözleşme arasında İran’ın yeni çehresi ve tercihlerine işaret etmektedir.

Sovyetler Birliği halk devrimiyle ve dış askeri operasyonla çökmedi. Komünizm sokak savaşlarında ve şiddetli gösterilerde düşmedi ancak 1979’da İran’daki Şahın düşüşünden daha az dramatik olmayan gürültü bir şekilde düştü. Büyük dönüşümleri getiren büyük dönüşümler sakindi ve barışçıldı ancak şiddet ve köklülüğün oranı radikal ve şiddet yanlısı hareketlerinkinden üsteydi.

İRAN DÜŞERSE GERİSİ GELİR Mİ?
Acaba İran’da bu dönüşüm kesinleşirse onu Arap ve İslam dünyasında benzeri dönüşümler dizisi izler mi? Böyle olması elzem değil ve hatta benzeri dönüşümler yaşanmaması daha muhtemel. Zira İslami İran devrimiyle bağlantısı içinde Arap ve İslam dünyasındaki İslamcı yükseliş İran’la benzer tarihi ve sosyal şartlar içinde değil. İran’da yaşananlar yine İran’a özel sosyal, ekonomik ve kültürel kriz ve dönüşümlerin siyasi ifadeleridir ve hepsi olmasa da Arap ülkelerinin çoğunluğunda yoktur. Aksine Arap ülkeleri ve toplumlarında yaşanan krizler ve olaylar ters doğrultudadır. Bu krizler siyasi krizlerin sosyal ve siyaset dışı ifadeleridir.

Yeni İran devriminin hikayesi aynı zamanda ne istediğini ve neye ihtiyaç duyduğunu iyi bilen geniş orta sınıfın hikayesidir. Bugün Arap ülkelerinde ve toplumlarında bu şart mevcut değildir. Bu yüzden maalesef solcu, milliyetçi ve İslamcı hareketler ve dalgalarda yaşandığı gibi siyasi ve halk devrimleri bizde hep yaşanacak. Avrupa Rönesansında, 20’inci ve 21’inci yüzyıl başlarındaki Türk dönüşümlerinde ve eski Komünist bloğunda yaşandığı gibi sosyal ve kültürel hareket ve dönüşümlerden yoksun kalacağız.

İbrahim Garaybe
Londra’da Arapça yayımlanan El Hayat gazetesi, 3 Eylül 2009
Arapçadan çeviri: Halil Çelik